YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16619
KARAR NO : 2023/3422
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ :Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı
HÜKÜMLER : Beraat
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 16.07.2014 tarihli ve 2014/1479 sayılı iddianamesiyle sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca Ankara Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.12.2014 tarihli ve 2014/271 Esas, 2014/418 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat kararları verilmiştir.
3. Tebliğnamede sanıklar hakkında eksik inceleme ile beraat hükümleri kurulduğuna dair görüş serdedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyizi, şirket yetkilisi sanıklara suça konu daire için ödeme yaptığı halde bu dairenin kendisine teslim edilmediğine ve bedelinin de iade edilmediğine, ihtilafın yalnızca alacak verecek ilişkisi kapsamında değerlendirilemeyeceğine ve sanıkların dolandırıcılık kastıyla hareket ettiklerine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanıklara ait … Limited Şirketi’nin 27.01.2003 tarihinde Keçiören ilçesi Ufuktepe mahallesinde 31233 ada ve 6 numaralı parselde bulunan arsanın sahibi … Karaca ile noterlikte düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve daire karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıkları, 7 katlı 12 daireli binanın 4 dairesinin inşaat bitiminde arsa sahibine devredilmesi ve inşaatın 24 aylık sürede bitirilmesi hususunda anlaştıkları belirlenmiştir.
2. Katılanın sanıklarca yapılan inşaatın 11 numaralı bağımsız bölümünü 45.000,00 TL’ye satın alması hususunda 20.07.2004 tarihinde noterlikte taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yaptıkları ve bu sözleşmeye göre 31.12.2005 tarihinde dairenin katılana teslimi konusunda anlaştıkları tespit edilmiştir.
3. Katılan 21.02.2014 tarihli şikayet dilekçesinde suça konu dairenin bedelini yıllar önce ödediği halde sanıkların bu daireyi kendisine vermedikleri gibi başka bir kişiye sattığını duyduğunu belirterek şikayetçi olmuştur.
4. Dosya kapsamındaki ödeme belgelerine göre katılanın toplam 45.000,00 TL parayı 2004 yılında 35.000,00 TL, 2005 ila 2009 yılına kadar 10.000,00 TL olacak şekilde peyderpey ödediği anlaşılmıştır.
5. Sanık …, katılan ile 2004 yılında 45.000,00 TL ‘ye 30.000 TL peşin ve 15.000 TL’nin ise üç taksit olarak ödenmek üzere daire satışı için anlaştıklarını, oysa katılanın 17.000,00 TL ila 20.000,00 TL arasında bir para ödediğini, 01.05.2006 yılında cezaevine girmesi nedeniyle işlerle oğlu olan diğer sanık …’un ilgilendiğini, ancak işlerin iyi gitmemesi ve mali krize girilmesi sebebiyle inşaatın tamamlanamadığını, 2010 yılında cezaevinden çıkmasına rağmen daireyi teslim edemediğini, kalan borcunu güncel olarak ödemesi halinde inşaata devam edip dairesini teslim edebileceğini ancak katılanın kalan borcunu ödemediğini, uyuşmazlığın kendilerinin mali krize girmeleri ve katılanın da borcunu düzgün şekilde ödememesinden kaynaklandığını, suça konu gayrimenkulün halihazırda arsa sahiplerinin üzerine kayıtlı olduğunu ve kimseye satılmadığını savunmuş, diğer sanıkta benzer şekilde savunmada bulunmuştur.
6. Mahkemesince suça konu dairenin tapu kayıtları istenmiş ise de akıbeti beklenilmeksizin karar verilmiş ve sanıkların savunması esas alınarak dairenin kimseye satılmadığı sabit görülmek suretiyle dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle sanıklar hakkında beraat hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Katılanın suça konu dairenin bedelini ödediği halde 2005 yılından beri teslim edilmediği gibi sanıklar tarafından oyalandığını ve başkasına satıldığını duyduğunu beyan etmesine nazaran, sanıkların suça konu daireyi katılana sattıklarını kabul etmekle birlikte mali kriz nedeniyle inşaatı tamamlayıp teslim edemediklerini ve tapuda bu dairenin halihazırda arsa sahipleri üzerine kayıtlı olduğunu savunmaları nedenleriyle Mahkemesince dairenin arsa sahipleri adına kayıtlı olduğu sabit görülerek ihtilafın hukuki mahiyet arz ettiğinden bahisle sanıklar hakkında beraat kararları verilmiş ise de; maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılması bakımından, anlaşmazlığa konu taşınmazın yapıldığı inşaatın tamamlanıp tamamlanmadığı, ne aşamada olduğunun araştırılması, bu taşınmaza ilişkin tedavüllü tapu kayıtlarının onaylı suretlerinin dosya arasına alınması ve tapu devri yapılmışsa kime, hangi tarihte ve hangi hukuki ilişkiye dayanılarak devredildiğinin belirlenip, arsa sahibi ve tapu kaydında adı geçen şahısların tanık sıfatıyla dinlenilmesi, taraflar arasındaki hukuk mahkemelerinde görülen dava dosyaların incelenmesi, sanıklarca yapılan inşaatta başkaca mükerrer daire satışı olup olmadığı hususunun araştırılması suretiyle eksik hususlar giderildikten sonra sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak hükümler kurulması,
2. Kabule göre de; hüküm fıkrasında beraat hükümleri kurulurken uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması,
Hususları hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.12.2014 tarihli ve 2014/271 Esas, 2014/418 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.