YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5308
KARAR NO : 2023/108
KARAR TARİHİ : 10.01.2023
MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki marka ile ilgili Kurum kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili, duruşmasız olarak davalılar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının çeşitli gıda maddelerinde tescilli ve önceki tarihlerden beri kullanılmakta olan “PINAR MADRAN SU” ibareli markasının bulunduğunu, uzun süre kesintisiz kullanılarak maruf ve meşhur hâle getirilen “PINAR MADRAN SU” ibareli markanın 32 nci sınıfta yer alan mallar yönünden tescil edildiğini, davalı …Ş. tarafından 2017/29537 sayılı “PÜRSU MADRAN” ibareli marka başvurusunun yapıldığını, başvuruya davacı tarafından yapılan itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak reddedildiğini, davalı başvurusunun 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (f) bendi hükümleri karşısında tescil edilemeyeceğini, başvuruda yer alan “MADRAN” ibaresinin esas unsur olarak yer almasının 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine aykırı olduğunu, bu ibarenin yardımcı unsur olarak kabulü hâlinde de 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca başvurunun yanıltıcı olacağını, zira halk arasında iyi bir su olduğu yönünde olumlu intiba bulunan “MADRAN” ibaresinin kullanılması suretiyle suyun Madran Dağı’ndan çıkan bir su olduğu konusunda haksız bir intiba yaratmanın amaçlandığını, davacı ile başka şirketler arasında da “MADRAN” ibaresinin haksız kullanımına yönelik davalar bulunduğunu, emsal mahkeme kararları ve bilirkişi raporlarında, Madran Dağı’ndan çıkmayan sular için “Madran” şeklindeki kullanımın mevzuata aykırı olduğunun belirtildiğini, davalı başvurusunun 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin (a), (b) ve (d) bentleri uyarınca da reddinin gerektiğini, öte yandan dava konusu “PÜRSU MADRAN” ibareli başvuru ile davacının “PINAR MADRAN SU” ibareli markası arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olduğunu, dolayısıyla 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca da başvurunun tescil edilemeyeceğini, markaların aynılığı/ayırt edilemeyecek derecede benzerliği kabul edilmese dahi bu kez de marka tescil talebinin 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddinin gerektiğini, davacının “PINAR” markasının tanınmış marka olması sebebiyle “PINAR MADRAN” markasının da tanınmış marka korumasından faydalanacağını, davalı başvurusunun tescili hâlinde davacının markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, dava konusu başvurunun kötü niyetli bir başvuru olduğunu ileri sürerek YİDK’nın 2018-M-3975 sayılı kararının iptalini, markanın tescil edilmesi hâlinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı …Ş. vekili cevap dilekçesinde; davalının “PÜRSU” markası altında 2010 yılından beri su satışı yaptığını, davalının Madran’dan çıkarılmayan kaynak suyu üzerinde “MADRAN” ibaresini kullanacağı iddiasının, Türkiye’de oldukça tanınmış bir şirket olan davalı açısından kabul edilemez olduğunu, markanın kullanılması için beş yıllık süre varken daha başvuru aşamasındaki bir markaya Madran’dan çıkmayan sular üzerinde kullanılacak önyargısı ile yaklaşılmasının bir dayanağının bulunmadığını, bu önyargı ile davalı başvurusunun reddedilmesinin hakkaniyetle bağdaşmayacağını, tescilden itibaren Kanun’da tanınan beş yıllık süre içerisinde, davalının ilgili yerlerden izinlerini alarak işbu dava konusu markayı kullanmaya başlayacağını, bu nedenle daha en başından marka tescilinin doğrudan tüketiciyi yanıltacağının kabulü ile hükümsüzlüğüne karar verilmesinin doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markası arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını, mutlak tescil engellerinin de somut olayda bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2017/29537 sayılı “PÜRSU MADRAN” ibareli başvurunun 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentleri ile 6 ncı maddesinin üçüncü ve altıncı bentleri kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu bağlamda YİDK kararının iptali şartlarının oluşmadığı, taraf markaları arasında halk nezdinde karışıklığa neden olacak derecede bir benzerliğin bulunmadığı, dolayısıyla 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların oluşmadığı, davacıya ait “PINAR MADRAN SU” markasının tanınmışlığının ispat edilemediği, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığı kanaatine varıldığından somut olayda 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları bakımından değerlendirme yapmaya gerek olmadığı, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığı iddiasının da ispat edilemediği, ancak 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi koşullarının başvuru kapsamında yer alan 32 nci sınıftaki “kaynak suları, sofra suları” malları ile 35 inci sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için kaynak suları, sofra suları. malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” yönünden oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK’nın 2018-M-3975 sayılı kararının 32 nci sınıfta yer alan “kaynak suları, sofra suları” malları ile 35 inci sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için kaynak suları, sofra suları. malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” yönünden iptaline, davalı adına tescilli markanın belirtilen mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahhkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, başvuru kapsamının tamamı yönünden yanıltıcılığın söz konusu olduğunu ve 6769 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca başvurunun tescil edilemeyeceğini, davalı başvurusu ile müvekkili markası arasında başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden iltibas tehlikesinin bulunduğunu, dosyaya sundukları emsal karar ve raporların