YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15383
KARAR NO : 2023/3269
KARAR TARİHİ : 26.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Küçükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.01.2013 tarihli ve 2011/346 Esas, 2013/27 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 35, 50 ve 52 nci maddeleri uyarınca 3.600,00 TL ve 180,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 27.12.2016 tarihli ve 2014/20101 Esas, 2016/9868 Karar sayılı kararı ile “hükümden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (I) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
2. Mahkeme bozmaya uymak suretiyle görevsizlik kararı vermiştir.
3. Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.10.2018 tarihli ve 2017/86 Esas, 2018/207 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 35, 50 ve 52 nci maddeleri uyarınca 3.600,00 TL ve 180,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; karara itiraz ettiğine, lehe hükümlerin uygulanmadığına, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Şikayetçinin işletmekte olduğu çocuk giyim mağazasına beraat eden diğer sanıklar … … ve … ile birlikte gelen sanık …’ın Sosyal Güvenlik Kurumundan geldiğini belirterek vergi levhasını sorduğu, şikayetçiye ayrıca sigortasız işçi çalıştırdığını ve bunun cezasının olduğunu söyleyerek 5.000,00 TL verdiği takdirde sisteme girmeyeceklerini söyleyip telefon numarasını bırakıp iş yerinden ayrıldığı, akabinde şikayetçinin durumu polise bildirdiği, aynı gün saat 18:00’de temyiz dışı sanık … …’ün iş yerine gelerek müştekiyi sanık … ile telefonla görüştürdüğü, sanık …’ın da parayı gönderdiği kişiye vermesini istediği, şikayetçinin 700,00 TL parayı beraat eden sanık …’a verdiği, bu sırada polisler tarafından …’ın yakalandığı, bu şekilde sanık …’ın dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Katılan … beyanında, iş yerine sanık …’ın iki kadın ile birlikte geldiğini, vergi levhasını sorduklarını, iki gün önce işe alınan işçilerin henüz sigorta işlemlerinin yapılmadığını, sanık …’ın bu yüzden ceza alabileceklerini söyleyerek 5.000,00 TL para istediğini, patronu …’i aradığını, patronunun geleceğini söylemesine rağmen telefon numarası bırakıp beklemeden gittiklerini, kendisiyle muhatap olan ve para isteyen kişinin sanık … olduğunu, patronu …’in geldiğinde verilen telefon numarasını aradığını ve sanık … ile görüştüğünü, sanığın parayı hazırlayın dediğini, polisin yönlendirmesi ile patronu …’in sanığı arayarak paranın hazır olduğunu söylediğini, …’ın da arkadaşını göndereceğini söylediğini, parayı almaya geldiğinde …’ın yakalandığını ifade etmiştir.
3. Sanık savunmasında suçlamayı kabul etmediğini, Sosyal Sigorta Basın ve Halkla İlişkiler isimli aylık gazetede çalıştığını, aynı gazetede çalışan beraat eden diğer sanıklarla birlikte şikayetçinin iş yerine gittiklerini, gazetenin tanıtımını yaptıklarını, ayrıca değişen genelgeler ile ilgili bilgi verdiklerini, başka bir vergi dairesinin ismi yazılı olduğundan değiştirilmesi gerektiğini, aksi halde ceza alabileceklerini söylediğini, bu sözünün yanlış anlaşılmış olabileceğini, ayrıca gazeteye abone olmak için müşteki ile görüştüğünde parayı verebileceğini söylediğini, sanık …’ın bu mevkiye yakın oturması nedeniyle telefon ederek parayı almasını istediğini, söylediklerinin yanlış anlaşıldığını ifade ederek suçlamayı kabul etmemiştir.
4. Beraat eden sanık … … beyanında, Sosyal Sigorta Basın Halkla İlişkiler gazetesinde abone işlerinde çalıştığını, diğer sanıklarla birlikte şikayetçinin iş yerine gittiklerini, küçük bir yazıhane olduğunu, sanık …’ın da şikayetçi ile yazıhaneye gittiğini, şikayetçinin birileriyle görüştüğünü, yetkilinin bir saat sonra geleceğini söylemesi üzerine zamanlarının olmadığını söyleyerek oradan ayrıldıklarını, sanık …’ın şikayetçi ile görüşme yaptığı sırada kendisinin çocuk kıyafetlerine baktığını, suçlamayı kabul etmediğini, suça konu konuşmalardan haberdar olmadığını ifade etmiştir.
5. Beraat eden Sanık … savunmasında, olay günü müştekinin iş yerine gittiklerini, iş yeri sahibi ile …’ın konuştuğunu, ne konuştuklarını bilmediğini, boynunda Sosyal Sigorta İş Güvenliği gazetesinin tanıtım kartının bulunduğunu beyan etmiştir.
6. Mahkemece uzlaştırma işlemlerinin gereğinin yapılması amacıyla dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmiş ise de taraflar arasında uzlaşma sağlanamamıştır.
7. Yapılan yargılama sonucunda, sanığın eyleminin suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilerek mahkumiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarihli ve 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle adli para cezası tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle tespit edilerek fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı görülmüş olup söz konusu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.10.2018 tarihli ve 2017/86 Esas, 2018/207 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan “10 gün”, “6 gün” ve “180 TL” ibarelerinin hükümden çıkartılarak yerlerine sırasıyla “5 gün”, “1 gün” ve “30,00 TL” ibarelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.04.2023 tarihinde karar verildi.