Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2022/9379 E. 2023/457 K. 06.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9379
KARAR NO : 2023/457
KARAR TARİHİ : 06.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı, eziyet, çocuğun cinsel istismarı, çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.11.2021 tarihli ve 2020/367 Esas, 2021/380 Karar Sayılı Kararı ile;
1. Sanık … hakkında;
a. Katılan mağdur …’a karşı cinsel saldırı suçundan açılan kamu davasında sanığın sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (b) ve (e) bentleri, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına,
b. Katılan mağdur …’ye karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (d) bentleri, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına,
c. Katılan mağdur …’e karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (d) bentleri, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 61 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına,
d. Katılan mağdur … ile … …’ya karşı eziyet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.

2. Sanık … hakkında;
a. Katılan mağdur …’e karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına,
b. Katılan mağdur …’ye karşı zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasında, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına,

3. Sanık … hakkında;
Katılan mağdur …’e karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına,

B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 03.03.2022 tarihli ve 2022/323 Esas, 2022/397 Karar Sayılı Kararı ile sanıklar hakkında cinsel saldırı, çocuğun cinsel istismarı ile eziyet suçlarından, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiileri, katılan Bakanlık vekili, katılan mağdurlardan … …, … …, … …, … … ile katılanlar … ve … vekili ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine, karar verilmiş;
Sanık …’in mağdur …’e karşı Cinsel İstismar suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve Eziyet suçundan aynı Kanun’un 96 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince açılan kamu davası hakkında bozma sonrası hüküm kurulmamış ise de; bu hususta eksikliğin zamanaşımı süresi içerisinde mahkemesince giderilmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir.

C. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06.06.2022 tarihli ve 9-2022/77762 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği;
1. Sanık … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz istemi,
-Mağdur … …’e yönelik eylemleri bakımından bir değerlendirme yapılmaması,
-Mağdurlar … ve … …’ye yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı; mağdurlar … ve … …’ya eylemleri bakımından eziyet suçlarından alt sınırdan hükümler kurulması, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca artırım uygulanırken oranın alt sınırdan takdiri, aynı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca sanık hakkında iyi hal indirimi uygulanması,
2. Sanık … hakkında mağdur …’e yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı, mağdur …’ye karşı çocuğun cinsel istismarı suçlarından alt sınırdan hüküm kurulması, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (b) ve (d) bentleri uyarınca nitelikli hal oluşmasına karşılık artırım uygulanmaması, aynı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca artırım uygulanırken oranın alt sınırdan takdiri, aynı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca sanık hakkında iyi hal indirimi uygulanması,
3. Sanık … hakkında mağdur …’e yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı eylemleri bakımından alt sınırdan hüküm kurulması, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (b) ve (d) bentleri uyarınca nitelikli hal oluşmasına karşılık artırım uygulanmaması, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca artırım uygulanırken oranın alt sınırdan takdiri, aynı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca sanık hakkında iyi hal indirimi uygulanması,
4. Katılan kurum kendisini vekille temsil ettirmesine rağmen lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine,

B. Sanıklar Müdafiilerinin temyiz sebepleri;
1. Sanıklardan … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Sanık Müdafii Av. …’ın Temyiz İsteği;
Sanığın kursta görevli olmayıp tüm aşamalarda aynı dil ile iddiaları reddetmesi, mağdur beyanlarındaki çelişkiler, tanıkların baskı ve tehdit aldığı yönündeki yeminli ifadeleri ile aç bırakma, eziyet işkence gibi iddiaları doğrulamaması, tüm mağdurların akraba oluşu, iddia edilen olayların gerçekleştiği alanın elverişsizliği, mağdurun soyut beyanları dışında bir delil bulunmaması, mağdurun ilk duruşmada sesli görüntülü şekilde ifade vermesi nedeniyle sorma imkanı kalmaması, çelişkilerin
giderilememesi, taraflar arasındaki husumet, olaydan uzunca bir süre sonra şikayetçi olunması ve bu uzun süreyi haklı kılacak bir delilin olmaması, olayın ortaya çıkış şekli birlikte değerlendirildiğinde mahkumiyete yeter kesin delil olmadığına,

