Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/8807 E. 2023/1539 K. 21.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/8807
KARAR NO : 2023/1539
KARAR TARİHİ : 21.03.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüs
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ
1. Kilis Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.12.2018 tarihli ve 2018/113 Esas, 2018/385 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsten 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 30.11.2020 tarih ve 2019/254 Esas, 2020/2371 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Olay yeri tespit tutanağı ve hazırlık evrakında toplanan bilgi ve belgeler ile dosya kapsamına göre sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiğine, mahkemece eksik araştırma ve inceleme yapıldığına, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluştuğuna, sanığın en üst hadden cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece; “Mağdur …’nin eşi katılan … ile birlikte Geçici ********* Barınma Merkezinde bir konteynırda ikamet ettikleri, sanığın iş bu barınma merkezinde güvenlik hizmeti veren **** Özel Güvenlik Ltd. Şti. bünyesinde depolardaki malzemeyi korumakla görevli güvenlik görevlisi olarak çalıştığı, 10/10/2017 günü gece yarısı saat 3:00 civarlarında sanığın görev yerini terk ederek, daha önce tanıdığı mağdurun yaşadığı konteynıra gizlice girerek, mutfakta çocukları ile birlikte uyumakta olan mağdurun yanına geldiği, mağdura jopunu göstererek susmasını istediği, akabinde pantolonunu ve iç çamaşırını indirdiği esnada mağdurun eşi olan katılanın uyanarak mutfağa gelmesi sonucunda eylemini elinde olmayan sebeplerle tamamlayamadan olay yerinden kaçtığı, sonrasında durumun kolluk kuvvetlerine yansıması üzerine sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 102/2, 102/3.b, 35, 116/4 ve 53/1. maddeleri gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.

İlk derece mahkemesince; sanığın üzerine atılı nitelikli cinsel istismara teşebbüs suçunu ısrarla reddettiği, gece vakti konut dokunulmazlığını ihlal suçunu ilişkin olarak ise tevil yolu ikrarda bulunduğu, nitelikli cinsel istismara teşebbüs suçunun mağduru olan Asiye soruşturma aşamasında kolluktaki beyanında kısaca; 10.10.2017 günü saat: 03:00 sıralarında 3 çocuğum ile birlikte mutfak kısmında uyuduğunu, ilk olarak cama vurulduğunu, sonrasında sanığın içeriye girdiğini, sanığı daha önceden tanıdığını, Arapça kendisine “otur, otur” dediğini, sanığın hiçbirşey söylemeden önce kepini ve ceketini çıkardığını, daha sonra pantolonunu dizine kadar indirdiğini, ancak beyaz renkli olan iç çamaşırını indirmediğini, bu hareketleri yaptığı esnada elinde bulunan jopu havaya kaldırıp Arapça olarak “otur otur” dediğini, kendisininde yan odada uyuyan eşinin uyanması için konteynerin duvarına yumrukla vurduğunu, sanık pantolonunu dizine kadar indirmişken içeriye eşim geldiğini, sanık ile boğuştuklarını, sonrasında sanığın kaçtığını beyan ettiği, Cumhuriyet savcısı huzurunda ise benzer beyanlarda bulunduğu fakat bu sefer sanığın odaya girdikten sonra kilodunu indirdiğini ve sanığın cinsel organını gördüğünü beyan ettiği, mağdurun mahkememizde alınan beyanında sanıktan şikayetçi olmadığını, sanığın sadece elini tutmak istediğini, elbiselerini çıkartmadığını, soruşturma aşamasındaki beyanlarını kocası olan katılanın baskısıyla verdiğini, sanığın korkutma amacı ile jopunu kendisine göstermediğini, sanık ile daha öncesinde bir kaç kez dostane olarak buluştuklarını, sanığın eşi evde yokken bir kez resmi işlemler için konteynıra geldiğini beyan ettiği, (Bu beyanlarda bulunurken mağdurun isteği üzerine kocası olan katılanın dışarı çıktığı, geri duruşma salonuna geldiğinde, mağdurun beyanları okununca mağdurla aralarında tartışma çıktığı, duruşmada görevli Arapça tercuman bilirkişiye aralarındaki konuşma sorulduğunda, mağdurun katılana “Beni boşa” dediğini beyan ettiği), katılanın aşamalardaki beyanlarında; olay gecesi eşinin duvara vurması üzerine uyandığını, eşi ve çocuklarının yatmakta olduğu mutfak kısmına geçtiğinde, eşinin yerde yattığını, sanığında pantolonu ve kilodu dizlerine kadar inik ve cinsel organı dışarıda olduğu halde eşinin başında durduğunu gördüğünü, sanık ile boğuştuğunu sonrasında sanığın kaçtığını beyan ettiği, sanığın Kilis Devlet Hastanesinden alınan 10/10/2017 tarih ve 16.356 No’lu, sanık …’in hayati tehlikesinin bulunmayıp, BTM ile giderilemez şekilde yaralandığının tespit edildiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Mağdurun beyanlarının fazlasıyla çelişkili olması, beyanlar arasında fazlasıyla uyumsuzluk bulunması halinde, sanığın üzerine atılı suçun sübutu mağdurun beyanları dışında başkaca delilerin bulunmasına bağlıdır. Yargılamaya konu olayda mağdurun soruşturma aşamasında ki beyanlarından kovuşturma aşamasında tamammen döndüğü, sanığın kendisine yönelik hiçbir cinsel eyleminin bulunmadığını ve önceki beyanlarını kocası olan katılanın baskısı ile verdiğini beyan ettiği, aynı duruşmada kocasından kendisini boşamasını istediği dolayısıyla beyanları arasında büyük bir çelişkinin bulunduğu, sanığın mağdurun 3 çocuğu ile uyumakta olduğu ve mağdurun eşininde yan odada 3 çocuğu ile bulunduğu konteynıra mağdura karşı cinsel saldırı amacı ile girmesinin hayatın olağan akışına uymadığı, bu halde mağdurun soruşturma aşamasında ki beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığı (Katılan olan mağdurun kocasının, aşamalarda ki beyanlarında, sanığın mağdura yönelik cinsel saldırı içerir bir eylemini beyan etmediği, sadece odaya girdiğinde eşinin yatmakta olduğunu, sanığın ise pantolon ve kilodunun inmiş vaziyette eşinin başında olduğunu beyan ettiği, dolayısıyla sanığın olay anında eşine yönelik fiziksel müdahale veya tehdit içerir sözlere ilişkin bir görgüsünün bulunmadığı anlaşılmıştır) mahkememizce benimsenmiştir. İş bu nedenlerle;
Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs eylemini gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunamadığından beraat kararı verilmiştir. ” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmekle hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 30.11.2020 tarih ve 2019/254 Esas, 2020/2371 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kilis Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.03.2023 tarihinde karar verildi.