YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6099
KARAR NO : 2023/1418
KARAR TARİHİ : 08.03.2023
MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/1001 E., 2018/89 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.03.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen zaman esaslı charter sözleşmesine istinaden müvekkilinin işleteni bulunduğu M/V AQUA STAR isimli geminin davalıya tahsis edildiğini, müvekkilinin tüm yasal yükümlülükleri yerine getirdiğini, sözleşmeden doğan navlun alacağının ödenmesi için 05.11.2013 tarihli 59.187,82 USD bedelli faturanın düzenlendiğini, faturanın karşı tarafa tebliğ edildiğini, davalının faturaya itiraz etmediğini ve navlun bedelinin ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, davalının icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile davacı arasında sözleşmesel ilişki doğmadığını, davacı tarafından sunulan bağlantı notunun hiçbir zaman müvekkili tarafından imzalanmadığını, herhangi bir vasıta ile teyit edilmediğini, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, akdi ilişkiyi ispat yükünün davacıda olduğunu savunarak davanın reddi ile davacının alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşımaya ilişkin sözleşmenin davalı şirket ile Türk Kızılayı Genel Müdürlüğü (Kızılay) arasında yapıldığı, davacının donatanı olduğu M/V AQUA STAR gemisi ile taşımanın yapıldığı, bir kısım ödeme yapılmış ise de bağlantı teyidine göre bakiye taşıma bedelinin davalı tarafından ödenmediği, taşıma ilişkisi nedeniyle bakiye bedelden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 59.187,82 USD üzerinden devamına, bu bedele takip tarihinden itibaren faiz uygulanmasına, fazla talebin reddine, davacının tazminat talebinin kabulü ile %20 tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafça alacağın varlığına ilişkin hiçbir somut delil sunulmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında müvekkilini borç altına sokan sözleşmesel bir ilişki bulunmadığını, Kızılay’a yazılan müzekkereye verilen cevapta gönderilen belgelerin hatalı değerlendirildiğini, dava dışı Skytech firmasından davacı şirket ile aralarında gerçekleşmiş olan hesap mutabakatı yazısının istenmesi ve yine söz konusu firmanın ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğini; ancak yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, kaldı ki davacı şirketin, bağlantı özetini bağıtlayan şirketin müvekkili şirket adına hareket ettiğini de ispatlayamadığını, geminin tahsisi hususunda müvekkilinin talimatı ya da teyidinin bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki 17.05.2013 tarihli konşimentoda “emtia gemi işletenleri (gemi kiracısı olarak MUTLUHAN HOLDİNG) tarafından organize edilecek olan demiryolu ve kamyon taşıması aracılığıyla …e transit taşımadadır” kaydı bulunduğu, konşimento ile 04.09.2013 tarihli yazılı sözleşmenin birbirini aynen doğruladığı, bağlantı teyidine göre geminin davalıya tahsis edildiği, her ne kadar davalı tarafından bu bağlama notunun imzalanmadığı belirtilmiş ise de uygulamada deniz taşımasında bağlantı teyidinin imzalanmadığı; ancak bağlantı teyidi gereği geminin davalıya teslim ve tahsis edildiği ve konşimentoda davalının gemi kiracısı olduğu yazılı olduğundan davalı savunmasının gerçeğe aykırı olduğu, davalının Skeytech firması ile olan ilişkisini davacıya karşı ileri süremeyeceği ayrıca aynı gemide taşınan çelik yüküne ait yine davalı tarafından Perdri Trading BV adına düzenlenen 23.05.2013 tarihli 150.000 USD tutarlı navlun faturası da bulunduğu, ihtilaflı dönemde davacı tarafından davalı adına düzenlenen başkaca navlun faturalarının da mevcut olduğu, buna göre sunulan tüm deliller ve bağlantı teyidi kapsamında davacının M/V AQUA STAR gemisinin 3+3 ay süre ile kiralandığı, ihtilafın Kızılay’a ait yardım yükünün taşımasından kaynaklandığı, başlangıçta Kızılay ile davalı arasında yazılı bir sözleşme imzalanmasa da 04.09.2013 tarihinde Gana açıklarında kalan yükün konşimentodaki tahliye ve nihai teslim noktasına taşınmak üzere davalı ile yazılı sözleşmeye bağlandığı, gemi kaptanı tarafından düzenlenen konşimento ile yazılı sözleşmenin birbirini aynen doğruladığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıya ait gemi ile yapılan taşıma neticesinde doğan navlun alacağından davalının sorumlu olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1131 inci ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.03.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde “Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı”,
492 sayılı Harçlar Yasası’nın 2. maddesinde “Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı”,
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde “Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı”,
1/e maddesinde “yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay’ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı”
2.a maddesinde de “1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında” maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen “istinaf başvurusunun esastan reddi” kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen “esas hakkında” karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki “esastan” ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası’nın 73/3 maddesindeki “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına” ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.
Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.