2. Sanıklardan … Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Sanık Müdafii Av. …’in Temyiz İsteği;
Mahkumiyete yeter HTS kaydı, görüntü, DNA gibi somut delil olmamasına, intikal geç olduğundan sanıklar lehine delil elde edilememesine, mağdur beyanlarına göre karar verilmesine, tanıkların tehdit edilmesine, keşif yapılmamasına, mağdur beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmesi taleplerinin reddine, …’ın katılan olarak kabulüne, mahkumiyete yeter kesin delil olmamasına,

3. Sanıklar … ile … Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik, Sanıklar Müdafii Av. …’in Temyiz İsteği;
İntikal gerekçedeki gibi 1,5 sene sonra değil 2,5 – 3 sene sonradır, makul sürede değildir, mağdur … …’un 3 defa intihara teşebbüs ettiği iddiasına dair delil yoktur, aynı mağdurun 7 yaşındaki kardeşinin yurda yazılmasının gündeme gelmesi ile sanık …’in bir akrabası ile evlendirilmek istenmesi nedeniyle kendisinin yaşadıklarını engellemek için şikayetçi olduğu beyanı halihazırda sanık …’in aileye yakın konumu nedeniyle ve kursa 12 yaşından küçük çocukların alınmaması karşısında mantıklı değildir, intikalden önce gerçekleşen ses kaydında mağdur … sanıklar … ve …’ın bir eyleminden bahsetmemiştir, mağdur … savcılıkta sanık …’ın nitelikli eyleminden bahsetmemişken kovuşturmada nitelikli istismardan bahsetmiştir, istismarın tehdit altında gerçekleştiği iddiası doğru değildir, mağdur …’un ifadeleri çelişkilidir, mahkeme mağdura soru sorma hakkını engellemiştir, tanık ifadeleri iddiaları doğrulamamaktadır, adli tıp raporuna göre mağdurun iddia ettiği sayıda cinsel istismarın yaşanmış olması mümkün değildir, pedagog Erhan E. ile … A. arasında akrabalık bağı vardır, yurdun fiziki şartlarına göre cinsel istismar olayının yaşanması mümkün değildir, mahkemenin mağdurların iftira atmasını gerektirir bir nedeni bulunmadığı yönündeki tespiti yeterli ve geçerli değildir, sanıklar … ve …’ın beraatlerinin gerektiğine,
4. Sanıklardan … Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz Sebepleri;
a. Müdafii Av. …’in Temyiz İsteği;
Mahkemenin maddi gerçeklerden uzaklaşarak karar vermesine, verilen ceza kararının haksız ve hukuka aykırı olmasına,

