Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/6440 E. 2023/982 K. 20.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6440
KARAR NO : 2023/982
KARAR TARİHİ : 20.02.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Ret

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasındaki sözleşme hükümlerine davalının riayet etmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, alacağın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın tek dayanağının taraflar arasında düzenlenen 25.06.2016 tarihli bir tutanak olduğunu, bahse konu sözleşmenin her iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme niteliği taşıdığını, davacının şirket hisselerini devretmeyi taahhüt ederken müvekkilinin bu hisselere karşılık bedel ödemeye taahhüt ettiğini, tarafları sözleşme konusunda anlaşamadıklarından şirket devrinin gerçekleşmediğini, müvekkilinin bu sözleşmeye bağlı borç ödeme yükümlülüğünün kalktığını, davanın kötü niyetli açıldığını ileri sürerek davanın reddine ve davacının alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların 26.05.2016 tarihinde yapmış oldukları ”tutanaktır” başlıklı sözleşme ile ortak bulundukları şirkette pay devri hususunda şahitler huzurunda anlaştıkları, dosya kapsamında sunulan belgelerle işbu sözleşmenin noterce onaylanmadığı, sözleşmenin geçersiz olduğu ve bir ödeme yapılsaydı dahi bu ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istenebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin red kararının haklı bir gerekçesi ve yasal dayanağının bulunmadığını, davaya konu sözleşmede hissesinin devredileceği taahhüt edilen şirketin yabancı bir şirket olduğunu, şirketin kuruluş yeri Tiflis olup işlemlerini icra ettiği yerin Türkiye olduğunu, dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri esas alınarak şirket hisse devrinin noterde yazılı bir şekilde yapılması gerektiğine dayanılarak red kararı verilmesinin kanuna aykırı olduğunu, yine Mahkemece taraflar arasında yapılan protokolün hisse devir sözleşmesi olduğu kabul edilse dahi protokole esas şirketin yabancı menşeli olması ve hangi ülke hukukunun uygulanacağı noktasında bir değerlendirme yapılmadan davanın reddedilmesinin usule ve kanuna aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki sözleşmenin karşılıklı borç yükleyen sözleşme olmasına ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 124 üncü maddesindeki süre verilmesini gerektirmeyen durumlardan hiç birinin bulunmamasına göre davacının davalıya edimini yerine getirmesi için süre vermeden borcun ifasını istemesi mümkün olmayıp davacı tarafından yemin delinin hatırlatılmaması istinaf sebebi de yapılmadığından Mahkemece davalıya edimini yerine getirmesi için süre verdiğini ispat edemeyen davacının davasının reddine karar verilmesi sonucu itibarıyla doğru ise de sözleşmenin geçersizliği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, zira hisse devri söz konusu olan şirketin türü ve mahiyeti belirlenmediğinden, sözleşmede noter tasdikinin bulunmasının geçerlilik şartı olarak kabulünün mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın açıklanan gerekçe ile reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının cevap dilekçesinde sözleşmenin iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğunu kabul ettiği; ancak sözleşmenin edimleri yerine getirme önceliği konusunda anlaşılamadığı gerekçesiyle davalının, sözleşmeye bağlı olarak borç ödeme yükümlülüğünün ortadan kalktığının belirtildiğini, sözleşmeye göre davalı tarafın ilk önce ödeme yapmayı, müvekkilinin ise yabancı ülkede kurulmuş olan şirketteki hissesini devretmeyi kabul ettiğini, davalı tarafın edimini yerine getirmekten kaçındığını, edimini yerine getirmeme sebebini de önce davacının hisselerinin devredilmesi gerektiği şeklinde belirttiğini, davalının edimini bilerek ve isteyerek kötü niyetli bir şekilde yerine getirmediğini, Mahkeme gerekçesinde davacı müvekkilin süre vermesi gerektiği belirtilmiş ise de davalının cevap dilekçesinde ve yargılamanın hiçbir aşamasında bu hususa ilişkin bir savunma ve delil sunmadığını, davalının dayanmadığı bir delilin Mahkemece resen dikkate alınmasının hukuki bir izahı bulunmadığını, davalının cevap dilekçesinde süre verilmesi gerektiğini değil davacının hissesini devretmediği için borcun ödenmediğini belirttiğini, dolayısıyla temerrüde bilerek ve isteyerek düştüğünün açık olduğunu, 6098 sayılı Kanun’un 124 üncü maddesinde “Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa” denilerek süre verilmesinin gerekmediği hallerin ayrıntılı olarak sıralandığını, davalının icra takibine karşı itiraz dilekçesi, işbu davadaki cevap dilekçesi ve duruşmalarda verdiği beyanlar incelendiğinde 6098 sayılı Kanun’un 124 üncü maddesi gereği süre verilmesinin etkisiz olacağının açıkça anlaşıldığını, Bölge Adliye Mahkemesince bu husus dikkate alınmadan karar verildiğini, sözleşmede borcun ne zaman ödeneceğine ilişkin kesin tarih olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararına dayanak göstermiş olduğu borçlunun temerrüde düşürülmesi şartının aranmaması gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan şirket hisse devrine ilişkin sözleşmenin 6098 sayılı Kanun’un 124 üncü maddesi kapsamında olup olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun’un 124 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.