Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/1866 E. 2023/1744 K. 22.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1866
KARAR NO : 2023/1744
KARAR TARİHİ : 22.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM : Kısmen Kabul

Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin hükmedilen manevi tazminata ilişkin itirazları dahilinde kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Antakya’da ikamet edip, aynı zamanda ticari faaliyette bulunan bir tacir olduğunu, Antakya’da özel bir bankadan kredi talebinde bulunduğunda isminin bankalararası merkezi sistemde borçlarını ödemeyenlerin listesinde bulunduğu bilgisi verilerek kredi talebinin reddedildiğini, yapılan araştırma sonrası müvekkiline davalı bankanın Adana … Şubesi’nde kredi kullandırıldığını tespit ettiklerini, bu şubede müvekkilinin kesinlikle işlemlerinin bulunmadığını, müvekkilinin adı kullanılarak sahte imza atılmak sureti ile kimliği belirsiz kişilerin kredi kullandıklarını buna rağmen davalı banka tarafından müvekkili hakkında sahte evrak tanzim ederek dolandırıcılık yapma suçu ile Adana Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının şeref ve haysiyeti ile oynandığını, ayrıca kredi borcunun kendisine ait olmadığını tespit etmek için Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde menfi tespit davası açmak zorunda kaldıklarını, yapılan soruşturma sonrası müvekkilinin sözleşmede imzası bulunmadığının tespit edilip takipsizlik kararı verildiğini, neticede davacının yüz kızartıcı bir suç ile itham edilmesinin kişilik haklarını zedelediğini, aile ve çevresi ile olan ilişkilerinin bozulduğunu, bu dönemde kredi kullanamamaktan dolayı ortağı olduğu iki şirketteki hisselerini devretmek zorunda kalıp zarara uğradığını ileri sürerek, 5.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın 25.02.2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kredi kullandırılırken istenen evrakların bankaya bizzat kredi talep eden tarafından sunulduğunu, sözleşme kurulurken müşterilerin nüfus cüzdan bilgilerinin kendilerinden alındığını, banka çalışanının kriminal uzman gibi imza incelemesi yapamayacağını, bankanın kredi borcu ödenmediği için takip yapmasının ve ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunmasının kanuni hakkını kullanmak olduğunu ve bundan dolayı tazminatla sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 09.05.2013 tarih, 2013/82 E. ve 2013/286 K. sayılı kararı ile dava dışı gerçek kimliği tespit edilemeyen kişi tarafından davacının kimlik bilgileri kullanılmak suretiyle sahtecilik yoluyla davalı bankadan kredi çekildiği, çekilen kredinin ödenmemesi üzerine davalı bankanın davalı aleyhine icra takibi başlattığı, takip sırasında sahteciliği anladığı an Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğu, savcılık soruşturması neticesinde soruşturma evrakının daimi aramaya alındığı ve davalı bankanın icra takibini takipsiz bıraktığı, davacının kredi borcu nedeniyle menfi tespit davası açtığı ve davanın lehine sonuçlandığı, davalı bankadan davacı adına çekilen kredi işlemi sırasında kimliği tespit edilemeyen kişilerce sahtecilik yapıldığı, sahteciliği davalı banka çalışanlarının tespit etmesinin mümkün olmadığı, davalı bankanın hakkında yasal yollardan takip yapmak suretiyle alacağını tahsil yoluna gittiği, durumun bu sırada tespit edildiği bu nedenle yapılan bankacılık işleminde davalı bankanın herhangi bir kusuru veya ihmalinin olmadığı, davacının maddi zararı olduğunu ispatlayamadığı ve davalının kusuru olmadığından manevi tazminat talep etme koşullarının da davalı lehine gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 10.09.2014 tarih, 2014/1270 E. ve 2014/13483 K. sayılı kararıyla davacının maddi ve manevi zarara uğradığı zarardan davalı bankanın sorumlu olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 15.03.2016 tarih, 2015/481 E. ve 2016/100 K. sayılı kararı ile davalı bankanın kurumsal kişiliğe ve araştırma organlarına sahip olmasına rağmen, özen yükümlülüğüne aykırı davranarak sahte evraklarla düzenlenen kredi sözleşmesi çerçevesinde verilen kredinin geri ödenmesi için davacı aleyhine başlattığı icra takibi ve açılan menfi tespit davası nedeniyle davacıyı vekâlet ücreti ve yargılama gideri ödemek durumunda bıraktığı davacıyı maddi ve manevi zarara uğrattığı davacı vekilinin 15.03.2016 tarihli duruşmadaki beyanına göre davacının 5.000,00 TL maddi tazminat isteminin 3.000,00 TL’sinin yargılama gideri ve vekâlet ücretine, 2.000,00 TL’sinin ise kredi alacağından dolayı kaybedilen kâr mahkumiyetine ilişkin olduğu davacının kâr mahrumiyetine ilişkin maddi zararının varlığını ispatlayamadığı yargılama gideri ve vekâlet ücretine ilişkin maddi zararının ise davalı kurum tarafından Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2009/9857 E. sayılı dosyası ile başlatılan takip nedeniyle ödendiği bu talebin konusuz kaldığı gerekçesi ile davacının yargılama gideri ve vekâlet ücreti alacağına ilişkin maddi zarar talebi karşılandığından bu talep konusuz kaldığından yargılama gideri ve vekâlet ücreti alacağına ilişkin maddi tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının kâr mahrumiyetine ilişkin maddi tazminat talebinin ispatlanamadığından reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 16.03.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 14.02.2019 tarih, 2017/2197 E. ve 2019/1177 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin temyiz itirazları reddedilmiş, davaya konu yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin taleplerin, davacı tarafından davalı banka aleyhine açılan menfi tespit davası sonucu mahkemece davacı yararına hükmedilen vekâlet ücreti ve davalıdan tahsiline karar verilen yargılama giderlerine ilişkin olmadığı, davacı ile vekili arasında yapılan vekalet sözleşmesi ve yapılan masraflara (yol masrafları vs.) ilişkin olduğu, bu nedenle mahkemece bu kalemin yanlış değerlendirildiği, hükmedilen manevi tazminat miktarının ise yeterli olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.