b. Sanık … müdafii Av. …’ın Temyiz İsteği;
Bölge Adliye Mahkemesinin kararının gerekçesiz olmasına, lehe delillerin göz ardı edilmesine, mağdurların çelişkili beyanları dışında delil bulunmamasına, dosyaya sunulan mağdur fotoğrafları irdelenmemesine, sonraki tarihlerde mağdurların kurs etkinliklerine katılmaya devam etmesinin göz ardı edilmesine, 3 yıl sonra gerçekleşen intikal nedeniyle sanık lehine delillerin toplanmamasına, çapraz sorgu imkanı verilmemesine, mekanın fiziksel durumunu göstermesi için yapılan keşif talebinin reddedilmesine, adli tıp raporunda livata bulgusuna rastlanmamasına, birçok tanığın tehdit ve yönlendirmeye maruz kaldığını beyan etmesine, oluşan şüphe sanık lehine değerlendirilmemesine, sanığın beraati istemine, ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tüm dosya kapsamı, sanık savunmaları, mağdur ve müşteki beyanları, tanık anlatımları, Segbis dökümleri birlikte değerlendirildiğinde; Ümraniye adresinde Fıkıh Araştırmaları Derneği (Fıkıh-Der) adı altında yatılı Kur’an Kursu olarak faaliyet gösteren ve faaliyet izni bulunmayan kursun kurucusu, yönetici ve sorumlusunun sanık … olduğu, sanıklar … ve …’ın aynı kursta kıdemli öğrenci sıfatıyla yardımda bulundukları, bu nedenle sanıklar Hacı ve …’ın koruma, bakım veya gözetim yükümlülüklerinin de bulunmadığı, mağdurların tamamının Kur’an kursunda bir dönem yatılı öğrenci olarak kalıp kurs gördükleri,
Mağdurların kursta kaldıkları dönem içerisinde sanıklardan …’in kendisine masaj yapılması isteğiyle başlayıp mağdurlar üzerinde kurduğu baskı ile mağdurların kendisinin cinsel organı ile oynayıp mastürbasyon yaptırması, göğsünü öptürmesi, fiili livata, oral ilişki ile sanıklardan …’ın fiili livata, sanık …’ın dokunma, öpme, kalça sıkma, oral ilişki şeklinde cinsel eylemlerde bulundukları, sanıkların suçlamaları kabul etmediği, kendilerine iftira atıldığını, komplo düzenlendiğini savundukları,
Dosyada mağdur …’un kurstan ayrıldıktan 1,5-2 sene sonra şikayetçi olmaya karar vermesinde 7 yaşındaki kardeşinin sanıkların bulunduğu Kur’an kursuna verilme istenmesinin, sanık …’in annesi tarafından akrabaları bir bayanla evlendirilmek üzere tanıştırılmasının etkili olduğu, kendi başına gelenlerden sonra kardeşinin de yatılı olarak verileceği Kur’an kursunda başına gelecekleri düşününce ayrıca sanık …’in akrabaları bir kızla evlenip ailelerini iyice girip yakınlaşacağını düşününce çok rahatsız olduğu, bu durumu arkadaşı ile konuştukları, mağdur …’ın mağdurla sohbetler ettiği, mağdur …’un … …’un başından geçenleri daha rahat anlatması için içki içtiğini sonrasında da ancak başından geçenleri anlatabildiğini beyan ettiği, … …’ın cesaretlendirmesi, başından geçenleri anlat diye ısrar etmesi mağdur …’un alkol alıp anlatabildiği, konuşmasını ses kaydını alması ve diğer aile bireylerine dinletmesi üzerine olayların patlak verdiği, sanık müdafiilerinin ve sanıkların belirttikleri gibi mağdur …’un ve diğer mağdurların oturup … ile plan yaparak onun talimatı ile şikayetçi olma durumlarının söz konusu olmadığı, mağdur …’un kurstan ayrıldıktan sonra evinde dahi kalamadığı, dayısında kaldığı, ATK Başkanlığı raporunda belirtildiği üzere beden ve ruh sağlığının olay nedeni ile bozulduğu, başından geçenleri rahatlıkla anlatamadığı, arkadaşı İrem’in ortam oluşturması … …’ın yardımcı olması kardeşinin başına gelecekleri düşünerek her şeyi göze alarak başından geçenleri anlattığı, … bir erkek çocuğunun kolaylıkla cinsel istismara uğradığını açıkça söyleyebilmesinin hayatın olağan akışına ters olduğu, hele hele …’in talimatıyla bu şekilde beyanda bulunulduğunun düşünülmesinin de mümkün olmadığı, kaldı ki …’in sanık …’e iftira atmasını gerektirir somut inandırıcı bir sebep de ileri sürülemediği, tanıkların sanıkların özellikle sanık …’in beyanlarında belirttiği üzere dini konularda aralarında farklılık olduğunu, kendisinin inandığı inanç bakımından büyük insanlara hakaret ettiğini, kendisinin sessiz kaldığını, kin duyarak böyle bir komployu kendisine hazırladığını ileri sürdükleri, sonraki tarihlerde ve duruşmalarda ayrıca …’in memleketinde bulunan bir arazide mezarlık bulunduğunun, mezarlığa inşaat yapılması konusunda sanık …’den yardım istendiğinin bir nevi fetva verilmesi istendiğinin, sanığın da bu konularda …’e yardımcı olduğunun belirtilerek bu konu nedeni ile de iftira da bulunulmuş olabileceğinin belirtildiği, beyanlarda sanık …’in …’e yardımcı olduğunun belirtildiği, yardımcı olunmuş olması nedeni ile …’in niçin sanık …’e kin beslediği konusu fikrinin ayakta kaldığı, gerçeği yansıtmadığının inandırıcılıktan uzak olduğunun anlaşıldığı, sanıkların kendilerine iftira atılmasını gerektirir inandırıcı, doyurucu gerekçeler sunamadıkları, sanıkların ve müdafiilerinin ayrıca savunmalarında tüm mağdurların akraba olduklarına dikkat çekerek tüm mağdurların akraba olmaları nedeni ile bu iddiaların doğru olmadığını savundukları, sanık …’in eğer böyle bir cinsel eğilimi var ise niçin …’ın akrabası olan mağdurlara yaptığı iddiasının bulunup da başka mağdurların söz konusu