YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3746
KARAR NO : 2023/5527
KARAR TARİHİ : 22.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Aralık Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.09.2015 tarihli ve 2012/200 Esas, 2015/337 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; herhangi bir nedene dayanmamaktadır.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen temyiz dışı sanık …’un yasal yollarla yurda girmesinin mümkün olmaması nedeniyle pasaportunun ilgili kısmına diğer sanıkların yardımı ile sahte mühür vurarak Türkiye’ye girmesi ve bu durumun gümrükte farkedilmesi nedeniyle sanıklar hakkında kamu davası açılmıştır.
2. Sanık …’in soruşturma aşamasında, sanık …’daki pasaportu diğer sanık …’in istediğini, alıp getirdiğini, işlemi bitince tekrar Seymur’a verdiğini beyan etmesine karşın, sanıklar … ve …’ın …’in beyanının doğru olmadığını söyleyerek atılı suçlamaları kabul etmedikleri, sanık …’un ise olayı doğrulayarak pasaportunu teşhis ettiği sanık …’in alıp mühürlü olarak geri getirdiğini bildirerek atılı suçu ikrar ettiği anlaşılmıştır.
3. Alınan bilirkişi raporunda, pasaportun “16. sayfasının” ve “GİRİŞ” kısmının sahte olduğunun, ayrıca 17 ve 18 inci sayfalarının yırtılıp sonradan eklendiğinin, sahteciliğin aldatma kabiliyetinin bulunduğunun tespit edildiği, Mahkeme tarafından yapılan gözlemde de, yapılan sahteciliğin aldatma kabiliyetinin bulunduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
4. Mahkemece; sanık savunmaları, sanık …’un ikrarı, bilirkişi raporu, Mahkeme gözlemi ve tüm dosya kapsamına göre sanık …’in atılı suçu işlediğine karar verilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Sanıklar … ve … hakkında kurulan beraat hükmü ile sanık … hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar temyiz edilmemiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sanığın sorgusunun yapıldığı 19.09.2012 tarihli celsede dosya içerisinde bulunan diğer belge ve bilgilerin okunduğu, sanığın adli sicil kaydından haberdar olduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiş; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulanmasına karar verilmişse de; sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına esas kabul edilen ilamının elektrik hırsızlığı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasının f bendine göre hükmolunan hapis cezasına ilişkin olması ve 05.07.2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un 82 nci maddesi uyarınca yürürlükten kaldırılarak 5237 sayılı Kanun 163 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yeniden düzenlenmesi ve anılan Kanun’un geçici 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında; elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçundan mahkûmiyeti bulunan kişinin anılan Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde zararı tamamen tazmin etmesi halinde verilen cezanın tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılacağının hükme bağlanmış olması karşısında, adli sicil kaydındaki ilamla ilgili olarak uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonuca göre sanık hakkında 58 inci madde bakımından değerlendirme yapılması ve tekerrüre esas alınıp alınmayacağının ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Aralık Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.09.2015 tarihli ve 2012/200 Esas, 2015/337 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.06.2023 tarihinde karar verildi.