Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/11561 E. 2023/1412 K. 08.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11561
KARAR NO : 2023/1412
KARAR TARİHİ : 08.02.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul/Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı …Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; 15.04.2014 tarihinde müvekkili …’ın yaya kaldırımında yürüdüğü esnada, … plakalı aracın çarpması sonucu ağır şekilde yaralandığını, kazanın … yönetimindeki … plakalı aracın Konya yolu AŞTİ istikametinde kontrolsüz bir şekilde seyir halinde iken yine aynı istikamette seyreden … yönetimindeki … plakalı araca çarpması, bu aracın da savrulması sonucu sol şeritten hızla gelen …cın aniden fren yaparak kaldırımda bulunan müvekkili ile iki arkadaşına çarpması şeklinde gerçekleştiğini, …’ın kaza nedeniyle Gazi Üniversitesi Hastanesine kaldırıldığını, ameliyat olduğunu, yoğun bakımda kaldığını, uzun süre tedavi gördüğünü, müvekkilinin kıdemli başçavuşluk eğitimi için Ankara’ya geldiğini, kaza sebebiyle eğitime devam edemediğini, eğitime devam eden astsubayların mezun olduklarını, rütbelerinin ve maaşlarının arttığını iddia ederek maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.

2. Birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/343 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; 16.04.2014 günü davalının sigortacısı olduğu araç ile dava dışı araçların karıştığı trafik kazasında yaya olan müvekkilinin yaralandığını iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 102.773,18 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

3. Birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/785 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; davalı … şirketlerine … poliçesi ile sigortalı bulunan araçların kaza yapması sonucu … plaka no’lu aracın savrularak kaldırımda yaya olarak yürüyen müvekkiline çarpması sonucu müvekkilinin ağır yaralandığını, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/703 Esas sayılı dosyasında alınan 08/03/2016 tarihli adli tıp raporunda iş gücü kaybının %27,2, bakıcıya ihtiyaç duyduğu sürenin 60 gün, geçici iş görmezlik süresinin ise 6 ay olarak hesaplandığını iddia ederek 10.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Asıl davada, davalı …Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde bahsi geçen … plakalı aracın şirket nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunduğunu, poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve azami 268.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatı kapsamında bulunmadığını, maddi ve tedavi giderleri için geçerli olan teminatın her halükarda ödenecek bir teminat olmayıp uzman bilirkişilerce yapılacak inceleme sonucunda oraya çıkacağını, kusur durumu ile maluliyet oranının tespiti bakımından Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiklerini, geçici iş göremezlik tazminatının tedavi gideri içerisinde değerlendirildiğini, 6111 Sayılı yasa uyarınca bu taleplerin SGK tarafından karşılanması gerektiğini, söz konusu kaza ile ilgili olarak davadan önce müvekkili şirkete müracaat edilmediğini, temerrüde düşmediklerini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

2. Asıl davada, davalı … vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan … plakalı aracın şirket nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunduğunu, poliçenin şahıs başına azami 268.000,00 TL sakatlık teminatı sağladığını, poliçede teminat limitinin gösterilmesinin bu rakamın mutlak surette ödeneceği anlamına gelmediğini, sigortacı sigortalısının kusur oranına isabet eden zarardan sorumlu olduğundan izafe edilecek kusur oranının belirlenmesi gerektiğini, kusur durumunun tespit için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiklerini, son yasal düzenlemeler çerçevesinde sağlık hizmet bedellerinin, geçici iş göremezlik zararlarının ve tedavi giderlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağını, sigorta şirketlerinin sorumluluğunun olmadığını, olay tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.06.2019 tarihli ve 2015/703 Esas, 2019/457 Karar sayılı kararıyla; davaya konu kaza nedeni ile davacının sürekli iş göremezliğinin tespit edildiğini, alınan kusur raporu ile davacının kusurunun bulunmadığının belirlendiğini, davacının maaş bordroları dikkate alınarak ve PMF-1931 yaşam tablosu gözetilerek hesaplama yapıldığını, poliçe limitleri dahilinde davacı vekilinin zararı kusur üzerinden istemediği gözetilerek özellikle sigorta şirketlerinin birbirlerine kusurları oranında rücu haklarının da olduğu gözetilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı …Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı …Ş. vekili; sigortalı araç sürücüsünün kusurunun %25 olarak belirlendiğini, sigortalı araca … plakalı aracın çarpması sonucu şeridini korumaması nedeniyle kusur yüklendiğini, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, sigortalı araç sürücüsünün kusuru %25 ve hesaplanan zarar 534.436,25 TL iken, müvekkil şirketin yalnızca kusur oranı ile sınırlı olmak üzere sorumluluğuna hükmedilmemiş olmasının da hatalı olduğunu, müvekkil şirket aleyhine müşterek müteselsil sorumluluk hükümlerine göre hüküm kurulduğunu, ancak, müvekkil şirketin rücu hakları göz ardı edilerek her iki sigorta şirketi de poliçe limitinin tamamından sorumlu olacak şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, hesap raporuna esas alınan maluliyet oranı ve hesaplanan tazminatın da fahiş olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.05.2022 tarihli ve 2019/3054 Esas, 2022/1287 Karar sayılı kararıyla; alınan kusur raporlarının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı, tazminat hesaplamasında kaza tarihi itibari ile PMF 1931 yaşam tablosunun uygulanmasının yerinde olduğu, tazminat hesap biçiminin kaldırma nedeni olmadığı, davalıların müteselsil sorumlu olduklarını, rücu haklarının saklı olduğu gerekçeleri ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı …Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı …Ş. vekili istinaf sebeplerini tekrar ederek usul ve kanuna aykırı bulduğu kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54 ve 56 ıncı maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85, 86, 88, 89, 90 ve 111 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı …ye yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.