Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2023/1142 E. 2023/3472 K. 02.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1142
KARAR NO : 2023/3472
KARAR TARİHİ : 02.05.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta yada kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.09.2022 tarihli ve 2022/635 Esas ve 2022/515 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta yada kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendi, 52, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 7 yıl hapis ve 501.480,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Ceza Dairesinin, 11.11.2022 tarihli ve 2022/4018 Esas, 2022/558 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafiinin temyiz isteği, Mahkemenin olayın oluş şeklini netleştirmediği, katılanın müvekkilini tanımadığını beyan ettiği, diğer sanıkla yaptığı telefon görüşmelerinin günlük konuşmalara yönelik olduğu, müvekkilinin atılı suçu işlediğine dair dosyada delil bulunmadığı, zarar miktarının katılanın beyanına göre belirlendiği, soyut beyana dayanarak yüksek miktarda para cezası tayin edildiği, benzer nitelikte suç kayıtlarının olması nedeniyle takdiri indirim uygulamadığı ve tekerrür hükümlerinin hatalı uygulandığı, bu nedenlerle kararın bozulması istemine ilişkindir.
2. Sanığın temyiz isteği; diğer sanığın telefonunun dinlenmesi ve kendisinin de onunla telefon görüşmesi yapması nedeniyle kendisinin de takibe alındığını, yaptığı telefon görüşmelerinde suç teşkil edecek bir konuşmasının olmadığını, katılanın kendisini teşhis etmediğini, olayla bir ilgisinin olmadığını, kararın yeniden incelenmesi talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. 10.05.2022 tarihinde katılanın telefonunu arayan şahsın kendisini polis memuru olarak tanıtarak operasyon yürütüldüğünü, kendisi hakkında da şüphe bulunduğunu, bu nedenle evinde bulunan altın ve paralara incelenmek üzere el konulacağını, durumu kimseye anlatmamasını söyleyerek katılanı ikna ettikleri, katılanın da evinde bulunan yaklaşık 250.000,00 TL değerindeki altınlarını alarak söylenilen yere götürüp, hakkında mahkûmiyet hükmü verilerek kesinleşen sanık …’ya teslim ettiği, …’nın da talimatı sanık …’den aldığı iddiasıyla sanık hakkında, “kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık” suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2022/1430 sayılı soruşturmada, ülke genelinde artan dolandırıcılık olaylarının engellenmesi amacıyla, Şanlıurfa 4. Sulh Ceza Hakimliğinden alınan 22.03.2022 tarihli ve 2022/1967 değişik iş sayılı karar ile, aralarında sanık …’in kullandığı telefon hattı da bulunan telefon numaraları için yapılan iletişimin dinlenmesi neticesinde, Mahkemece atılı suça ilişkin olduğu değerlendirilen konuşma kayıtları dosyaya konulmuştur.
3. Sanık özetle, olayla bir ilgisinin olmadığını, diğer sanığın köylüsü ve uzaktan akrabası olduğunu, ondan borç para aldığını, yaptığı telefon görüşmelerinin bu konuya ilişkin olduğunu, suçsuz olduğunu beyan etmiştir. Sanık, müdafii huzurunda emniyette verdiği ifadesinde, telefon görüşmelerinin kendisine ait olmadığını, görüşmelerin yapıldığı telefon hattının kendisine ait olmadığını beyan etmiştir.
4. Sanık … özetle, sanık … ile yaptığı telefon görüşmelerinin aralarındaki alacak verecek meselesine ilişkin olduğunu, hakkında yapılan teşhis işlemini kabul etmediğini, emniyette müdafii huzurunda verdiği ifadesinde ise; sanık …’in kendisini sık sık arayıp kendisiyle birlikte çalışarak “eldencilik” (mağdurun bulunduğu yere giderek ondan suç konusu menfaati fiziki olarak teslim alan) yapma teklifinde bulunduğu beyan etmiştir.
5. Katılan 31.05.2022 tarihinde emniyette ve 13.09.2022 tarihli celsede, kendisinden altınlarını alan şahsın sanık … olduğunu net olarak teşhis ettiğini beyan etmiştir.
6. 01.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda; 10.05.2022 olan suç tarihinde ve sonraki günde yapılan ve atılı suça ilişkin olduğu değerlendirilen telefon görüşmelerindeki konuşmaların sanık …’e ait olduğu belirtilmiştir.
7. 31.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda; katılan tarafından sanıklara teslim edilen altınların güncel alış değerinin 250.733,75 TL olduğu belirtilmiştir.
8. Sanığın adli sicil kaydı güncel olarak UYAP üzerinden dosya arasına alınmış, benzer eylemlerden adli sicil kayıtlarının bulunduğu anlaşılmıştır.
9. İlk derece mahkemesince, sanığın aşamalarda alınan savunmalarının çelişkiler içerdiği dikkate alınıp tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varılarak itibar edilmediği, sanığın diğer sanık ile birlikte iştirak iradesi içinde hareket ederek, kendisini polis olarak tanıtıp katılanı aldatarak, altınlarını almak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği gerekçesiyle temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilmiş ise de; tekerrüre esas alınan Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesinin tekerrüre esas aldığı Bakırköy 11.Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/228 Esas ve 2016/35 Karar sayılı ilamına konu 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen basit dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamına alınmış olması nedeniyle, Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesinin tekerrüre esas aldığı bu ilam sebebi ile uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığının araştırılarak, uyarlama yargılaması yapılmış ise sonucuna göre sanık hakkında ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu ile sanığın gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin 5237 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesi uyarınca verilen cezadan mahsup edilmesi hususunun, infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, temel ceza belirlenirken hapis cezası alt sınırdan uzaklaşılarak uygulandığı halde, hapis cezasının yanında hükmolunan adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırdan belirlenmesi, aleyhe istinaf talebi bulunmadığından bu hususun eleştirilmesi ile yetinilerek, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde, Olay ve Olgular başlığı altında 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 numaralı bentlerde yazılı deliller ve tüm dosya kapsamına göre yüklenen suçun sanık tarafından işlendiği ve unsurları itibariyle oluştuğu, bu yönüyle hükümlerde eksiklik bulunmadığının anlaşılması nedeniyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Ceza Dairesinin, 11.11.2022 tarihli ve 2022/4018 Esas, 2022/558 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.05.2023 tarihinde karar verildi.