Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2022/10410 E. 2023/1176 K. 22.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10410
KARAR NO : 2023/1176
KARAR TARİHİ : 22.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulüne, ilgili bentlerin kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; eşinden fiziksel şiddet gördüğünü, eşinin kendisini evden kovduğunu, hamile iken gerekli ilgiyi göstermediğini, bel ağrısı nedeni ile kendisine yatak almasını isteyince almadığını, evden kovduğunu, eşinden baskı gördüğünü bir süre ailesi evinde kaldıktan sonra evliliğini kurtarmak adına eve geri döndüğünü, ancak erkeğin … yerinde kalmaya başladığını, erkekten eve dönmesini istediğinde ailesinin haberi olmaması şartı ile eve geleceğini söylediğini, evliliği için bu durumu da kabul ettiğini ancak erkeğin geldiğinde de önceki davranışlarına devam ettiğini, tartışmalar yaşadıklarını, erkeğin çocuğu alıp Almanya’ya götüreceğini söyleyerek kendisini tehdit ettiğini, erkeğin sürekli “Ne zaman gideceksin, çocuğumu ver sen git istemiyorum.” dediğini, devamında eve koliler ile gelerek kendisine bağırarak “eşyalarını topla git” dediğini iddia ederek, tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile boşanmalarına, yararına tedbir nafakasına, 180.000,00 TL manevî tazminata ve ziynetleri için 20.000,00 TL maddî tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; erkeğin başka bir kadınla ilişkisi olduğunu, ilişkisi olan kadının erkek eşe fotoğraflar gönderdiğini belirterek; ortak velâyete karar verilmesini ve çocukla anne arasında kişisel ilişki kurulmasını talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili, cevap ve ikinci cevap dilekçesinde, özetle; davacının hamile kaldıktan 2 ay sonra çocuğu istemediğini dile getirmeye başladığını, doğumdan 26 gün önce de müşterek haneyi terk ettiğini, 22 Nisan 2018 tarihinde kadının avukatının arayarak davacının doğum yaptığını ve çocuğu istemediğini gelip hastaneden almaları gerektiğini söylediğini, çocuğu bir süre emzirmeyi dahi kabul etmediğini, davalı babanın çocuğunu teslim alarak tedbiren velâyetini istediğini, … 5. Aile Mahkemesinin 2018/336 D. …, 2018/343 Karar sayılı dosyası ile müşterek çocuğun geçici velâyetinin müvekkiline verildiğini, kadının evlilik içinde evi terk etmeyi alışkanlık haline getirdiğini, alınmasını talep ettiği yatağı alabilecek durumunun olmadığını beyan etmesi üzerine aralarında çıkan tartışmada davacının kendisine saldırarak boğazını sıktığını, küfürler ettiğini, bu olaylar sonrasında eşyalarını toplayarak evden ayrıldığını, davacının tüm eşyalarını yükleyerek planlı bir şekilde müşterek haneyi terk ettiğini, evlilik birliğinin sarsılmasında davacının tam kusurlu olduğunu belirterek evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması nedeniyle tarafların boşanmalarını, velâyetin kendisine verilmesini, yararına 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı kadının üçüncü şahısların yanında dahi eşine hakaret ettiğini, fiziksel şiddete yeltendiğini, evlilik birliği devam ederken davacının sürekli tartışmalar çıkardığını, evi eşyalarını da alarak planlı bir şekilde terk ettiğini, evi terk ettiği esnada hamile olduğunu, doğum yapması üzerine çocuğunu emzirmeyi reddederek müşterek çocuğu doğumun ertesi günü davalı babaya teslim ettiğini, sonrasında bebeğin bakımıyla da ilgilenmediğini, evlilik birliğinin temelinde sarsılmasında kadının tam kusurlu olduğu gerekçesi ile, tarafların boşanmalarına ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesine, anne ile ortak çocuk arasında her ayın 1 inci ve 3 üncü haftası Cumartesi günü saat 10.00 ile Pazar günü saat 17.00 arasında yatılı; her sene dini bayramların 2 nci günü sabah saat 10.00’dan akşam saat 17.00’ye kadar anne ile kişisel ilişki kurulmasına, velâyeti babaya verilen küçüğün eğitim ve sağlığı konusunda bulunduğu okul ya da … kuruluşu binasında idarenin belirleyeceği uygun yer ve süre içinde bir görevli yanında kişisel ilişki kurma kapsamında annesine bilgi ve ziyaret hakkı verilmesine, davacının maddî ve manevî tazminat, tedbir ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddine, davalı erkek yararına 10.