olmadığını gündeme getirdiği, dinlenen ve kursta kalan tanıkların tarafsız beyanlarda bulunmadıkları, bazı tanıkların sanık …’in masaj yaptırdığını söylemesine rağmen masaj yok dedikleri, mağdurların akraba olmaları nedeni ile bir birlerinden güç bularak olayları ortaya çıkardıklarının anlaşıldığı, diğer öğrencilerin tek başına oldukları, kurs ortamının baskı ortamı olduğunun dosyadan anlaşıldığı, kolay kolay çocukların dayak yediklerini, baskı altında kaldıklarını ailelerine söyleyemedikleri, iç dünyalarında yaşadıkları sorunları aşmaya çalıştıkları, kursun bitmesini ve sorunlardan kurtulmayı bekledikleri, mağdurların beyanlarından anlaşılacağı üzere herkesin kursta birşeyler olduğunu hissettikleri ancak mağdurlar üzerinde kurulan manevi baskı nedeni ile bir birlerine dahi kardeşlerine dahi durumları açıklayamadıkları, mağdur …’in herşeyi göze alıp başından geçenleri anlattıktan sonra akrabası olan diğer mağdurların da ondan güç bularak başlarından geçenleri anlattıkları, mağdurların akraba olmalarının suçun işlenmediği anlamına gelmeyeceği, her bir mağdurun başından geçenleri samimi bir şekilde ayrıntılarıyla yer ve zaman göstererek tüm aşamalarda ayrıntılı bir şekilde anlatabildikleri, şayet … tarafından yönlendirilmiş olmaları durumu söz konusu olsa idi mağdur …’un açıkladığı olaylar sonrasında diğer mağdurların da benzer şekilde cinsel istismar olayına uğradıklarını anlatmalarının gerekli olduğu, olayın her bir mağdur yönünden çok farklı oluş şekilleri düşünülerek yer ve zaman gösterilerek … tarafından oluşturulmuş olduğunun düşünülmesinin mümkün olmadığı, SEGBİS aracılığıyla dinlenen mağdurlar izlendiğinde, beyanları dinlendiğinde, okunduğunda ne kadar samimi olduklarının da anlaşılacağı, … …’nın beyanlarında cinsel istismara uğramadığını ancak eziyet gördüğünü beyan ettiği, sanık savunmalarının doğru olması halinde …’in bu mağdura da cinsel istismara uğradığını söyletmesinin ve sanıklara daha fazla ceza aldırmaya çalışmasının gerektiği, mağdurların her bir sanık yönünden başlarına gelen olaylar sorulduğunda anlattıkları, tüm sanıkları suçlamaladıkları, samimi bir şekilde hangi sanıkla ne yaşamışlarsa onu belirtip olmayan şeylere de “hayır olmamıştır, bu sanık bana bir şey yapmamıştır” şeklinde beyanlarda bulundukları, olayın çıkış şekli, oluş şekli göz önünde bulundurulduğunda mahkememizce mağdur beyanlarına itibar edildiği, sanıkların suçtan ve cezadan kurtulmak maksadıyla beyanlarda bulundukları, cinsel istismar eylemlerinin suçların mahiyeti gereği herkesin görebileceği açık alanlarda ve başka insanların yanında işlenen suçlardan olmadığı, bu yönüyle Kur’an kursunda diğer öğrencilerin birebir olaya şahitlik etmelerinin beklenemeyeceği, sanıkların kursa öğrencilerin velilerinin de belirli saatte geldiklerini, bazı velilerin istedikleri saatte girip çıktıklarını belirttikleri ancak mağdur beyanlarında belirtildiği üzere eylemin kimsenin olmadığı ortamlarda gerçekleştirildiği, sanık …’in mağdurları telsizle tek tek odasına çağırdığı ya da uygun zaman ve mekan kollayarak eylemlerini gerçekleştirdiği, bu yönüyle diğer öğrencilerin ve mağdurların bir birlerini görmelerinin beklenemeyeceği, eziyet etme suçu yönünden ise ailelerin belirli zamanlarda sohbetlere geldiklerinde çocuklarda dövülme izi görmediklerini belirttiği, mağdur beyanlarından anlaşılacağı üzere mağdurların korktukları görünür yerlerine dayak atılmadığı, sırtlarına vurulduğu, sırt bölgesinin de dışarıdan görünen bir bölge olmadığı, plastik çekiçle vurulduğu, iz bırakılmasının önüne geçildiği, bozuk para dolu keseyle çocuklara vurulduğu, bunun da iz bırakmamak için uygulanan bir yöntem olduğu kanaatine varıldığı, sanık müdafiilerinin tüm aşamalarda Kur’an kursunun bir kaç yerde faaliyet gösterdiğini belirterek mağdurlara hangi binada gerçekleştiği sorusunu yönelttikleri, mağdurların da bu konulara rahatlıkla ayrıntılı cevap verebildikleri, sanık müdafiilerinin kursun bulunduğu bir binadaki resimleri yer yataklarının resimlerini, ortamın resimlerini getirerek dosyaya sundukları, ayrıca son kurs binasının sahibi olan sanıklar … ve …’ın babalarının tanık olarak dinlendiği, kurstaki odalarla ilgili bölmelerin sonradan yapıldığını, alçıpan olmaları ince olmaları nedeniyle diğer bölümde bulunanların en ufak sesi bile rahatlıkla duyduklarını belirttiği, mağdurların ve sanığın yer yatağında yatmalarının mağdur beyanlarında da belirtildiği üzere suçun işlenmesini kolaylaştırdığı, sanık …’in odalar arasındaki bölmelerin ince olması nedeni ile ses geçirip geçirmeme durumunun da suçun işlenmesini etkilemeyeceği, bu savunmaların da mahkemece kabul görmediği, açıklanan gerekçelerle sanıkların üzerlerine atılı suçu işledikleri kanaatine varılarak hukuki süreç başlığı altında yer alan şekilde hüküm tesis edildiği görülmüştür.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz Sebeplerine Göre;
1. Sanık … hakkında mağdur …’e yönelik eylemler bakımından hüküm kurulmadığı anlaşıldığından zamanaşımı süresi içinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür.