dikkate alınmadığını, dava konusu başvurunun 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri uyarınca da reddinin gerektiğini, yine müvekkilinin markası tanınmış olduğundan 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları koşullarının da somut olayda bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı TPMK vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi ile hüküm kısmının çelişkili olduğunu, ayrıca Madran bölgesinden elde edilen kaynak suları ve sofra suları olarak ayrıma tabi tutulması yönündeki İlk Derece Mahkemesinin kabulünün herhangi bir yasal dayanağı olmadığı gibi davacının davasına dayanak MADRAN ibareli markanın ve diğer MADRAN ibareli markaların kapsamında böyle bir ayrıma yer verilmemesinin de eşitlik ilkesine aykırı bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3.Davalı …Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi ile hüküm bölümünün çelişkili olduğunu, müvekkili başvurusunun yanıltıcı olmadığını, 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi koşullarının oluşmadığını, “Madran” ibaresini içeren marka sahibinin, markasını gerçekten Madran’dan çıkan kaynak suları üzerinde kullanıp kullanmadığının ilgili kurumlarca denetlenebilecek bir husus olduğunu, bu durumun marka hukuku alanında değerlendirilmesi gereken bir husus olmadığını, müvekkilinin beş yıllık süre içinde Madran’dan çıkaracağı suyu satma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvurunun kapsamında 32 nci sınıfta yer alan mallarla, bu malların satışına özgü 35/05 inci alt sınıftaki perakendecilik hizmetleri ve 35/01-04 üncü hizmetler yer aldığı, Madran ibaresinin, doğal kaynak suyu bakımından ünlü bir coğrafi yer adı olduğu ve Aydın Valiliği cevabi yazısına göre davalı şirketin de bu bölgede kaynak suyu ile ilgili ticari bir faaliyette bulunmadığı, dolayısıyla başvuru kapsamında yer alan 32/2 inci sınıftaki “Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar” malları bakımından ortalama tüketicilerin, coğrafi kaynak konusunda yanılmaları tehlikesi bulunduğu, bunun yanında Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.07.2019 tarihli, 2018/2795 E. ve 2019/5044 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere başvuru kapsamında yer alan 32 inci sınıftaki “Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekler” mallarının da niteliği itibariyle içerisine su katılabilecek emtialardan oldukları, davalının daha önce Madran bölgesi suyu ile anılan malların üretimi veya bu nitelikteki malların pazarlanması faaliyetiyle uğraştığı veya böyle bir faaliyet izninin bulunduğu konusunda bir iddia ve ispatının bulunmaması karşısında, bu mallar yönünden de dava konusu başvuru, coğrafi kaynak konusunda yanıltıcı nitelik taşıdığı, aynı durum, sayılan malların satışına özgülenmiş 35/05 inci sınıftaki perakendecilik hizmetleri içinde geçerli olduğu, İlk Derece Mahkemesince 32 nci sınıf malların tamamı ile bu malların satışına özgülenmiş perakendecilik hizmetleri yönünden dava konusu başvurunun yanıltıcı nitelik taşıdığının ve 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca tescil engelinin bulunduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yalnızca “kaynak suları, sofra suları” malları ile bunların satışına özgülenmiş perakendecilik hizmetleri yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, YİDK’nın 2018-M-3975 sayılı kararının, başvuru kapsamında yer alan 32 nci sınıftaki “biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri.” malları ile 35 inci sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” yönünden kısmen iptaline, markanın belirtilen mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dağıtım, satış kanalları, kullanım amaç ve yöntemleri, birbirini tamamlama veya ikame imkânı gibi kriterler de göz önüne alındığında davalının markasının 35 inci sınıf mal ve hizmetlerin tamamı yönünden reddi gerektiğini, 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (f) bentleri bağlamında davalının markasına ilişkin mutlak tescil engeli bulunduğunu, dava konusu başvurunun, 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri uyarınca da reddinin gerektiğini, davalı başvurusu ile davacı markası arasında başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden iltibas tehlikesinin bulunduğunu, davacı markası tanınmış olduğundan 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları koşullarının da somut olayda bulunduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı …Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; “Madran” ibaresini içeren marka sahibinin, markasını gerçekten Madran’dan çıkan kaynak suları üzerinde kullanıp kullanmadığının ilgili kurumlarca denetlenebilecek bir husus olduğunu, bu hususun TPMK’yı ilgilendiren marka hukuku alanında değerlendirilmesi gereken bir husus olmadığını, müvekkilinin beş yıllık süre içinde Madran’dan çıkaracağı suyu satma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
3.Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının gerekçesi ile hüküm kısmının çelişkili olduğunu, ayrıca Madran bölgesinden elde edilen kaynak suları ve sofra suları olarak ayrıma tabi tutulması yönündeki Mahkeme kabulünün herhangi bir yasal dayanağı olmadığını, bu hususun Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirilmediğini, davaya konu marka başvurusunun 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi kapsamında değerlendirilemeceğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının markasına ilişkin olarak 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (d), (f) bentleri, 6 ncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında düzenlenen nedenlerden dolayı tescil engeli olup olmadığı, sonucuna göre YİDK kararının hukuka uygun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (d), (f) bentleri ile 6 ncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.