Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2023/1467 E. 2023/4601 K. 02.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1467
KARAR NO : 2023/4601
KARAR TARİHİ : 02.05.2023

7- 2023/7190 (ek)

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/487 E., 2016/240 K.
SUÇTAN ZARAR GÖREN : Hazine ve Maliye Bakanlığı

SUÇ : 237 sayılı Taşıt Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Suçtan zarar gören vekili, sanıklar
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanıklar ile suçun niteliğine göre suçtan zarar gördüğü anlaşılan Hazine ve Maliye Bakanlığının hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. GEREKÇE
1. Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, 237 sayılı Taşıt Kanunu’ nun ( 237 sayılı Kanun) 16 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

2. Suça konu taşıtın, sanıkların görevleri gereği kendilerine teslim edilmiş olduğunun bilinmesi karşısında; 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’ un (4483 sayılı Kanun) 2 nci maddesin birinci fıkrasındaki “Bu Kanun, Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında uygulanır” ve aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki ”Cumhuriyet başsavcıları, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin bu Kanun kapsamına giren suçlarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikayet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespitten başka hiçbir işlem yapmayarak ve hakkında ihbar veya şikayette bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesine başvurmaksızın evrakın bir örneğini ilgili makama göndererek soruşturma izni isterler.” amir hükümler dikkate alınarak, kamu görevlisi olan sanıkların, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca soruşturma izni istenmeden savunmaları dahi tespit edilemeyecek olunması nedeni ile düzenlenen iddianame, Mahkemece tespit edilen sanık savunmaları ve verilen mahkumiyet kararlarının hukuki değerden yoksun olmaları nedeni ile zamanaşımı süresinin kesildiği kabul edilemeyeceğinden; 20.01.2015 olan suç tarihine göre temyiz inceleme gününde 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

II. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2016 tarihli ve 2015/487 Esas, 2016/240 Karar sayılı kararına yönelik suçtan zarar gören vekili ile sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla ayrı ayrı DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.05.2023 tarihinde karar verildi.

(K.D)

KARŞI OY

Polis memuru olan sanıklar Tolga Tuberk Turğut ve … hakkında 237 sayılı Taşıt Kanunu’na muhalefet ettikleri iddiasıyla yapılan soruşturma sonucunda, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca 237 sayılı Kanuna muhalefet suçundan açılan kamu davasının Antalya 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/487 esasına kaydının yapıldığı, yapılan yargılama neticesinde sanık … Tuberk Turğut’un 237 sayılı Kanunun 16/1, TCK 62,53,58 maddeleri uyarınca 25 gün hapis, sanık …’nun 237 sayılı Kanunun 16/1, TCK 62,53,58 maddeleri uyarınca 500 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair 15/03/2016 tarihli ve 2016/ 240 Karar sayılı mahkumiyet kararının verildiği, bahse konu kararın sanıklar tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 02.05.2023 tarihli 2023/1467 Esas, 2023/ karar sayılı ilamı ile

“1.Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, 237 sayılı Taşıt Kanunu’nun (237 sayılı Kanun) 16 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

2.Suça konu taşıtın, sanıkların görevleri gereği kendilerine teslim edilmiş olduğunun bilinmesi karşısında; 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’ un (4483 sayılı Kanun) 2 nci maddesin birinci fıkrasındaki “Bu Kanun, Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında uygulanır” ve aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki ”Cumhuriyet başsavcıları, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin bu Kanun kapsamına giren suçlarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikayet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespitten başka hiçbir işlem yapmayarak ve hakkında ihbar veya şikayette bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesine başvurmaksızın evrakın bir örneğini ilgili makama göndererek soruşturma izni isterler.” amir hükümler dikkate alınarak, kamu görevlisi olan sanıkların, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca soruşturma izni istenmeden savunmaları dahi tespit edilemeyecek olunması nedeni ile düzenlenen iddianame, Mahkemece tespit edilen sanık savunmaları ve verilen mahkumiyet kararlarının hukuki değerden yoksun olmaları nedeni ile zamanaşımı süresini kestikleri kabul edilemeyeceğinden; 20.01.2015 olan suç tarihine göre temyiz inceleme gününde 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.” gerekçesiyle mahkumiyet hükmünün bozulmasına oy çokluğu ile karar verildiği,

Daire çoğunluğunun kararına katılmıyorum.

Şöyleki;

Sanıklara isnad edilen 237 sayılı Kanuna muhalefet suçunun soruşturması izne bağlı olan suçlardan olduğu ve soruşturma izninin de dava şartı olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında; 4483 sayılı Kanun ve benzeri özel soruşturma usulünü düzenleyen diğer yasalar gereğince, ilgili idarî merci tarafından soruşturma ve/veya kovuşturma izni verilmeksizin ceza soruşturması yürütülemeyeceğinden ve soruşturma ve kovuşturma şartlarının gerçekleşmediği hallerini de içerecek şekilde 5271 sayılı Kanunun 172/1. maddesinde “kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir” hükmü de gözetildiğinde Ceza Yargılama Kanunu’nun 174. maddesinde açıkça belirtilmemekle birlikte, iddianamenin iadesi kurumuna ilişkin yasal düzenlemenin amacı gözetildiğinde soruşturma ve kovuşturma şartı niteliğinde bulunması nedeniyle, 4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma izni alınmamasının da iddianamenin iadesi nedeni
olarak kabul edildiği, bu sebeple soruşturma izni alınmadan yapılan soruşturma neticesinde Cumhuriyet savcılığı tarafından düzenlenen iddianamenin mahkemesince kabul edilerek yargılama yapılması ve sanıkların mahkumiyetine dair hüküm kurulmasının hukuki sonuç doğuracağı ve zaman aşımınıda durduracağı kanaatindeyim. Dairece; mahkemece durma kararı verilerek 4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma izninin alınması ve akabinde yargılamaya devam edilmesi gerekçesiyle bozma kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde bozma kararı verilmesi,

Öte yandan; Daire çoğunluğunca sanıkların savunmalarının ve yargılama sonucunda verilen mahkumiyet kararının hukuki değerden yoksun olduğu kabul edilmesine rağmen, hukuki değerden yoksun olan kararın Yargıtayca denetlenmesinin mümkün olmaması nedeniyle anılan mahkeme kararının incelenmeksizin mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekirken anılan kararı esastan incelemek suretiyle çelişkiye düşülmesi,

Usul ve yasaya aykırıdır. 07/06/2023


7. Ceza Dairesi Üyesi