E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 10.12.2019 tarih, 2019/69 E. ve 2019/363 K. sayılı kararı ile davacı ile vekili arasında yapılan vekalet sözleşmesi uyarınca Katma Değer Vergisi dahil 5.900,00 TL olarak sözleşme akdedildiği ve bu bağlamda alacağın karşılığı olarak 5.900,00 TL maddi tazminat, ve somut olayın özellikleri, davacının dava konusu olaya ilişkin olaydan etkileniş biçimine, paranın alım gücüne göre takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın yerinde olacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 5.900,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 16.03.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

F.Üçüncü Bozma Kararı
Dairemizin 14.04.2021 tarih, 2020/5987 E. ve 2021/3634 K. sayılı kararıyla davacının yargılama giderine ilişkin talebinin 3.000,00 TL olduğu nazara alınarak 3.000,00 TL bakımından karar verilmesi ve Mahkemenin 15.03.2016 tarih, 2015/481 E. ve 2016/100 K. sayılı ilamının kredi çekilmemesi nedeniyle talep edilen 2.000,00 TL’nin reddine ilişkin kısmının bozma kapsamı dışında bırakılması sonucu davalı yararına oluşan usuli müktesep hak da gözetilerek anılan talebin reddine karar verilmesi gerekirken, talep aşılarak ve usuli müktesep hak ihlal edilerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı ve hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.

G. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkememin yukarıda yazılı tarih ve sayılı kararıyla davacının yargılama giderine ilişkin talebinin 3.000,00 TL olduğu, kredi çekilmemesi nedeniyle talep edilen 2.000,00 TL’nin reddine ilişkin kısmının bozma kapsamı dışında bırakılması nedeniyle davalı yararına usuli müktesep hak oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının kredi alamamaktan dolayı kâr mahrumiyetine ilişkin 2.000,00 TL talep yönünden davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücreti alacağına ilişkin maddi zarar talebinin kabulü ile 3.000,00 TL maddi tazminatın ödeme tarihi olan 03.06.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 16/03/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; maddi zararın mahkemece de 5.900,00 TL olarak tespit edildiğini, 3.000,00 TL’ye hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının da yeterli olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı lehine kabul edilen yargılama giderleri ve vekâlet ücretine ilişkin somut bir verinin dosyada bulunmadığını, dava tarihinde oluşmuş bir zararının bulunmadığını, dava açıldıktan sonra hazırlanan serbest meslek makbuzunun dayanak olarak alınamayacağını, davacının yargılama giderlerine ilişkin zararın taraflarınca karşılandığını, kaldı ki bu kalem kabul edilecekse bile bunun asgari vekâlet ücretine göre hükmedilmesi gerektiği, bankanın sorumluluğunun ispat edilemediğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunu, bozma kararı öncesinde karar harcının yatırıldığını ancak verilen son kararda yine karar harcına hükmedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan maddi-manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 18 inci maddesinin ikinci fıkrası, 5236 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) ek 4 üncü maddesi,427 nci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 110 uncu maddesi, geçici 3 üncü maddesi

3. Değerlendirme ve Sonuç
1.6100 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince somut olaya uygulanması gereken 1086 sayılı Kanunun, 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000,00 TL’yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir. Bu miktar, 5236 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesiyle 1086 sayılı Kanuna eklenen Ek-Madde 4’te öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında kararın verildiği 2021 yılı için 4.270,00 TL’dir.

Maddi ve manevi tazminat davalarının aynı davalıya karşı birlikte açılması 6100 sayılı Kanunun 110 uncu maddesi bağlamında dava yığılmasıdır. Bu davaların birlikte açılmış olması bağımsız niteliklerine zarar vermeyecektir ve kesinlik sınırının her bir talep için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.

Somut olayda taraf vekillerinin hükmedilen maddi ve manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının bulunduğu, mümeyyiz davacı aleyhine reddedilen maddi tazminat tutarı (2.000,00 TL) ile davalı aleyhine hükmedilen maddi tazminat tutarının (3.000,00 TL) yukarıda zikredilen Yasa hükümlerine göre temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün, 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden, taraf vekillerinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktar bakımından reddine karar vermek gerekmiştir.

2.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin mahkemenin manevi tazminat ve sair hükümlerine ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin mahkemenin maddi tazminat hükmüne ilişkin temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE,

Taraf vekillerinin maddi tazminat dışındaki hususlara ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin manevi tazminata yönelik temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 22.03.2023