YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14591
KARAR NO : 2023/2307
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin kanuni süresinden sonra yaptığı duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarları da göz önüne alınarak 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 318. maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 06.04.2013 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında mağdure …’ye yönelik beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı, mağdure …’ya yönelik çocuğun cinsel istismarı suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Ankara 7.Ağır Ceza Mahkemesinin 10.10.2013 tarihli ve 2013/175 Esas, 2013/268 Karar sayılı kararıyla sanığın, mağdurelere karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Yargıtay Kapatılan 14. Ceza Dairesinin 06.01.2020 tarihli ve 2016/6212 Esas, 2020/13 Karar sayılı kararıyla hükümlerin “…Soruşturma evresinde ifadesi alınan mağdure … ile aşamalarda dinlenen diğer mağdure …’nin beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmesi ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunlu olduğu halde mağdure …’nın kovuşturma evresinde beyanı alınmadan eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması,…” gerekçesiyle bozulmasını karar verilmiştir.
4. Bozma kararı üzerine Ankara 7.Ağır Ceza Mahkemesinin 29.04.2021 tarihli ve 2020/76 Esas, 2021/137 Karar sayılı kararıyla sanığın, mağdurelere karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiştir.
5. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 04.07.2022 tarihli ve 2021/24838 Esas, 2022/7311 Karar sayılı kararıyla “…Dosyanın incelenmesinde, 222707 sicil numaralı katibin karar celsesi olan 29.04.2021 tarihli celsede ıslak imzası ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinde yapılan kontrole göre elektronik imzasının bulunmadığı anlaşıldığından, söz konusu imza eksikliğinin tamamlanmasından sonra Dairemize iade edilmesi için esası incelenmeyen dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,…” karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, somut delil bulunmadığına, dosya kapsamındaki tek somut delil olan sağlık kurulu raporlarının da iddia edilenin aksini gösterdiğine, cinsel saik olmadığına, suçun oluşmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanmadığına ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemenin Kabulü;
1. Kendi onur ve namusları konusunda aralarında husumet bulunmayan sanığa iftira atmaları için geçerli bir nedenleri bulunmayan mağdurelerin aşamalardaki özde istikrarlı beyanlarına, şikayetçiler … ve … ile tanıkların beyanlarına, mağdurelerin raporlarına ve tüm dosya kapsamına göre, kayden 07.08.2001 doğumlu olan ve suç tarihinde on iki yaşını tamamlamayan mağdure … ile kayden 19.06.2000 doğumlu olup suç tarihinde on üç yaş içerisinde bulunan mağdure …’nin (…) ilköğretim okulu altıncı sınıf öğrencisi oldukları, okullar açıldıktan iki hafta kadar sonra Ekim ayında (…) (…) isimli bakkal dükkanının sahibi olan sanık ile bu dükkandan alış veriş yapmaları nedeni ile tanıştıkları, mağdurelerin bir süre dükkandan sigara, çikolata ve diğer ürünlerden bolca aldıkları, sanığın da bu ürünlerin ücretlerini mağdurelerin “Ben size yazarım” diyerek almadığı ve mağdureler ile bu şekilde yakınlık kurduğu, mağdureler … ve … arkadaşları tanık … ile birlikte sanığın bakkal dükkanına alışveriş yapmak için gittikleri bir gün, sanığın … ve tanık …’ye siz dışarı da bekleyin gözcülük yapın ben … ile bir şey konuşacağım diyerek mağdure …’yi dükkanın depo kısmına götürdüğü, depo kısmında mağdure …’ye sarılarak ”Sevişelim” dediği, mağdure …’nin kabul etmeyerek depodan çıktığı, bunun üzerine sanığın gözcü olarak bekleyen mağdure …’ya “Gel, kucağıma otur” dediği, mağdurelerin dükkandan uzaklaştıkları, bir başka gün sanığın mağdurelere dükkanın arka kısmında bulunan altı – yedi katlı binaya gitmelerini söylediği, mağdurelerin sanığın söylediği apartmana gittikleri, sanığın da bir süre sonra yanlarına geldiği ve apartman kapısını “Su geldi” diyerek açtırdığı ve apartmana girdiği, mağdureleri apartmanın en alt katına indirdiği, önce mağdure …’yı dudaklarından öptüğü, mağdure …’nın ağlıyormuş gibi yapması üzerine mağdure …’yı yukarı çıkarıp apartmanın alt katına (zemin kata) mağdure …’yi götürdüğü ve dudaklarından defalarca öptüğü ve sarıldığı, mağdure … ”Birileri geliyor” diyerek haber verince buradan ayrıldıkları, sanığın mağdure …’yi yalnız olarak birkaç defa daha aynı apartmanın zemin katılana götürüp aynı şekilde dudaklarından öptüğü, sanığın başka bir gün mağdure …’ya “Sen dışarıda bekle, gözcülük yap” diyerek mağdure …’yi aynı apartman üçüncü katına çıkardığı, mağdure …’nın beklemeyerek olay yerinden ayrıldığı, sanık dairenin kapısını anahtarla açmak isterken mağdure …’nin kaçtığı sabit olmuş ve Mahkemece olayın oluşu bu şekilde kabul edilmiştir.
