YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8000
KARAR NO : 2023/16231
KARAR TARİHİ : 20.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu … Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesi uyarınca 14.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği, cezanın alt sınırdan tayin edildiğine ve katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmediğine, vesaire ilişkindir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği, sanığın haksız yere davasının reddedilmesine sebep olan bilirkişi raporuna tepki gösterdiğine, sözlerin iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında kaldığına ve hakaret suçunun oluşmadığına, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın ticaret mahkemesine açmış olduğu davanın reddedilmesinden sonra aynı davaya sunduğu dilekçede davada bilirkişilik görevi yapıp kendisi aleyhine rapor düzenleyen katılana yönelik olarak “Hukuk profesörü olarak bilirkişi müessesesine yakışmayan taraflı, mahkemeyi yanıltıcı… düzmece, yalan, gerçeğe aykırı rapor düzenlemek suretiyle şikâyetçinin haksız rekabet suçu işleyen ve … A.Ş’yi soyanların suçlarına katkı sağladığını ve suç ortağı olduğunu.” şeklinde sözlerle hakaret ettiği iddiasıyla açılan davada Yerel Mahkemece mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A- Sanık müdafiinin sanığın suçu işlemediği yönündeki temyizinde;
Tüm dosya kapsamı, katılanın aşamalarda değişmeyen istikrarlı anlatımları ve 04.08.2014 tarihli dilekçe kapsamından sanığın mahkemeye sunduğu dilekçe içeriğinde söylediği sözlerin iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında olmadığı ve katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyuta ulaştığı anlaşılmakla hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
B- Katılan vekilinin temyizi yönünden ve sair temyiz sebepleri yönünden
1- Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin bozma sebepleri dışında diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2- Ancak;
a-) 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu bozmayı gerektirmiştir.
b-) Kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine, 5271 sayılı Kanun’un 325 inci maddesinin birinci fıkrası ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (B) bendinin ikinci maddesinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin, kararına yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.03.2023 tarihinde karar verildi.