YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/16711
KARAR NO : 2023/1998
KARAR TARİHİ : 05.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı, hayasızca hareketlerde bulunma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığına
Mağdur sanık ve sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.03.2014 tarihli ve 2013/297 Esas, 2014/51 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan mahkumiyetine, mağdur sanık hakkında hayasızca hareketlerde bulunma suçundan ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.
2.Yargıtay Kapatılan 14. Ceza Dairesinin 17.02.2021 tarihli ve 2016/11232 Esas, 2021/1281 Karar sayılı kararı “…Mağdur sanık …’ın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen nüfus kaydının incelenmesinde İzmir 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 16.01.2014 gün ve 2013/907 Esas, 2014/62 sayılı kararı ile …’nin vasi olarak tayin edilip aynı mahkemenin 15.11.2018 günlü ek kararıyla vasiliğin iki yıl süreyle uzatılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, adı geçenin vasiliğinin devam edip etmediği araştırılıp, ediyorsa vesayet kararı dosya içerisine alınarak vasiye gerekçeli hükmün tebliği, aksi takdirde mağdura 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 405. maddesi uyarınca vasi tayin edildikten sonra temyiz hakkı bulunduğundan, gerekçeli hükmün atanacak vasiye tebliğiyle tebellüğ belgesi ile verildiği takdirde temyiz ve cevap dilekçelerinin eklenip, hükmün temyizi halinde bununla ilgili ek tebliğname düzenlenmesinden sonra Dairemize iade edilmek üzere esası incelenmeyen dosyanın mahkemesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,…” karar verilmiştir.
3.Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 04.07.2022 tarihli ve 2022/2109 Esas, 2022/7314 Karar sayılı kararı ile “…Mağdur sanık …’a vasi olarak tayin edilen …’nin vasiliğinin devam edip etmediğinin araştırılarak devam etmesi halinde gerekçeli kararın tebliğine dair Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesince verilen 17.02.2021 gün ve 2016/11232 Esas, 2021/1281 sayılı tevdi kararına istinaden dosyanın gönderildiği mahkemece anılan vasiye usulune uygun tebligat yapılmadığı gibi İzmir 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.02.2022 tarihli ek kararı ile adı geçene …’ın vasi olarak tayin edildiği anlaşıldığından temyiz hakkı bulunan adı geçene gerekçeli kararın tebliğiyle tebellüğ belgesi ile verildiği takdirde temyiz ve cevap dilekçelerinin eklenip, hükmün temyizi halinde bununla ilgili ek tebliğname düzenlenmesinden sonra Dairemize iade edilmek üzere esası incelenmeyen dosyanın mahkemesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,…” karar verilmiştir.
4.Tevdi kararı sonrası eksiklik mahallince giderilmekle dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Daireye tevdi edilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 08.10.2016 tarihli ve 9-2022/151544 sayılı Tebliğname onama ve bozma görüşlüdür.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Mağdur Sanık müdafiinin Temyiz İstemi
Dosya kapsamında mağdur sanığın beyanlarının aksini ispat edecek kesin, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığına, beraatine karar verilmesi gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
2.Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Mahkumiyet kararını temyiz etme iradesi ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin Kapsamına Göre;
Mahkemenin kabulü;
1.Deliller; İddia, sanık savunmaları, tanık beyanı, mağdur sanık hakkında İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlendiği anlaşılan 15.08.2011 tarihli Özürlü Sağlık Kurulu Raporu, mağdur sanık hakkında, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesince düzenlendiği anlaşılan 15.11.2012 tarihli, akli dengesinin yerinde olmadığına ilişkin Sağlık Kurulu Raporu, mağdur sanık hakkında, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalınca düzenlendiği anlaşılan 28.12.2012 tarihli, ceza ehliyetinin olmadığına ilişkin Medikolegal Değerlendirme Raporu, sanığın üzerine yüklenen nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediğine yönelik olarak düzenlendiği anlaşılan 11.11.2012 tarihli tutanak, mağdur sanık hakkında, İzmir Katip … Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlendiği anlaşılan 20.04.2012 tarihli, cezai ehliyetinin olmadığına ilişkin Sağlık Kurulu Raporu, mağdur sanık hakkında, İzmir Alsancak …- … … Devlet Hastanesince düzenlendiği anlaşılan 10.05.2013 tarihli, Özürlü Sağlık Kurulu Raporu, mağdur sanık hakkında, Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesince düzenlendiği anlaşılan 06.08.2013 tarihli, üzerine yüklenen alenen cinsel ilişkide bulunma ve hayasızca hareket suçundan akıl hastası olduğu ve bu akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını tam olarak algılayamayıp, bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olduğuna ilişkin Sağlık Kurulu Raporu, mağdur sanık hakkında, İzmir Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Erişkin Adli Kurulunca düzenlendiği anlaşılan 27.12.2013 tarihli, şizofreni hastası olup rahatsızlığının hekim olmayanlarca anlaşılabilir ağırlıkta olduğu, ruh sağlığının bozuk olması nedeniyle, maruz kaldığı nitelikli cinsel saldırı eyleminin anlam ve sonuçlarını kavramada yetersizliğinin bulunduğu ve bu nedenle ruh sağlığının olaydan dolayı etkilenmediğine ilişkin rapor, İzmir 12.Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/1271 Esas, 2012/1754 karar sayılı dosyası ve bu dosyanın bütün kapsamı, sanıklara ait nüfus ve sabıka kayıtları ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında; mağdur sanığın şizofreni hastası olduğu, rahatsızlığının hekim olmayanlarca anlaşılabilir ağırlıkta olduğu, ruh sağlığının bozuk olması nedeniyle, maruz kaldığı nitelikli cinsel saldırı eyleminin anlam ve sonuçlarını kavramada yetersiz olduğu anlaşılmıştır. Sanığın emniyet müdürlüğünde verdiği ifadesinden, olaya ilişkin olarak düzenlenen 11.11.2012 tarih, saat 22.50 ibareli tutanaktan ve bu tutanağı düzenleyenlerden biri olan imzacı tanık polis memuru M.E.’nin beyanlarından, sanığın, şizofreni hastası olduğu anlaşılan mağdur sanığa karşı aleni olarak nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği anlaşılmıştır.
