Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2012/195 E. 2012/1939 K. 20.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/195
KARAR NO : 2012/1939
KARAR TARİHİ : 20.03.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs ve bu suça yardım, tehdit
HÜKÜM : Sanık …: 5237 sayılı TCK 81, 35, 29, 62, 53 md uyarınca 8 yıl 1 ay 15 gün hpc
Sanık …: Kasten öldürmeye teşebbüs suçuna yardımdan CMK’nun 223/2-e md uyarınca beraatine
Katılan sanık …: Tehdit suçundan açılan kamu davasının CMK’nun 223/8 md gereğince düşürülmesine ilişkin

TÜRK MİLLETİ ADINA

1 – Tayin edilen ceza miktarına göre yasal koşullar oluşmadığından, sanık … müdafinin duruşmalı inceleme talebinin CMUK’nun 318. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
2- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …’nin kasten öldürmeye teşebbüs suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, cezayı azaltıcı tahrik ve takdiri indirim sebebinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle değerlendirilmiş, sanık …’in kasten öldürme suçuna teşebbüse yardımdan elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınıp beraat kararı verilmiş, sanık …’ın mağdur …’yi tehdit eyleminden değişen suç vasfına göre şikayet yokluğundan CMK’nun 223/8. maddesi uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık … müdafiinin suç niteliğine, ağır haksız tahrik bulunduğuna, teşebbüs nedeniyle alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesinin yersiz olduğuna ilişen, katılan-sanık … vekilinin haksız tahrik bulunmadığına, sanık …’ın tehdit suçu yönünden beraat kararı verilmesi gerektiğine, sanık …’in suçun sübutuna yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle;
A- )Sanık …’in kasten öldürme suçuna teşebbüse yardımdan beraatına ilişkin hüküm ile sanık …’ın mağdur …’yi tehdit eyleminden değişen suç vasfına göre şikayet yokluğundan CMK’nun 223/8. maddesi uyarınca kamu davasının düşürülmesine dair hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA),
B-)Sanık …’nin mağdur …’ı öldürmeye teşebbüs suçu yönünden;
Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanık …’nin mısır satma işiyle uğraştığı, mağdurun da aynı yerde mısır satmak istediği, bu nedenle aralarında anlaşmazlık bulunduğu, olay günü koyunlarını otlatmak için sanık …’nin mısır sattığı yere gelen mağdurun sanığa sataşması üzerine, sanığın da, baltanın demir kısmının künt tarafı ile iki kez mağdurun kafasına vurarak sol temporoparietalde kaideye kadar uzanan kırığa, sol orbita tavanında ve etmoid sinüs üst kısmında kırıklara, SAK ve pnömosefaliye, sol kulakta işitme kaybına, yaşamsal tehlikeye, sol kulaktaki işitme kaybı nedeniyle organlardan birinin işlevinin sürekli yitirilmesine sebep olduğu olayda;
Kasten yaralamanın kişinin duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olması ve bu suçun silahla işlenmesi halinde öngörülen hapis cezasının sekiz yıldan az olamayacağı; olayımızda olduğu gibi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngören TCK.nun 86/l.maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmayı gerektiren nedenlerin bulunması halinde bu cezanın üst sınırının on iki yıl on sekiz aya kadar ulaşabileceği (TCY’nın 86/1 ,86/3-e,87 12-b,87 12-son); on iki yıl on sekiz ay hapis cezasının kasten yaralama suçları için öngörülen cezanın üst sınırı olduğu, anılan sekiz yıl hapis cezasının bu cezanın yarısından (altı yıl dokuz aydan) fazla olduğu; kasten insan öldürmeye teşebbüs suçu için öngörülen cezanın, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, dokuz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası olduğu (TCY’nın 35/2); anılan suçlar arasında hiyerarşik bir denge (önem sırası, daha ağır bir ceza ile cezalandırmayı gerektirme hali) bulunduğu; uygulamada birliğin sağlanması için bu dengenin korunması gerektiği, 35.maddenin uygulanmasında esas alınması gereken tek “ölçüt” ün “meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı” olduğu; 35.madde uyarınca cezanın alt ve üst sınırlar arasında belirlenmesinde yargıca takdir hakkı tanınmış ise de, takdirde yanılgı bulunup bulunmadığını denetlemenin, uygulamada birliği sağlamakla görevli Yargıtay’a ait olduğu; “tehlike” sözcüğünün, büyük bir zarara ya da yok olmaya yol açabilecek bir durum ya da şey olarak, “zarar” sözcüğünün, bir şeyin, bir olayın yol açtığı kötü sonuç olarak, “hayati tehlike” kavramının, yaralama ile başlayan ve ölüme yol açabilen, tedavi ile düzelse bile kişiyi ölüme yaklaştırmış olan tablo olarak tarif edildiği; bir olayda, tehlike ve zarar (yara meydana getirilmesi) hallerinin birlikte bulunmasının mümkün olduğu konuları göz önünde tutularak somut olaya bakıldığında; 35.madde uyarınca, meydana gelen zararın ağırlığına göre cezanın üst sınırdan tayini gerektiği anlaşıldığı halde, on üç yıl hapis cezası verilerek, eksik ceza tayini,
Yasaya aykırı olup, sanık … müdafi ve katılan … vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak (BOZULMASINA), 20/03/2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.