Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/4004 E. 2023/4802 K. 05.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/4004
KARAR NO : 2023/4802
KARAR TARİHİ : 05.06.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
KARAR : Davanın reddi

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.05.2014 tarihli ve 2014/4536 Esas sayılı iddianamesiyle sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
Samsun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.12.2020 tarihli ve 2020/536 Esas, 2020/526 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca davanın reddine karar verildiği, söz konusu kararın, temyiz edilmeksizin 21.01.2021 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 28.03.2022 tarihli ve 2021/29727 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2022 tarihli ve KYB-2022/49424 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2022 tarihli ve KYB-2022/49424 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/7. maddesinde “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” şeklindeki hüküm karşısında,
Dosya kapsamına göre; sanığın 26/03/2014 tarihinde çalıştığı iş yeri sahibi olan müştekiye ait aracı alıp geri getirmemesi şeklindeki eylemine ilişkin olarak Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 26/05/2014 tarihli ve 2014/11033 soruşturma, 2014/4536 esas, 2014/1581 sayılı iddianamesi üzerine, sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda, Samsun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/12/2020 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiş ise de;
Sanığın aynı eylemi sebebiyle Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 09/10/2014 tarihli ve 2014/10002 soruşturma, 2014/7669 esas, 2014/3615 sayılı iddianamesi üzerine yapılan yargılama neticesinde, Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/11/2015 tarihli ve 2014/873 esas, 2015/1120 sayılı kararının Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 24/09/2020 tarihli ve 2020/5417 esas, 2020/90021 karar sayılı ilamı ile aynı olay ve taraflara ilişkin Samsun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/683 esas sayılı dosyası ile yargılama olduğundan mükerrer yargılama olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasını takiben, yapılan yargılama neticesinde aynı eyleme ilişkin olarak Samsun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/370 esas sayısı ile yapılan yargılama sonucunda hüküm kurulduğundan bahisle Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/12/2020 tarihli ve 2020/1075 esas, 2020/1237 sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/7. maddesi uyarınca davanın reddine dair karar verildiğinin anlaşılması karşısında,
Anılan Mahkemenin iddianame düzenleme tarihinin Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/873 esas sayılı yargılamasına konu iddianame tarihinden önce olduğu ve Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/11/2015 tarihli ve 2014/873 esas, 2015/1120 sayılı kararının Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 24/09/2020 tarihli ilamı ile bozulmasını müteakip yapılan yargılama neticesinde Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/12/2020 tarihli ve 2020/1075 esas, 2020/1237 sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmakla, mahkemesince yargılamaya devamla esasa ilişkin bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde davanın reddine dair karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.
2. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkraları; “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” ve aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası da; (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/5 md.) Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” şeklinde hüküm içermektedir.

3. Somut olayda; katılanın bilinen en son adresine çıkartılan tebligatın iadesi üzerine, aynı adrese MERNİS şerhi düşülerek yapılan tebligatın da “451 sokakta No:15 yoktur, haber kağıdı yapıştırılamadığından, MERNİS uygulanamadığından evrak çıkış merciine iade” şeklindeki açıklama ile iadesi sonrası, katılanın 16.07.2014 tarihli beyanında belirttiği adrese 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca tebliği işlemi yapılmış ise de, katılanın MERNİS adresi bulunup bulunmadığı araştırılarak öncelikle 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebligat yapılmasının gerektiği, bu nedenle inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır.
4. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, bu aşamada olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.06.2023 tarihinde karar verildi.