2. Sanık … hakkında kurulan hükümlere yönelik;
Mağdurlardan … … ve … …’ye yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı, … … ve … …’ya yönelik eziyet suçu yönünden, ilk derece mahkemesince temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşılması, zincirleme şekilde gerçekleşen eylemler nedeniyle belirlenen arttırım oranının her bir mağdura yönelik eylem bakımından alt sınırdan uzaklaşılarak bir oran belirlenmiş olması, takdiri indirim hükümlerinin uygulanması yönünden ise sanık hakkında kurulan hükümlerde 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve “Sanığın duruşmadaki tutum ve davranışları dikkate alınarak…” şeklindeki yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Sanık … hakkında kurulan hükümlere yönelik;
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, çocuğun cinsel istismarı suçlarında Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümlerde “suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki sebep ve saikler, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurulduğunda takdiren” şeklindeki yerinde ve yeterli gerekçe ile alt sınırdan ceza tayininde, de bir isabetsizlik görülmediğinden, cinsel saldırı suçunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunda ise zincirleme suç hükümleri uygulanırken belirlenen oranın dosya kapsamına uygun olması, takdiri indirim hükümlerinin uygulanması yönünden ise sanık hakkında kurulan hükümlerde 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve “Sanığın duruşmadaki tutum ve davranışları dikkate alınarak…” şeklindeki yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış;
Ancak; mağdurların aşamalardaki beyanları, tanıkların anlatımları, savunmalar ile tüm dosya içeriği nazara alındığında aynı kursta mağdurlar ile birlikte yatılı kalmakta olan ve kursiyerlere Kur’an eğitimi verdiğini beyan eden sanığın belirlenmiş bir eğitici-öğretici görevi bulunup bulunmadığı, ayrıca karşılığında ücret alıp almadığının araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (b) ya da (d) bendinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışmasız bırakılarak yazılı şekilde karar verilmesi karşısında, söz konusu hükümlere yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

