Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/14178 E. 2006/18416 K. 27.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/14178
KARAR NO : 2006/18416
KARAR TARİHİ : 27.12.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24.02.2005 gün ve 2005/487-1662 sayılı bozma kararında özetle: “Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro haritası ile eski tarihli memleket haritası … fotoğrafı ve amenajman planının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen orman mühendisi ve … elemanı bilirkişinin müşterek imzalı rapor ve krokileriyle, çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılan orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunun denetime olanak vermediği ve hatalı olduğu gibi, mahkemenin kabulünün dosya içeriğine ve toplanan delillere de uygun düşmediği, taşınmazın etrafının tel çitle çevrilmesi, birkaç süs bitkisi ile birkaç ağaç dikilmesinin taşınmazın ekonomik amacına uygun zilyetlik olup olmadığının tartışılmadığı, diğer taraftan, çekişmeli taşınmazın 1953 yılında 5602 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen genel arazi kadastrosunda orman olarak paftasına yazılmak suretiyle tapulama dışı bırakıldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğüne kadar, çalışma alanı içinde bulunan sınırlaması itirazsız kesinleşmiş ormanlara ilişkin haritaların tapuya aktarıldığı, arazi kadastro ekiplerinin bu sınırlara uyduğu, kesinleşmiş bir orman kadastrosu yok ise, Orman Yönetiminden orman sınırlarını bildirmesinin isteneceği, Yönetimin bildirdiği sınırlar esas alınarak arazi kadastrosunun yapılacağı, ilan edilen çalışma alanı içinde kalan ormanların tesbit dışı bırakılacağı, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra ise, yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılacağı,Yörede ilk defa 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile sadece devlet ormanları sınırlanmıştır. 1988 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve orman kadastrosunda ise 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre re sen devletleşen orman alanları da sınırlandırıldığı, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının sadece 1942 yılındaki orman kadastro sınırları uygulanmak suretiyle belirlenemeyeceği, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre resen devletleşen yerlerden olup olmadığının tesbitinin 1993 orman kadastro haritasının uygulanması suretiyle belirleneceği, uzman bilirkişiler tarafından çekişmeli taşınmazın 1993 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldığı bildirilmişse de, 1953 yılında yapılan arazi kadastrosunda çekişmeli taşınmazın ve çevresinin orman olduğu paftasına yazılarak tapulama dışı bırakıldığına göre, davacının taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunu kesin deliller ile kanıtlamasının zorunlu olduğu, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince “tabi olarak yetişen veya emekle yetiştirilen

-2- 2006/14178-8416

ağaç ve ağaçcık toplulukları yerleri ile birilkte orman sayılır” zaman içinde orman bitki örtüsünün kaldırılmış olmasının or yerin orman niteliğini kayıp ettiği anlamına gelmeyeceği, toprağı ile birlikte orman sayılan yerlerin zilyetlikle kazanılma olanağı bulunmadığı, ne var ki, taşınmazın bulunduğu yerde 1993 yılında yapılıp 11.05.1994 tarihinde kesinleşen orman kadastrosunda taşınmazın orman sınırları dışında bırakıldığı, taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilebilmesinin ancak bu tarihten sonra olanaklı hale geldiği, bu tarihten sonra davanın açıldığı tarihe kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresi dolmadığından davacının zilyetliğine değer verilemeyeceği (Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2004 gün ve 2004/8-242 Esas, 2004/292 karar sayılı kararı da bu yönde olduğu,) davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğuna” değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. Maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1942 yılında 3116 sayılı yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 1993 yılında yapılıp 10.11.1993 tarihinde ilan edilerek 11.05.1994 tarihinde kesinleşen, aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanlarda 4785 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması mevcuttur.
Genel arazi kadastrosu 1953 yılında yapılıp kesinleşmiş, çekişmeli taşınmazlar orman alanında kaldığı paftasında işaretlenerek, tapulama dışı bırakılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 27/12/2006 gününde oybirliği ile karar verildi.