Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/17079 E. 2006/18050 K. 21.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/17079
KARAR NO : 2006/18050
KARAR TARİHİ : 21.12.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 07/04/2004 gün ve 2004/4794-4682 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiş, süresi içinde davalı … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

KARAR

Kadastro sırasında … Köyü 1571, 1572 parsel sayılı sırasıyla 4720,45 m2 ve 7033.11 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, yörede 2000 yılında yapılan arazi kadastrosu çalışmasında tarla niteliği ile, belgesiz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazların öncesinin orman olduğunu, zilyetlikle kazanma koşullarının davalı yararına oluşmadığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu 1571 ve 1572 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle dairece (1956 yılında … Köyünde yapılan tapulama çalışmalarında orman olarak tesbit dışı bırakıldıkları anlaşılan 1571 ve 1572 sayılı parsellerin uzman bilirkişilerin bilimsel bulgulara dayalı açıklamasında … toprağı olmadıkları anlaşıldığından zilyetlikle kazanma olanağının bulunmadığı, bu nedenle Hazinenin davasının reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu,) gereğine değinilerek bozulmuştur. Bu kez davalı … vekili kararın düzeltilmesini istemektedir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 15.06.1998 tarihinde ilan edilip dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Yapılan incelemede, çekişmeli taşınmazlara komşu 1564 sayılı parsel hakkında Kadastro Mahkemesinin 2000/485 sayılı davasında yapılan yargılama sonucunda, gerçek kişi adına tesciline dair verilen kararın Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 08/05/2003 gün ve 2003/4089-4144EK sayılı kararı ile, “çekişmeli taşınmazın 1956 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında orman olduğu için tapulama dışı bırakılarak paftasına orman olduğunun yazıldığı, bu nedenle 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre, orman sayılan yer olduğundan zilyetlikle kazanılamayacağı” gerekçesiyle bozulduğu, mahkemece bozmaya uyulduktan sonra Hazinenin davası kabul edildiği ve kararın yargıtayca onanarak kesinleştiği,yine çekişmeli taşınmazlara komşu 1573 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki Kadastro Mahkemesinin 2000/493 sayılı davasında yapılan yargılama sonucunda gerçek kişi adına tesciline dair verilen kararın Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2004/8761-8854 EK sayılı kararı ile yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulduğu mahkemece bozmaya uyulduktan sonra Hazinenin davası kabul edildiği ve kararın 20.

-2-
2006/17079-18050

Hukuk Dairesinin 2006/11183-11412 EK onanarak kesinleştiği, yine çekişmeli taşınmazlara komşu 1249 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki Kadastro Mahkemesinin 2000/499 sayılı davasında yapılan yargılama sonucunda, gerçek kişi adına tesciline karar verildiği, hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 2003/4088-4143 EK sayılı kararıyla yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulduğu, mahkemece bozmaya uyulduktan sonra hazinenin davası kabul edildiği ve kararın yargıtayca onanarak kesinleştiği, keza dosya içinde yer alan ve kadastro paftası ile aplike edilmiş 1953 tarihli memleket haritası örneğinde çekişmeli taşınmazların orman alanında göründüğü anlaşılmaktadır.
Somut olayda; bilirkişi raporuna göre, çekişmeli taşınmazların, 3116 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek 1940 yılında yapılan ilk orman kadastrosunda orman sınırı dışında bırakıldığı belirtilmiş ise de, 3116 Sayılı Yasaya göre sadece devlet ormanları belirlenmiş olduğundan, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu orman sınırı dışında kalan taşınmazların, orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yeterli olmadığı için bu nitelikteki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasalara hükümleri gözetilerek belirlenmesi gerekir.
1956 yılında yapılarak kesinleşen genel arazi kadastrosunda, … Köyünde kadastroya başlanmadan önce tapulama sınırının belirlenmesine ilişkin olarak teknisyen … ve … memuru … … tarafından düzenlenip imzalanan 22/06/1956 tarihli … Köyü tapulama çalışma alanının belirlenmesine ilişkin krokide dahi çekişmeli taşınmazların bulunduğu yer orman olarak gösterildiği halde, daha sonra 15/06/1998 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 2/B uygulaması sonucu orman sınırı dışında bırakıldığı anlaşılmaktadır. Taşınmazın tescil harici bırakılarak kadastral paftaya orman olarak işlenmesi nedeniyle orman sayılacağı, yani, dava konusu taşınmazın ilk arazi kadastro tarihinde yürürlükte bulunan yasa hükümlerine göre orman sayılan yerlerden olduğundan tespit dışı bırakılması olgusu karşısında süren zilyetliğe değer verilemeyecektir (Yüksek H.G.K.’nun 18.02.1998 gün 1998/8-15 E.-1998/129 K. ve 2000/8-1264 E.-2000/1250 K. sayılı ve 24.10.2001 gün, 2001/8-964 E.-751 K.,2004/8-242 E.-2004/292 K Sayılı kararları). Kaldı ki; Dairenin bozma ilamında değinildiği gibi davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı ile taşınmaz edinme koşulları da oluşmadığı anlaşıldığına göre, yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı, dairece hükmün bozulması usul ve yasaya uygundur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ve H.Y.U.Y.nın 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirine uymayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı yasanın 442. maddesi uyarınca takdiren 140.00.- YTL. para cezası ile Harçlar Yasası uyarınca 25.10.- YTL. red harcının düzeltme isteyenden alınmasına 21/12/2006 gününde oybirliği ile karar verildi.