4. Sanık … hakkında Kurulan Hükme Yönelik;
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde “suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki sebep ve saikler, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurulduğunda takdiren” şeklindeki yerinde ve yeterli gerekçe ile alt sınırdan ceza tayininde bir isabetsizlik görülmediğinden, zincirleme suç hükümleri uygulanırken belirlenen oranın dosya kapsamına uygun olmasında, takdiri indirim hükümlerinin uygulanması yönünden ise sanık hakkında kurulan hükümlerde 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve “Sanığın duruşmadaki tutum ve davranışları dikkate alınarak…” şeklindeki yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde hukuka aykırılık bulunmamış,
Ancak; mağdurların aşamalardaki beyanları, tanıkların anlatımları, savunmalar ile tüm dosya içeriği nazara alındığında aynı kursta mağdurlar ile birlikte yatılı kalmakta olan ve kursiyerlerin eğitimine ezber gibi hususlarda yardımcı olduğu anlaşılan sanığın belirlenmiş bir eğitici-öğretici görevi bulunup bulunmadığı, ayrıca karşılığında ücret alıp almadığının araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (b) ya da (d) bendinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun tartışmasız bırakılarak yazılı şekilde karar verilmesi karşısında, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

5. Bakanlık Vekilinin Vekalet Ücreti Takdir Edilmesi Gerektiğine Yönelik Temyiz Sebepleri
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları” başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun’un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan
kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.

B. Sanık Müdafilerinin temyiz sebeplerine göre;
1. Sanıklardan … Müdafii …’in Temyiz İsteminde,
5271 sayılı Kanun’un 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır” şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede, sanık müdafiinin matbu ifadelerle, dosyaya münhasır gerekçe içermeyen 25.03.2022 tarihli dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin aynı Kanunun 298 inci maddesi uyarınca, reddine karar vermek gerekmiştir.

