YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9462
KARAR NO : 2023/2193
KARAR TARİHİ : 30.03.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki takibin iptali uyuşmazlığından dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın müteriz borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı müteriz borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Temyiz incelemesinin murafaalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK’nın 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin reddine oy birliği ile karar verildikten sonra işin esası incelendi:
I. İTİRAZ
Müteriz borçlu itiraz dilekçesinde; takibe konu çekin taraflar arasında imzalanan 10.06.2020 tarihli protokolün 2.c maddesi gereğince protokolün diğer tarafları olan … A.Ş. ve … A.Ş.’nin cari hesabına mahsuben verildiğini, protokolün 2.b maddesinde de … A.Ş. tarafından verilen iki adet çekin de iade edileceğinin hükme bağlandığını, takibe konu çekin iade edilmesi gerektiğini, ancak davalı alacaklı tarafından çek iade edilmeden, … 14. İcra Müdürlüğünün 2021/2800 Esas sayılı dosyası ile takibe konu edildiğini, davalının taahhütlerini yerine getirmediğini, çeki iade etmeden takip konusu yapmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Alacaklı cevap dilekçesinde; borçlunun dosyaya sunduğu 10.06.2020 tarihli protokol incelendiğinde davalı şirket kaşesinin olmadığı, davalı unvanı altındaki imza sahibi olan …’in şirket tarafından sadece alacak temliki için verilen … 7. Noterliğinin 04.06.2020 tarihli 12512 yevmiyeli vekaletnamesi ile yetkilendirildiğini, davacının sunduğu sözleşmenin kendileri bağlamadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dilekçesinde belirtilen protokol alacaklı tarafından kabul edilmediği yargılama sırasında davacı tarafça borca itiraza ilişkin olarak İİK 169/a maddesinde belirtilir nitelikte herhangi bir belge, delil ibraz edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde müteriz borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Müteriz borçlu istinaf dilekçesinde; protokol ekinde yer alan vekaletname incelendiğinde “… devir ve temlik almaya, devir alan sıfatı ile tek taraflı veya çift taraflı, ivazlı ya da ivazsız alacağın devri sözleşmeleri imzalamaya, gerekirse tadil sözleşmeleri, ek sözleşmeler yapmaya …” denilmek suretiyle anılan şahsa bu nitelikte sözleşmeler yapmaya yetki verildiğini, bu yetkiye istinaden anılan protokolün imzalandığını, karşılıklı hak ve yükümlülüklerin belirlendiğini, anılan protokolle alacağın devrinin ve yapılacak iadelerin (buna göre verilecek çeklerin ve iade edilecek çeklerin) belirlendiğini, çeklerin teslim edildiği kesin olarak sabit olmasına rağmen, davalının kötüniyetli olduğu açıkça belli olan beyanına itibar edilerek, davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının aynı protokolle iadesi kararlaştırılan … A.Ş.’ye ait bir çeki … 14. İcra Dairesinin 2021/2800 Sayılı dosyası ile haksız yere icra takibine konu ettiğini ve bedelsiz çeki kullanma suçunu oluşturacağını fark edince takipten vazgeçtiğini, bu konuda … 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/303 Esas sayılı dosyası ile açtıkları davanın devam ettiğini, davalının protokolü imzalayan şahsın yetkili olmadığına dair itirazının tamamen kötüniyetli olduğunu, beyanla istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 10.06.2020 tarihli protokolun … San. ve Tic. A.Ş., … … Sistemler San. ve Tic. A.Ş. ile … İnş. San. ve Tic. A.Ş. arasında düzenlendiği, söz konusu protokol altında yer alan davalı şirketin kaşesi olmaksızın şirket ismi altına atılan imza şirket yetkilisine ait olmaması nedeniyle davalı tarafça kabul edilmediği, söz konusu protokolün 2.c maddesinde takibe konu çekin protokolün diğer tarafları olan … ve … firmalarının cari hesabına mahsuben davalıya verildiği belirtildiği, davalının protokolde belirtilen bir başka çeke dayalı olarak başlattığı icra takibinden vazgeçmesinin somut uyuşmazlıkta sonuca etkili olmadığı, davacının dayandığı protokol, İİK’nın 169/a maddesi kapsamında borca itirazı ispata yarar belge olarak kabul edilemeyeceği gerekçesi ile borçlunun istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Müteriz borçlu temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesini tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo takibinde bononun teminat senedi olarak düzenlendiği iddiasına dayalı takibin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İİK’nın 169/a-1 maddesi, TBK’nın 504/3. TTK 616/1-b ve 631/1 maddeleri
3. Değerlendirme
Ticaret şirketleri organları aracılığıyla idare ve temsil edildiğinden, ticari mümessil tayin etme yetkisi de organlarına aittir.
