Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2009/9711 E. 2010/4176 K. 07.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/9711
KARAR NO : 2010/4176
KARAR TARİHİ : 07.06.2010

…’i kasten öldürmekten, … ile …’u faili gayrimuayyen şekilde kasten öldürmekten, … ile … …’ı da öldürmeye teşebbüsten sanık …, … ile …’ı silahla yaralamaktan sanık …’ın bozma üzerine yapılan yargılanmaları sonunda; Hükümlülüklerine ilişkin (BAKIRKÖY) Yedinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 13/02/2009 gün ve 41/26 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar müdafii ile müdahiller vekili taraflarından istenilmiş, sanık … müdafii duruşma da talep etmiş ve hüküm kısmen re’sen de temyize tabi bulunmuş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: sanık … hakkında duruşmalı, sanık … ile müdahillerin temyizleri veçhile incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

1-Sanık …’ın, … ve …’i asli faili belli olmayacak şekilde öldürme, … ve …’yı öldürmeye teşebbüs suçları yönünden, 765 sayılı TCK.nu hükümleri ile 5237 sayılı TCK.nun olayla ilgili hükümlerinin somut olarak karşılaştırılması yapılmamış ise de, bu suçlardan 765 sayılı TCK.nuna göre kurulan hükümler 5237 sayılı TCK.nuna göre kurulacak hükümlere göre açıkça lehe olduğundan, somut karşılaştırma yapılmaması bozma nedeni yapılmamıştır.
2-Sanık …’ın mağdurlar … ve …’yı kasten yaralama suçları yönünden;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçlarının sübutunun kabulünde ve silahla yaralama olarak nitelendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamış ise de; silahla yaralama suçunun öngörülen cezasına göre 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerine göre belirlenen ve suçun işlendiği 20.11.2002 tarihinde işlemeye başlayan 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımı süresinin temyiz incelemesinden önce dolduğu anlaşıldığından, sanık müdafii ve müdahiller vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün (BOZULMASINA), ancak bozma nedeni yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CMUK.nun 322.maddesinin verdiği yetkiye istinaden, 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2. maddeleri uyarınca kamu davasının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3-Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …’ın kasten insan öldürme, asli faili belli olmayacak şekilde öldürme, öldürmeye teşebbüs, suçlarının sübutu kabul, oluşa ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde suçlarının nitelikleri tayin, cezayı azaltıcı tahrik ve takdiri indirim sebebinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle değerlendirilip kısmen reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin temyiz dilekçesi ve duruşmalı incelemede usule, eksik incelemeye, meşru müdafaa şartlarının varlığına, tahrik nedeniyle yapılan indirimin az olduğuna vesaireye yönelen, müdahiller vekilinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle,
A-Sanık … hakkında … ve …’i öldürme, … ve …’yı öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan ve 5237 sayılı TCK.nuna göre kurulacak hükme göre lehe olan hükümlerin ONANMASINA,
B-Sanık …’ın, …’ı öldürme suçu yönünden;
a- 5237 Sayılı TCK. ile 765 sayılı TCK.nun olayla ilgili bütün hükümlerinin yargı denetimine olanak verecek biçimde uygulanması, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması, lehe olan hükmün belirlenmesi ve uygulamanın ona göre yapılması gerektiği düşünülmeksizin, somut karşılaştırma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-765 sayılı TCK.nun 448, 51/1, 59. maddeleri uygulanması suretiyle belirlenen ceza miktarı ile 5237 sayılı TCK.nun 81/1, 29, 62. maddeleri en aleyhe uygulandığında dahi verilebilecek ceza miktarı aynı olduğundan, 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin 765 sayılı TCK.nun 31. maddesine göre daha lehe olması nedeniyle, 5237 sayılı TCK.nun 81/1, 29, 62, 53. maddeleri ile hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
Yasaya aykırı ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, ceza miktarına ve tutukluluk süresine göre sanık müdafiinin tahliye isteminin reddine, 07/06/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
07/06/2010 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı …’nun huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık … müdafii Avukat … ‘nın yokluğunda 10/06/2010 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.