2. Sanıklardan … Müdafii Av. …’ın, … Müdafii Av. …’in, Sanıklar … ve … Müdafii Av. …’ın Temyiz İstemlerinde,
Olayın intikal şekli, katılan mağdurların aşamalardaki özü itibariyle değişmeyen birbiri ile uyumlu beyanları, adli raporlar, sanık savunmaları ve ilk derece mahkemesinin gerekçesi nazara alınarak sanıklar müdafilerinin intikalin geç ve mağdurların beyanlarının çelişkili olmasına, eksik araştırmaya, sübuta ve sair hususlara yönelik temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.

3. Sanık … Müdafii Av. …’ın Temyiz İsteminde,
a. Olayın intikal şekli, katılan mağdurların aşamalardaki özü itibariyle değişmeyen birbiri ile uyumlu beyanları, adli raporlar, sanık savunmaları, tanık anlatımları ve ilk derece mahkemesinin gerekçesi nazara alınarak sanıklar müdafilerinin intikalin geç ve mağdurların beyanlarının çelişkili olmasına, eksik araştırmaya, sübuta ve sair hususlara yönelik temyiz istemleri yerinde görülmediğinden anılan hükme yönelik Bölge Adliye Mahkemesi kararı nazara alındığında sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
b. Sanık … hakkında mağdurlardan … …’a yönelik baldır bölgesine masaj yapması isteğiyle başlayıp sanığın gösterdiği baldır bölgesine masaj yapan sanığın mağdurun elini tutarak cinsel organının bulunduğu bölgeye götürmesi, cinsel organının üzerine geldiğinde mağdurun elini iç çamaşırının içine sokarak mağdurun tuttuğu elini cinsel organında bir iki hareket yaptırması, sonra kendi cinsel organını eline alıp mağdurdan göğsünü öpmesini ve oral ilişkide bulunmasını istemesi şeklinde gerçekleşen eyleminin sarkıntılık düzeyini aştığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
c. Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve cinsel saldırı suçlarından kurulan hükümlerde, insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle suçu işlediğinden bahisle 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi ile aynı Kanun’un 102 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi uygulanmış ise de sanığın idareci, eğitici ve öğretici olduğu kursta mağdurlar …, … … ve … …’ye yönelik eylemleri esasında eğitici, öğretici konumundan istifade edilerek gerçekleştirilip, sanık yönünden “insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan yararlanmak” koşulunun gerçekleşmediği anlaşıldığından sanık hakkında belirlenen temel cezanın 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendine göre maddesiyle artırılması kanuna aykırı görülmüş ise de bu husus temel cezanın belirlenmesinde teşdit nedeni yapılmayıp sonuç cezayı da değiştirmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

D. Bozma sebeplerine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
A. Gerekçenin (B-1) bendinde açıklanan nedenle sanık … müdafii Av. …’in temyiz dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle, REDDİNE,

B. Sanık … Hakkında Katılan Mağdurlardan … …’a Yönelik Sarkıntılık Suretiyle Cinsel Saldırı, … … ve … …’e Yönelik Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçları Yönünden;
Gerekçe bölümünde (B-3.c) numaralı bentte açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 03.03.2022 tarihli ve 2022/323 Esas, 2022/397 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi 19.11.2021 tarihli 2020/367 Esas 2021/380 Karar sayılı kararının hüküm fıkrasının B-2’de yer alan “102/3-e”, C-2’de yer alan “103/3-b”, D-2’de yer alan “103/3-b” ibarelerinin çıkarılması suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

C. Sanık … Hakkında Katılan Mağdurlardan … … ve … …’a Eziyet Suçlarından Kurulan Mahkumiyet Kararlarına İlişkin Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A-2, B-3) numaralı başlıklar altında açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 03.03.2022 tarihli ve 2022/323 Esas, 2022/397 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

D. Sanıklar … ve … Hakkında Kurulan Mahkumiyet Kararlarına İlişkin Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A-3-4, B-2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görülmeyip katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 03.03.2022 tarihli ve 2022/323 Esas, 2022/397 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.02.2023 tarihinde karar verildi.