Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2006/7321 E. 2006/12259 K. 19.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/7321
KARAR NO : 2006/12259
KARAR TARİHİ : 19.12.2006

Davacı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. vek. Av…….ile davalı …Ş. vek. Av. …..arasında görülen dava hakkında İstanbul 5. İcra Mahkemesinden verilen 03.02.2005 gün ve 1493/81 sayılı hükmün bozulmasına ilişkin Dairemizin 20.04.2006 gün ve 1984/4285 sayılı ilamına karşı davalı vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Uyuşmazlık, davacı banka alacağının 4389 sayılı Bankalar Kanununa 5020 sayılı Kanun ile eklenen Ek 5. madde kapsamında ilk hacze iştirak hakkı bulunan bir alacak niteliğinde bulunup bulunmadığı bu konuda varılacak sonuca göre de, 6183 sayılı kanunun 21/1 maddesi hükmü çerçevesinde garameten taksimin söz konusu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır.
5020 sayılı Kanun ile 4389 sayılı Bankalar Kanununa eklenen ek 5. madde ” Kamu bankalarında (tasfiye halindeki Emlak Bankası A.Ş. dahil ) ve sermayesinin yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan ya da hisselerinin çoğunluğu üzerinde bu kurum ve kuruluşların, idare ve temsil yetkisi bulunan ve özel kanunla kurulmuş bankalarda bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce bankacılık teamüllerine göre teminatlı ve/ veya yetersiz teminatlı kredi kullanıp da vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş, süresi uzatılmamış veya yeniden yapılandırılmamış kredi kullananlar ya da yeniden yapılandırma şartlarını ihlal edenler ile münferit veya karşılıklı verilen banka teminat mektupları kabul kredileri ve avaller, taşınır ve taşınmaz rehni, ipotek, üst haklar, intifa hakkı ve oturma hakkı gibi türlü sınırlı ayni hak tesisine ilişkin sözleşmeden doğan haklarında diğer bankaların ve üçüncü kişilerin muvazaadan ari hakları aleyhine olmamak üzere Fon ve Hazine alacaklarına ilişkin tedbir, takip ve tahsil hükümleri bankalarınca uygulanır. ” hükmünü içermektedir.
01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 13. maddesinde de benzer bir düzenleme öngörülmüştür.
Görüldüğü gibi, yukarıda değinilen yasa hükümleri anılan bankaların alacaklarının tahsilinde Fon ve Hazine alacaklarına ilişkin takip ve tahsil hükümlerinin uygulanmasını, başka bir deyişle 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin takibini ” diğer bankaların ve üçüncü kişilerin muvazaadan ari hakları aleyhine sonuç doğurmaması ” koşuluna bağlanmıştır.
Yargıtay H.G.K. 18.10.2006 gün ve 2006/649 E, 2006/661 K. sayılı kararında da “Kanun, davacı banka alacaklarının tahsilini teminen konulan hacizlerin ilk hacze iştirakinde, ‘ diğer bankaların ve üçüncü kişilerin muvazaadan ari hakları aleyhine olmamak ‘ koşulunu açıkça öngörmüş bulunmaktadır. ”
“4389 sayılı Kanuna 5020 sayılı kanunla eklenen Ek 5. madde hükmündeki açık düzenleme karşısında diğer alacaklıların muvazaadan ari haklarının etkilendiği durumlarda, maddede belirtilen bankalar yönünden fon alacaklarının tahsili ile ilgili hükümlerin uygulanmasına ve bu bankaların hacizlerinin 6183 sayılı Kanunun 21. maddesi uyarınca ilk hacze iştiraklerine olanak bulunmamaktadır. ” denilmiştir.
Somut olayda davacı bankanın, davalıların alacaklarının muvazaalı olduğunu iddia etmediği gözetilerek mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yerel mahkeme kararının açıklanan gerekçe ile onanması gerekirken Dairemizin 20.04.2006 tarih, 1984-4285 sayılı ilamı ile bozulduğu anlaşıldığından davalı …Ş. vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle Dairemizin 20.04.2006 tarih, 1984-4285 sayılı bozma kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının ONANMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.