2.Sanığın duruşmada verdiği savunmasında, olay günü alkollü olduğunu, ne yaptığını hatırlamadığını ifade etmek suretiyle, atılı suçu işlediği yönünde tevilli ikrarda bulunduğu görülmüştür. Bu nedenlerle, sanığın, suç tarihinde kayden on sekiz yaşından büyük olan mağdur sanığa karşı aleni olarak nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği anlaşıldığından, eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca cezalandırılması yoluna gidilmesi gerekmiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere, mağdur sanığın, şizofreni hastası olduğu, rahatsızlığının hekim olmayanlarca anlaşılabilir ağırlıkta olduğu, ruh sağlığının bozuk olması nedeniyle, maruz kaldığı nitelikli cinsel saldırı eyleminin anlam ve sonuçlarını kavramada yetersiz olduğunun anlaşılması sebebiyle, eylemin ruhsal bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesinden ötürü, sanık hakkında aynı Kanun’un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi de uygulanmıştır. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Erişkin Adli Kurulunca düzenlendiği anlaşılan 27.12.2013 tarihli rapordan, mağdur sanığın şizofreni hastası olduğu, rahatsızlığının hekim olmayanlarca anlaşılabilir ağırlıkta olduğu, mağdur sanığın ruh sağlığının bozuk olması nedeniyle, maruz kaldığı nitelikli cinsel saldırı eyleminin anlam ve sonuçlarını kavramada yetersizliğinin bulunduğu ve bu nedenle ruh sağlığının olaydan dolayı etkilenmediğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında yasal koşulları oluşmadığından, aynı Kanun’un 102 nci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasına ve hükmedilen cezanın arttırılmasına yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.
3.Mağdur sanığın alenen cinsel ilişkide bulunma ve hayasızca hareket suçundan 5237 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de; yukarıda belirtilen ve açıklanan delillerden de anlaşıldığı üzere, mağdur sanığın akıl hastası olduğu, bu akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını tam olarak algılayamayıp ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olduğu Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 06.08.2013 tarih, 18679 sayılı raporu ile tespit edildiğinden, mağdur sanık hakkında aynı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi gereğince ceza tertibine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir. Mağdur sanık hakkında aynı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri uygulanmasına da karar verildiği belirtilmiştir.
IV. GEREKÇE
A.Mağdur Sanık Hakkında Hayasızca Hareketlerde Bulunma Suçundan Kurulan Hükmün Temyiz İncelemesinde
Mağdur sanığa isnat edilen hayasızca hareketlerde bulunma suçunun 5237 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenip, öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirtilen sekiz yıllık olağan dava zamanaşımı süresine tabi bulunduğu ve ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen sanığın mahkeme sorgusunun yapıldığı 10.10.2013 ile inceleme günü arasında bu sürenin geçtiği belirlenmiş ve bu nedenle Tebliğname’de onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
B. Sanık Hakkında Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hükmün Temyiz İncelemesinde
Mahkemesi gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Ancak;
Dosya kapsamında mağdur sanık sıfatıyla yer alan Tarkan’ın alınan raporlarında eyleme karşı beden veya ruh bakımından kendisini savunabilecek durumda olup olmadığına dair herhangi bir bilginin yer almadığı anlaşılmakla, bu hususta İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulundan rapor alındıktan sonra sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A.Mağdur Sanık Hakkında Hayasızca Hareketlerde Bulunma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.03.2014 tarihli ve 2013/297 Esas, 2014/51 Karar sayılı kararına yönelik mağdur sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B. Sanık Hakkında Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.03.2014 tarihli ve 2013/297 Esas, 2014/51 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.04.2023 tarihinde karar verildi.