YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/28318
KARAR NO : 2023/857
KARAR TARİHİ : 22.02.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Van Cumhuriyet Başsavcılığının 13.09.2010 tarihli ve 2010/429 numaralı iddianamesiyle sanığın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci ve altıncı fıkraları uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.02.2016 tarihli ve 2010/375 Esas, 2016/99 Karar sayılı kararı ile sanığın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci, dördüncü ve altıncı fıkraları, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.02.2016 tarihli ve 2010/375 Esas, 2016/99 Karar sayılı re’sen de temyize tabi kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 24.11.2020 tarihli ve 2020/4989 Esas, 2020/5222 Karar sayılı kararı ile mağdurenin nüfusa tescil tarihinden sonra doğduğu hususunda bir iddia bulunmadığı gözetilerek suç tarihinde on altı yaşı içerisinde bulunan mağdureye yönelik eylemin on beş yaşından küçük mağdureye cebir ve tehditle gerçekleştiğinden bahisle 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması suretiyle sonuç cezanın fazla tayin edilmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.11.2021 tarihli ve 2021/13 Esas, 2021/264 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 6545 sayılı Kanun değişikliği öncesi 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 17.12.2021 tarihli ve 9-2021/145527 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; dosya kapsamında sanığın mağdureyle zorla ilişkiye girdiğine dair sadece mağdure beyanının olduğuna, bir kısım tanıkların beyanlarının gerçek dışı olduğuna, bu tanıkların ifadelerinin mağdurenin sanık ile evlenmeden önceki hususlara ait olduğunun açık olduğuna, zorla ilişkiye yönelik ifadeler olmadığına, şüpheden sanığın yararlandırılması gerektiğine, mağdurenin ifadesinde sanık ile bir defa ilişkiye girdiğini beyan etmesi karşısında, zincirleme suç artırımı yapılmasının da kanuna aykırı olduğuna ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mağdurenin babasının sanığın resmi nikahlı eşi ile ilişkisinin olması nedeniyle köy meclisi adı altında toplanılarak mağdure ile sanığın evlenmesine karar verildiği, mağdurenin bu karara karşı çıkması üzerine hakkında daha önceden verilen hükümler kesinleşen birtakım sanıklar tarafından ‘Ya kızı alırız ya kan dökülür, sizin aileden birçok kişiyi öldürürüz, ağabeyini veya babanı öldürürüz.’ şeklindeki tehdit içerikli sözler kullanılarak mağdurenin evlenmeyi kabul etmesinin sağlanmaya çalışıldığı, hatta durumun ciddiyetini göstermek için mağdurenin evine silahla gelindiği, mağdurenin dayısı olan tanık M.B’nin evine gidip dört gün boyunca kaldığı, dördüncü günün sonunda ”Ağabeyimin ya da babamın öldürülmesindense evlenirim.” diyerek tehdit ve baskı sonucu evlenmeyi kabul ettiği, bu doğrultuda sanığın, 04.11.2006 tarihindeki farklı zaman dilimleri içerisinde mağdurenin rızası dışında onunla iki kez ilişkiye girdiği kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Mağdure beyanları, tanıklar …, … ve …’nin ifadelerine göre mağdurenin sanık ile evlenmek istememesine rağmen babasının ya da ağabeyinin öldürüleceği tehdidi ve eylem sırasında maruz kaldığı cebir ile gerçekleştiği kabul edilen eylem ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında; sanığın mağdureyle rızası dışında iki kez ilişkiye girdiği kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2. İddianamedeki anlatıma konu edilen muayene raporunda; mağdurenin, muayeneyi yapan doktora, sanığın iki kez kendisiyle cinsel ilişkiye girdiğini söylemesi ve bu söylemiyle uyumlu olan kovuşturma beyanı ile sanığın tüm aşamalarda mağdure ile iki kez cinsel ilişkiye girdiğini ikrar etmesi karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulama koşullarının oluştuğu kabul edilerek kurulan hükümde, bu yönüyle bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
3. Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunun 17.08.2009 tarihli raporuna göre mağdurenin sanığın eylemi nedeniyle ruh sağlığı bozulmuştur. Lehe Kanunun belirlenmesi aşamasında 5237 sayılı Kanun’un yedinci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ‘Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.’ şeklindeki düzenleme gözetilerek suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanunda yapılan değişiklik öncesi 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası da esas alınarak uygulama yapılması ve bu doğrultuda sanığın lehine olan kanunun belirlenmesi gerekirken ruh sağlığının bozulmasına ilişkin olan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrasının 6545 sayılı Kanun ile birlikte ilga edilmesi nedeniyle uygulama koşullarının bulunmadığı biçimindeki hatalı bir değerlendirme ile sanığın 6545 sayılı Kanun değişikliği öncesi 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması yoluna gidilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
4. İncelemeye konu İlk Derece Mahkemesi kararına karşı sanık aleyhine temyiz isteminin bulunmadığı gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesi gereğince sonuç ceza miktarı itibarıyla sanığın kazanılmış hakkı saklı tutulmalıdır.
5. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Van 2.Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.11.2021 tarihli ve 2021/13 Esas, 2021/264 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, sonuç ceza miktarı itibarıyla sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulması kaydıyla 1412 sayılı Kanun’un 321 ve 326 ncı maddeleri gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.02.2023 tarihinde karar verildi.