Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/10233 E. 2023/3375 K. 27.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10233
KARAR NO : 2023/3375
KARAR TARİHİ : 27.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme
HÜKÜM : Beraat

Sanığa yüklenen suçtan doğrudan doğruya zarar gören Maliye Hazinesi adına vekilinin 11.04.2016 havale tarihli dilekçesiyle katılma talebinde bulunduğu ancak katılma talebiyle ilgili herhangi bir karar verilmediği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca şikâyetçi kurumun katılan, vekilinin de katılan vekili olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.07.2016 tarihli ve 2016/253 Esas, 2016/546 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na (213 sayılı Kanun) muhalefet suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığın yüklenen suçu işlediğine, beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Davaya konu mükellef şirketin müdürü olan sanığın vergi incelemesi amacıyla ibrazı istenilen 2010 takvim yılına ilişkin yevmiye defterini, 2011 takvim yılına ilişkin yevmiye ve envanter defterleri ile defter-i kebiri ibraz etmediği iddiasıyla 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin a fıkrasının (2) numaralı bendinde düzenlenen defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Sanık hakkında yüklenen suça ilişkin vergi suçu raporu ve rapor değerlendirme komisyon mütalaası düzenlendiği, sanığın mükellef şirketin yetkilisi olduğu, ibrazı istenilen 2010 takvim yılına ilişkin yevmiye defteri ile 2011 takvim yılına ilişkin envanter ve yevmiye defterlerinin notere tasdik ettirildiği, hükme esas alınan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/58790 sayılı soruşturması kapsamında düzenlenen 16.02.2012 tarihli bilirkişi raporuna göre mükellef şirketin yalnızca 2010 takvim yılına ilişkin defterleri üzerinde inceleme yapıldığı anlaşılmıştır.
3. Sanık savunmasında özetle; 2010 takvim yılına ilişkin yevmiye defterini, 2011 takvim yılına ilişkin yevmiye ve envanter defterleri ile defter-i kebiri bulamadığı için vergi müfettişine teslim edemediğini, suç işleme kastının bulunmadığını beyan etmiştir.
4. Mahkemece, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/58790 sayılı soruşturması kapsamında bilirkişi incelemesi amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilen 2010 ve 2011 takvim yıllarına ilişkin defterlerin sanığa teslim edildiğine ilişkin herhangi bir kayıt ve bilgi bulunmadığından bahisle suç işleme kastı bulunmadığı kabul edilen sanığın beraatine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan açılan kamu davasında, vergi incelemesi amacıyla ibrazı istenilen defter ve belgeleri saklama ve ibraz etme yükümlülüğünün sanığa ait olduğu, ibrazı istenilen 2010 takvim yılına ilişkin yevmiye defteri ile 2011 takvim yılına ilişkin yevmiye ve envanter defterlerinin varlığının sabit olduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/58790 sayılı soruşturması kapsamında yalnızca 2010 takvim yılı defterleri üzerinde inceleme yapıldığı, 2011 takvim yılı defterlerinin Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildiğine veya üzerinde inceleme yapıldığına ilişkin herhangi bir kayıt ve bilginin olmadığı, savunmanın kastı ortadan kaldıran bir nedene dayanmadığı anlaşılmakla, sanığa yüklenen suçun unsurları itibarıyla oluştuğu dikkate alınarak, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve isabetsiz gerekçeyle beraatine hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazede’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5 inci maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin 3, 4, 5 ve 6 ncı fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası da gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.07.2016 tarihli ve 2016/253 Esas, 2016/546 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.04.2023 tarihinde karar verildi.