2. Sanık aşamalarda suçlamaları kabul etmemiş ise de, kendi onur ve namusları konusunda aralarında husumet bulunmayan sanığa iftira atmaları için geçerli bir nedenleri bulunmayan mağdurelerin aşamalardaki özde istikrarlı beyanları, müştekiler … ve … ile tanıklar … ve …’ın ifadeleri ve olayın ortaya çıkış şekli birlikte değerlendirildiğinde, sanığın mağdure …’ya karşı bir kez, mağdure …’ye karşı da birden fazla kez cinsel istismarda bulunduğu sabit olduğundan sanığın kendisini suçtan ve muhtemel cezadan kurtarmaya yönelik oludğu kanaatine varılan inkara yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir.
3. Savunma tanıkları …. ve …. ile tanık ….’nın sanığın mağdurelere cinsel istismarda bulunup bulunmadığı hususunda görgüye dayalı bilgilerinin bulanmaması ve kendi onur ve namusları konusunda aralarında husumet bulunmayan sanığa iftira atmaları için geçerli bir nedenleri bulunmayan mağdurelerin aşamalardaki özde istikrarlı beyanları, müştekiler … ve … ile tanıklar … ve …’ın ifadeleri ve olayın ortaya çıkış şekli birlikte değerlendirildiğinde, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olması karşısında, bu tanıkların beyanları hükme esas alınmamıştır.
4. Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 04.02.2013 tarihli raporunun incelenmesinde: mağdure …’nın ruh sağlığında belirgin bir bozulma olmadığının belirtildiği görülmüştür. Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 18.03.2013 tarihli raporunda, mağdure …’nin ruh sağlığının bozulduğu belirtilmiş ise de, kovuşturma aşamasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı’nın 29.08.2013 tarihli sağlık kurulu raporunda, mağdurenin iddia edilen cinsel istismar eylemi nedeniyle beden ve ruh sağlığının bozulmadığının belirtilmesi karşısında, Adli Tıp Kurumu Kanununda belirtilen uzmanlardan oluşturulan kurul tarafından bilimsel verilere ve dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı’nın 29.08.2013 tarihli sağlık kurulu raporu hükme esas alınmış ve mağdurenin maruz kaldığı cinsel istismar eylemi nedeniyle beden ve ruh sağlığının bozulmadığı kabul edilmiştir.
5. Sanığın sabit olan kayden 07.08.2001 doğumlu olup suç tarihinde on beş yaşını tamamlamayan (on iki yaş içerisinde) mağdure …’yı dudaklarından öpmekten ibaret eyleminin 5237 sayılı Kanun’un suç tarihinde yürürlükte bulunan 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle aynı Kanunun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen çocuğun cinsel istismarı suçunu; sanığın mağduru dudaklarından bir kez öpmekten ibaret eyleminin kısa süreli olduğu, ani ve kesik hareketle işlediği gözetildiğinde sarkıntılık düzeyinde kaldığı ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen sarkıntılık düzeyinde kalan çocuğun cinsel istismarı suçunu 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı yasa ile değişik on iki yaşını tamamlamamış çocuğa karşı sarkıntılık düzeyinde kalan çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu anlaşılmıştır.
6. Sanık mağdure …’ya yönelik cinsel istismar eylemini bir kez gerçekleştirdiğinden koşullarının oluşmaması nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen zincirleme suç hükümleri uygulanmamıştır.
7. Sanığın sabit olan mağdure …’ya karşı çocuğun cinsel istismarı suçu (on iki yaşını tamamlamamış çocuğa karşı sarkıntılık düzeyinde kalan çocuğun basit cinsel istismarı) yönünden lehe kanun değerlendirmesi; sanığın mağdure …’ya karşı işlediği sabit olan çocuğun cinsel istismarı suçu yönünden suç tarihinden sonra yürürlüğe giren kanun hükümlerinin sanık lehine olmadığı ve bu suçtan suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan kanun hükümlerine göre ceza tayin edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır,
8. Sanığın sabit olan kayden 19.06.2000 doğumlu olup suç tarihinde on beş yaşını tamamlamayan (on üç yaş içerisinde) mağdure …’nin bakkal dükkanın deposunda vücuduna sarılmak, başka bir gün dükkanın yakınındaki apartmanın zemin katına götürerek dudaklarından defalarca öpmek ve vücuduna sarılmaktan ve bu eylemlerini değişik tarihlerde birden fazla kez gerçekleştirmekten ibaret eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un suç tarihinde yürürlükte bulunan 103 üncü maddasinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle aynı Kanunun 103 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkralarına uyan zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu; sanığın apartmanın zemin katında mağdureyi defalarca dudaklarından öpmek ve vücuduna sarılmaktan ibaret eylemlerinin kısa süreli, ani ve kesik nitelikte olmaması nedeniyle sarkıntılık düzeyini aştığı gözetildiğinde 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına uyan zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına uyan zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu anlaşılmıştır.
9. Sanığın sabit olan mağdure …’ye karşı zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçu yönünden lehe kanun değerlendirmesi; sanığın mağdure …’ye karşı işlediği sabit olan zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçu yönünden suç tarihinden sonra yürürlüğe giren kanun hükümlerinin sanık lehine olmadığı ve suç tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükümlerinin sanık lehine olduğu anlaşıldığından, bu suçtan suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan kanun hükümlerine göre ceza tayin edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
IV. GEREKÇE
Tüm dosya kapsamı ve gerekçe içeriğine göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamış, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Ankara 7.Ağır Ceza Mahkemesinin 29.04.2021 tarihli ve 2020/76 Esas, 2021/137 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.