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında asıl kusurlu olanın erkek olduğunu, davalı tanık beyanlarının çelişkili olduğunu, beyanların aleyhine değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, kişisel ilişkinin asgari tutulmasının ve küçüğün eğitim ve … konularında kişiler vasıtasıyla iletişim kurmasına ve salt bilgi alabileceğine dair karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek; kusur belirlemesi, nafaka ve maddî, manevî tazminat taleplerinin reddi, ortak çocuk ile kurulan kişisel ilişki ve aleyhine hükmedilen manevî tazminat yönünden istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı erkeğin tanık listesinde gösterdiği 7 tanığını dinletmekten vazgeçtiğini ancak bu konuda kadının muvafakatinin alınmaması hatalı olmakla birlikte istinafa getirilmediğinden değinilmekle yetinildiği, kadının doğum yapması üzerine çocuğunu emzirmeyi reddederek müşterek çocuğu doğumun ertesi günü davalı babaya teslim etmesi ve sonrasında bebeğin bakımıyla da ilgilenmemesine ilişkin vakıalar dava açıldıktan sonra gerçekleştiğinden kadına yüklenemeyeceği, yine terk hukuksal sebebine dayalı olarak usulüne uygun olarak açılmış bir dava da bulunmadığı dikkate alınarak kadının evi terk etmesinin de kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, kadının sürekli tartışma çıkardığı ve erkeğe hakaret ederek fiziksel şiddete yeltendiğinin tanık beyanı ile sabit olduğu, İlk Derece Mahkemesi’nin evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kadının tam kusurlu olduğu belirlemesinin doğru olduğu, bu halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru değil ise de erkek tarafından bu yön istinafa getirilmediğinden yanılgıya işaret etmekle yetinildiği, kadının tedbir nafakası talebinin reddinin hatalı olduğu, kadının maddî tazminat talebinin boşanmanın fer’îsi niteliğinde olmadığı, ziynet alacağı olduğu, başvuru harcı tüm talepleri kapsarsa da mahkemece kadına ziynet alacağı talebine ilişkin nispi harcı yatırması için süre verilmesi, sonucuna göre ziynet alacağı konusunda değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiği, karar tarihi itibarı ile 1 yaş, 2 aylık olan çocuğun doğumunun ertesi gününden itibaren baba yanında yaşadığı dikkate alındığında anne ile çocuk arasında kurulan kişisel ilişkinin uygun olduğu, kaldı ki değişen koşullara göre kişisel ilişkinin yeniden düzenlenebileceği, velâyeti babaya verilen küçüğün eğitim ve sağlığı konusunda bulunduğu okul ya da … kuruluşu binasında idarenin belirleyeceği uygun yer ve süre içinde bir görevli yanında kişisel ilişki kurma kapsamında annesine bilgi ve ziyaret hakkı verilmesine ilişkin düzenleme infazda tereddüt yaratacak nitelikte ise de bu durum velâyet sahibi baba tarafından istinafa getirilmediğinden aleyhe hüküm kaldırma yasağı nedeniyle yanılgıya işaret etmekle yetinildiği gerekçesi ile; davacı kadının kusur belirlemesine yönelik istinaf talebinin dayanılan ve ispat edilen vakıalar yönünden hükmün gerekçesinin düzeltilerek kadının yine de tam kusurlu olması nedeniyle esastan reddine, kadının reddedilen manevî tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri ile aleyhine hükmedilen manevî tazminat ve kişisel ilişkiye yönelik istinaf taleplerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendinin bir alt fıkrası gereğince esastan reddine, davacı kadının tedbir nafakası ve maddî tazminat talebine ilişkin istinaf taleplerinin kabulü ile ilgili bendin kaldırılmasına, yerine