Ticaret şirketlerinde idare ve temsil yetkisine sahip organlar, her ticaret şirketinin türüne göre değişiklik gösterir. Ancak şu hususu belirtmek gerekir ki, ticaret şirketlerinin tümünde ticari mümessil şirket ana sözleşmesiyle de tayin edilebilir.
6102 sayılı TTK 616/1-b ve 631/1 maddelerine göre, limitet şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir. Buradan anlaşılacağı üzere, ticari mümessil doğrudan şirket sözleşmesiyle tayin edilebileceği gibi, şirket sözleşmesinde kararlaştırılması şartıyla bu yetkinin şirketi idare ve temsile yetkili müdürlere bırakılması da mümkündür.
İşletme sahibinin, ticari mümessil dışında, duruma göre başka yardımcılardan da yararlanması mümkündür. Bu yardımcılardan, konumu ve yetkileri bakımından, ticari mümessile en çok benzeyeni ticari vekildir.
Ticari mümessillik gibi ticari vekalet de, TBK 40 vd. maddelerinde düzenlenmiş temsilin ticari hayatın ihtiyaçlarına uydurulmuş bir türüdür. Dolayısıyla ticari vekalet, ticari mümessillik gibi tek taraflı hukuki işlemle verilen bir temsil yetkisini içerir.
TBK’nın 504/3. maddesinde; “Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz” hükmüne yer verilmiştir. Ticari vekilin kambiyo taahhüdü altına girmesi de aynı Kanun’un 551. maddesinde özel yetkinin bulunması koşuluna bağlanmıştır. Buna göre vekilin vekaletnamesinde kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi varsa asil adına bono tanzim edebilir. Bononun “vekaleten” imzalandığı yazılmasa dahi, yukarıda açıklanan kurallara göre vekalet veren, vekil tarafından imzalanan bonodan dolayı sorumludur.
Limited şirketlerde, ticari mümessilin ortaklar kurulu kararıyla atanması zorunlu olup, şirket yetkilisi tarafından yetkilendirilen vekilin, ticari vekil olarak kabulü gerekir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; şikayet dilekçesine ekli olarak sunulan 10.06.2020 tarihli protokol başlıklı belgenin 2. c maddesinde … … malz. San. Ve Ti.c Ltd. Şti. keşideli 28.02.2021 vadeli 239305 numaralı 526. 693,69 TL lik çekin … ve … firmalarının cari hesabına mahsuben … firmasına verileceğinin belirtildiğ ,belgenin altında alacaklı … San ve Tic. A.Ş.’ne atfen imzanın yer aldığı bu imzanın … tarafından atıldığı tarafların kabulündedir. İbraz edilen … 7.. Noterliğinden tasdikli 04.06.2020 tarih ve 12512 yevmiye numaralı vekaletname incelendiğinde, alacaklı şirketin yetkili temsilcisi … tarafından …’in ticari vekil olarak atandığı, vekelatname içeriğine göre ” doğmuş ve doğacak olan her türlü hak ve alacakları bütün ferileri ile birlikte dilediği noterlikten dilediği gerçek veya tüzel kişilerden dilediği bedel ve şartlarda devir ve temlik almaya, devir alan sıfatı ile tek taraflı veya çift taraflı, ivazlı yada ivazsız alacağın devri sözleşmeleri imzalamaya, gerekirse tadil sözleşmeleri, ek sözleşmeler yapmaya imzalama ” hususunda yetki verildiği görülmüş olup adı geçen kişiye 10.06.2020 tarihli protokolu imzalama yetkisinin verildiğinini kabulü gerekir.
Bu durumda takip konusu çek ile borçlunun dayandığı protokolün düzenlenme tarihinin, taraflarının ve miktarının aynı olduğu, çekin taraflar arasındaki sözleşmeye binaen teminat amacıyla verildiği anlaşılmış olmakla alacağın varlığı, miktarı ve tahsilinin gerekip gerekmediği yargılamayı zorunlu kılmaktadır.
O halde, mahkemece, İİK’nın 169/a maddesi uyarınca borca itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.