YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3764
KARAR NO : 2023/3350
KARAR TARİHİ : 22.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara Batı 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.07.2021 tarihli ve 2021/149 Esas, 2021/319 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 08.12.2021 tarihli ve 2021/644 Esas, 2021/1296 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 14 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 7 yıl 3 ay 15 gün süreyle hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi kararının sanık ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12.09.2022 tarihli ve 2022/3521 Esas, 2022/7605 Karar sayılı kararı ile özetle sanığın öz kızı olan mağdureye yönelik değişik tarihlerde, cebir ve tehditle nitelikli cinsel istismarda bulunduğunun sabit olduğu gözetilmesi nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 23.12.2022 tarihli ve 2022/1301 Esas, 2022/1718 Karar sayılı kararı ile sanığın, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Temyiz İsteminde Özetle
Kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, asılsız iddia sahiplerinin şikayetlerinden vazgeçtiklerini, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Sanık Müdafii Temyiz İsteminde Özetle
Sanığın eylemlerini cebir, tehdit, hile ya da iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirdiğinin ispatlanamadığını, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraatine karar verilmesi gerektiğini, sanık hakkında akıl sağlığı raporu aldırılmasını, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Katılan Bakanlık Vekili Temyiz İsteminde Özetle
Takdiri indirim uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, sanık hakkında en üst sınırdan ve indirim hükümleri uygulanmaksızın hüküm kurularak sanığın cezalandırılmasını, vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Bölge Adliye Mahkemesince; ”Sanığın mağdurenin öz babası olduğu, mağdurenin 15 yaşından büyük olduğu, lise 1.sınıfın ilk döneminde eylemlerin başladığı ve şikayet tarihi olan Mart 2021 tarihine kadar eylemlerin devam ettiği, sanığın bu süre zarfında farklı zamanlarda ve aynı suç kastı altında mağdureye anal bölgeden organ sokmak suretiyle birden çok kez cinsel istismarda bulunduğu, eylemlerini tehdit ve zor kullanarak gerçekleştirdiği, bu şekilde üzerine atılı organ sokmak suretiyle cinsel istismar suçunu işlediği Dairemizce kabul edilmiştir.
Sanık hazırlık aşamasında mağdurenin kendisine yaklaşması ve kışkırtması sonucu mağdureyle anal bölgeden 2 kez cinsel ilişkiye girdiğini söylemiş ilk derece mahkemesinde yine aynı beyanını tekrar etmiştir.
Dairemizde yapılan duruşmada ise eylemin mağdurun rızasıyla olduğunu 1-2 kez organ sokmak suretiyle ilişkiye girdiğini kabul ettiğini söylemiş, mağdure sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçmekle birlikte tüm aşamalarda ilişkinin gerçekleştiğini söylemiş, hazırlık aşamasında eylemin bir çok kez olduğunu söylemişken ilk derece mahkemesinde 5-6 kez ilişkiye girdiklerini beyan etmiş, Dairemizde yapılan duruşmada ise eylemin 1 kez olduğunu söylemiştir.
Mağdurenin raporunda anal bölgede fisür tarzı livata izlerinin bulunduğu, hem mağdurenin hem de sanığın beyanları ile birlikte değerlendirildiğinde sanığın mağdureye organ sokmak suretiyle cinsel ilişki gerçekleştirdiği kabul edilmiştir.
Gerek mağdurenin beyanı gerekse sanığın savunmalarından aralarında organ sokmak suretiyle cinsel ilişki olduğu konusunda bir tereddüt bulunmayıp aldırılan doktor raporu da mağdurede fiili livata bulgularının olduğunu göstermektedir. Ancak sanık aşamalarda mağdurenin kendisini tahrik etmesi sonucu bu ilişkinin gerçekleştiğini söyleyip herhangi bir zorlama ya da cebir ve tehdit olmadığını dile getirmiştir.
