YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11574
KARAR NO : 2023/3548
KARAR TARİHİ : 03.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yönünden; sanık hakkında 06.11.2014 tarihinde verilen beraat hükmünü, Cumhuriyet savcısının UYAP kaydına göre hüküm tarihinden önce 05.11.2014 tarihinde oluşturduğu ancak 03.04.2015 havale tarihli dilekçe ile temyiz ettiği anlaşıldığından, hükmü karar tarihinde yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesinde belirlenen yasal süreden sonra temyiz ettiği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken aynı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Katılan vekilinin temyiz isteği yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.11.2014 tarihli ve 2013/263 Esas, 2014/262 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyizi sanık hakkında verilen beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın medyumluk yaptığı ve katılanın korku, sıkıntı, uyku sorunu gibi rahatsızlıkları nedeni ile sanığa gittiği, sanığın de değişik zamanlarda kendisine ” sen de cin var büyü var ” diyerek ona bir takım dualar okuduğu, muskalar yazdığı ve karşılığında 350,00 TL para aldığı iddiası ile sanık hakkında kamu davası açılmıştır.
2. Sanık suçlamayı kabul etmediğini, kendisinin medyumluk yaptığını, katılanın kendisine başvurduğunu, ancak ona sadece okumalar yapabileceğini söylediğini, muska yazmadığını bu nedenle ücret de almadığını beyan etmiştir.
3. Katılan ifadesinde; sanığın evlerine geldiğini, cinler nedeniyle kendisine ifrit olduğunu söylediğini, kendisine muskalar yazdığını, evdekileri de okuduğunu ve kişi başı 50,00 TL en 350,00 TL para aldığını beyan etmiştir.
4. Mahkemece tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın cezalandırılmasına yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediği kanaati ile hakkında temyize konu beraat kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Cumhuriyet Başsavcılığının Temyiz İsteği Yönünden
Sanık hakkında 06.11.2014 tarihinde verilen beraat hükmünün, Cumhuriyet savcısının UYAP kaydına göre hüküm tarihinden önce 05.11.2014 tarihinde oluşturduğu ancak 03.04.2015 havale tarihli dilekçe ile 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesinde belirlenen yasal süreden sonra temyiz ettiği anlaşılmakla, temyiz isteminin aynı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
1. Katılanın psikolojik sıkıntıları olması nedeniyle, komşusunun tavsiyesi üzerine sanığı arayarak telefonla görüştüğü, sanığın katılanın evine gelip ” sen de cin var, büyü var” şeklinde sözler söyleyerek muska yazdığı ve karşılığında para aldığının, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında, sanığın üzerine atılı dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçunun tüm unsurları itibarıyla oluştuğu ve hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden beraat kararı verilmesi,
2. Kabule göre de; beraat hükmü kurulurken uygulama maddesi olarak 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin (a) fıkrasının gösterilmemesi ile aynı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi, nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Cumhuriyet Savcısının Temyizi Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle, Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.11.2014 tarihli ve 2013/263 Esas, 2014/262 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.11.2014 tarihli ve 2013/263 Esas, 2014/262 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, başkan vekili …’ın değişik gerekçesi ile oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.05.2023 tarihinde karar verildi.
DEĞİŞİK GEREKÇE
CMK 225. maddesi uyarınca ; hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında CMK 223 maddesinde sayılan hükümlerden birinin yada mahkumiyet ve güvenlik tedbiri örneğinde olduğu gibi birden fazlasının kurulması ile yetinilecek ancak iddianamede anlatılan aynı fiilin farklı hukuki nitelendirilmesi nedeniyle hem “mahkûmiyet” hem de “beraat” kararı verilmesi ise usul ve kanuna aykırı olacaktır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 18.02.2014 tarih ve 2012/1356 -2014/70 karar sayılı ilamında özetle;” Sanığın sahte nakil evrakıyla kaydını yaptırdığı mahalle muhtarlığına, kendisinin fotoğrafı ve katılanın kimlik bilgileri bulunan nüfus cüzdanı talep belgesini hazırlatıp nüfus müdürlüğüne başvurarak sahte hüviyet cüzdanı düzenlettirdiği, yakalandığında görevli polis memurlarına gösterdiği, ancak herhangi bir tutanak tanzim edilmeden gerçek kimliğini açıkladığı hususları göz önünde bulundurulduğunda, eyleminin bir bütün halinde zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, ayrıca resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan da mahkumiyet hükmü kurulmasını ” isabetsiz bulmuştur.
Öte yandan sanığın eyleminin tek bir suçu oluşturması halinde bu eyleme ilişkin birden fazla vasıflandırmayı içeren hükmün de bir bütün halinde temyize konu olduğu kabul edilmelidir. Aksi düşünce de olunması halinde ise temyize getirilmeyen hükmün (Somut olayda 677 sayılı kanuna muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın) varlığı devam edeceğinden aynı fiil nedeni ile bozma sonrası yeni bir hüküm kurulamayacaktır.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu 02.12.2014 tarih ve 2013/618 esas -2014/532 karar sayılı ilamında özetle ” Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.12.2002 gün ve 293-417 sayılı kararında açıklandığı üzere sanığın eyleminin tek bir suçu oluşturması karşısında, bu eyleme ilişkin birden fazla vasıflandırmayı içeren hükmün de bir bütün halinde temyize konu olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün, sanığın eyleminin kül halinde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden, hükmün yalnız sanık tarafından temyiz edilmiş olması nedeniyle 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca cezanın tür ve miktarı yönünden kazanılmış hakkın korunması kaydıyla bozulmasına karar verilmesi” gerektiğini kabul etmiştir.
Somut olayda ise ailesi ile birlikte oturan katılan …’nın evlerine gelerek “sende cin ve büyü var” diyerek bir takım dualar okuyup muskalar yazıp kişi başına 50 TL den toplam 350 TL para aldığı iddia ve kabul edilen sanık hakkında 677 sayılı Kanunun 1/2 maddesi uyarınca mahkumiyetine (5271 sayılı CMK nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına), dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçundan beraatine karar verilmiştir.
Kanaatimce sanığın tek bir eylemine ilişkin birden fazla vasıflandırmayı içeren hükümlerin bir bütün halinde temyize konu olduğu kabul edilerek sanığa yüklenen fiil TCK’nin 158/1-a bendinde tanımlanan “dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu halde mahkemece eylem ikiye bölünerek 677 sayılı Kanunun 1/2 maddesi uyarınca mahkumiyetine, dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçundan beraatine karar verilmek suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 225. maddesine aykırı davranılması nedeni ile bozma kararı verilmesi gerektiği düşüncesindeyim. 03.05.2023