dava tarihinden boşanma kararının kesinleştiği tarihine kadar 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 169 uncu maddesi gereğince takdiren aylık 200,00 TL tedbir nafakasının davalı erkekten tahsili ile davacı kadına ödenmesine, davacı kadının yoksulluk nafakası talebi ile manevî tazminat taleplerinin reddine, ziynetlere ilişkin maddî tazminat talebi hakkında gerekçede belirtilen nedenle işlem yapılması için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; erkeğin hamile eşini sürekli terk edip evden gittiğinin tanık beyanları ile ispat edildiği halde erkeğe yüklenmediğini, erkeğin kadının ailesinden maddî beklentiler ile evlendiğini, bulamayınca da kadına karşı davranışlarının değiştiğini, kadının bunalıma girdiği ve boşanma davası açtığını, çocuğunu doğumdan sonra babasına gönderdiğini, erkek eşin aile sırlarını başkaları ile paylaştığını, çocuk ile anne arasında kurulan kişisel ilişkinin yeterli olmadığını babanın çocuğu …’a götürdüğünü belirterek; kusur belirlemesi, çocukla anne arasında kurulan kişisel ilişki, manevî tazminat ve nafaka talebinin reddi, erkek yararına hükmolunan manevî tazminat yönlerinden temyiz talebinde bulunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme:
Uyuşmazlık, davacı tarafından açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, çocuk ile anne arasında kurulan kişisel ilişkinin yeterliliği, erkek yararına manevî tazminata hükmedilmesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve miktarının dosya kapsamı ve hakkaniyete uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 182 inci, 323 üncü maddeleri; 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu, 370 inci ve 371 inci maddesi; Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 9 uncu maddesinin 3 üncü bendi; Çocuk Haklarının Kullanılmasına dair Avrupa Sözleşmesinin 4 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. İlk Derece Mahkemesince ortak çocuğun velâyeti babaya verilmiş, anne ile kişisel ilişki kurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince ortak çocukla anne arasında kurulan kişisel ilişki yönünden davacı kadının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Anne ve babadan her biri velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir (4721 sayılı Kanun, md. 323). Kişisel ilişki annelik ve babalık duygusunu tatmin edecek nitelikte olmalıdır. Davacı anne ile velâyeti babaya bırakılan ortak çocuk arasında mahkemece kurulan kişisel ilişki çocuğun temyiz aşamasındaki yaşı da göz önüne alındığında az olup annelik duygularını tatmin edecek yeterlilikten uzaktır. Bu sebeple yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının ortadan kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere davacı kadının diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Yukarıda (2) numaralı paragrafta belirtildiği üzere davacı kadının kişisel ilişkiye yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunun esastan ret kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacı kadının kişisel ilişkiye yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hükmün fıkrasının 2 nci bendinin ikinci fıkrasının hükümden tamamen çıkarılmasına, yerine “velâyeti babaya verilen ortak çocuk 22.04.2018 doğumlu Ayla ile anne arasında, her ayın l inci ve 3 üncü hafta sonu Cumartesi günü 10.00 ile takip eden Pazar günü 17.00 saatleri arasında, dini bayramların 2 nci günü 10.00 ile 3 üncü günü 17.00 saatleri arasında, her yıl anneler günü 10.00 ile 17.00 saatleri arasında, yarıyıl tatilinin ilk günü saat 10.00’dan takip eden 7 nci günü saat 17.00 arasında, her yıl 1 Temmuz saat 10.00 ile 15 Temmuz saat 17.00 arasında kişisel ilişki kurulmasına” cümlesinin yazılmak suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine,

22.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.