Mağdure ise hazırlık aşamasında verdiği ifadesinde sanığın kendisini çağırıp elini kolunu bağlayıp, seni öldürürüm diye tehdit ederek kendisiyle ilişkiye girdiğini, bu esnada evde kimse olmadığını, sanık babasının kalp rahatsızlığı sebebiyle çalışmayıp çoğunlukla evde olduğunu, olayın yatak odasında gerçekleştiğini, arka bölgesinden kendisine organ soktuğunu, en son eylemin 4 ya da 5 mart 2021 tarihinde olduğunu, eylemlerin benzer şekilde anal bölgeden organ sokmak suretiyle gerçekleştiğini, sanık olan babasının zaman zaman kendisine şiddet uyguladığını, karşı koyduğunda “sen geldin oynamaya başladın” diyerek suçu kendisine attığını, 1 yıllık süre içerisinde bu eylemlerin aralıklı olarak çok sayıda gerçekleştiğini, artık dayanamayarak bu durumu teyzesine anlattığını ve olayın böyle ortaya çıktığını, arka bölgesinde acı hissettiğini, oturmakta zorlandığını sanığın “bunları duyan olursa seni öldürürüm, anneni ve kendini de öldürürüm” şeklinde tehditlerde bulunduğunu söylemiştir.
Tanık … ***** mağdurenin teyzesi olup, mağdurenin bu olayı kendisine anlattığını eve gidemem babam bana tecavüz ediyor dediğini, sorduğunda “teyze babam benim elimi, yüzümü, ağzımı bağladı, birden çok kez tecavüz etti, cinsel organını ağzıma soktu, benim cinsel organımı yaladı, ağzıma boşaldı” dediğini tekrar sorduğunda poposundan yaptığını ve bağırıp çağırmasına rağmen bana birşey olmaz diyerek eylemlerine devam ettiğini anlattığını söylemiştir.
Sanık ile mağdure arasındaki mesaj kayıtlarının incelenmesinde sanığın mağdureye yönelik olayları kapatalım şeklinde mesajlar yazdığı, mağdurun ise bir daha görmek istemediğini söyleyerek senin kızın değilim gibi şeyler yazdığı görülmüştür.
Her ne kadar mağdure Dairemizde sanığın kendisine bir zorlaması olmadan eylemlerin gerçekleştiği söylemiş ise de, hazırlık aşamasında ve ilk derece mahkemesinde eylemlerin zorla olduğunu söylediği, Dairemizdeki vazgeçtiği ifadenin tutuklu olan babasını kurtarmaya yönelik olduğuna dair olduğu Dairemizce değerlendirilmiştir.
Mağdurenin tehditle oluşan korku dışında bu eylemlere rıza göstermesi hayatın olağan akışına aykırıdır, tehdidin ev ortamında olması ve sanığında babası olması sebebiyle mağdur üzerinde korkutuculuk etkisinin daha büyük olduğu, mağdurun zamanla bu korku ve tehditlere karşı boyun eğerek sindiği ve eylemlere karşı koyamadığı bunları annesine anlatmak istediği ancak abisinin askere gitmesini beklediği muhtemelen abisinin duymasıyla evde büyük olay çıkacağını düşündüğü, abisi askere gittikten sonra anneye ve teyzeye anlattığı, mağdurenin bu şekilde manevi bir korku ve baskı altında kaldığının anlaşıldığı dolayısıyla eylemlerin rıza ile olmayıp tehditle olduğunun kabulü gerekmiştir.
Suçun işleniş biçimi ve oluşan zarar dikkate alınarak takdiren alt sınırdan hüküm kurulmuş, suçun sanık tarafından öz kızına karşı işlenmesi sebebiyle cezasından yarı oranında artırım yapılmış, eylemin sayısı net olarak belli olmadığından sanığın lehine yorum yapılarak zincirleme suç hükümleri gereği sanığın cezasından takdiren 1/4 oranında artırım yapılmış, yargılama aşamalarında pişmanlığını dile getiren sanık hakkında verilecek cezanın üzerindeki olası etkileri de dikkate alınarak takdiri indirim yoluna gidilmiş verilen cezanın miktarı dikkate alınarak kaçma şüphesi bulunduğundan, tutukluluk halinin devamına karar vermek gerekmiş” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları” başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Kanuni düzenleme dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 23.12.2022 tarihli ve 2022/1301 Esas, 2022/1718 Karar sayılı kararında sanık, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara Batı 4. Ağır
Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.05.2023 tarihinde karar verildi.