Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/475 E. 2023/2349 K. 13.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/475
KARAR NO : 2023/2349
KARAR TARİHİ : 13.04.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.09.2021 tarihli ve 2021/161 Esas, 2021/330 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (d) bendi, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 61 inci maddesinin yedinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 29.11.2021 tarihli ve 2021/1563 Esas, 2021/1834 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Bakanlık vekilinin, sanık ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle: Cezanın alt sınırdan belirlenmesinin ve Bakanlık adına vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

B. Sanığın Temyiz İstemi
Özetle: Kendisine iftira atıldığına, aralarında husumet bulunduğuna, kararın düzeltilmesi istemine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece; ”İddia, mütalaa, katılan mağdurun beyanı, katılan müştekinin şikayeti, sanık ve sanık müdafiinin savunmaları, tanık beyanları, İzmir Adli Tıp Kurumu’nun 19/01/2021 tarihli raporu, 15/01/2021 tarihli adli görüşme ön raporu, 22/01/2021 tarihli adli görüşme değerlendirmesi raporu, 01/07/2021 tarihli adli görüşme değerlendirme raporu toplanan deliller ile birlikte değerlendirilmiştir.
Delillerden olay nedeni ile tanzim olunan tutanaklara, katılan mağdur ve müştekinin beyanlarına, tanık beyanlarına, adli görüşme raporlarına İzmir Adli Tıp Kurumu’nun 19/01/2021 tarihli raporuna itibar olunarak, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek olayın aşağıdaki şekilde oluştuğunun kabulü gerekmiştir.
Mağdur … *****’in anne ve babasının ayrıldığı, annesi … *****’in çalıştığı ve mağdura bakmakta zorlandığı için çocuğun bakımını ablası … *****’e ve … *****in birlikte yaşadığı Sanık … ****’a bıraktığı, mağdurun mahkememiz huzurunda alınan beyanında; eniştesi sanık … ****’ın kendisine ilkokul 1.sınıftan beri cinsel eylemlerde bulunduğunu, kucağına oturttuğunu, vücuduna dokunduğunu, vücudunun her yerini öptüğünü, hurda deposu diye tabir edilen depoda baş başa kaldıklarında bu eylemlerini yaptığını, orası kapandıktan sonra evde teyzesi yokken yaptığını, şikayet tarihinden 3 yıl öncesinden itibaren arka özel bölgesine ve ağzına cinsel organını soktuğunu, bu durumun 10 kezden fazla yaşandığını, evlenince ön taraftan da yapacağım dediğini, şikayet tarihinden bir hafta önce uyurken yanına gelerek parmağını anüsüne soktuğunu, teyzen olmadığında bana vereceksin dediğini en son eyleminin bu olduğunu, bu tarihten bir kaç yıl önce sanığın kendisine arka özel bölgesinden tecavüz ettiği sırada kuzeni … *****’in odaya girdiğini kendilerini gördüğünü, belime krem sürüyor diyerek olayı anlatmadığını, mağdurun olayları kimseye anlatmadığı, sanığın kendisini teyzesi ve annesine zarar vermekle tehdit ettiğini, 18 yaşına geldiğinde evden kaçmayı planladığını, en son kardeşi … **** ile paylaşmak zorunda kaldığını, mağdur hakkında alınan İzmir ATK’nın 19/01/2021 tarihli raporunda; mağdurenin ön ve arka özel bölgelerinde cinsel organ sokma eylemine yönelik tıbbi delilin bulunmadığının, ancak kişinin yaşı ve vücut gelişimi dikkate alındığında …, tehdit ve kayganlaştırıcı madde kullanımı gibi direncin kırıldığı durumlarda herhangi bir bulgu oluşmadan da anal yoldan organ veya sair cisim sokma eyleminin gerçekleşmiş olabileceğinin, ayrıca olay üzerinden zaman geçmiş olduğundan olay anında herhangi bir bulgu oluşmuş ise bile muayene tarihine kadar iz bırakmadan iyileşmiş olabileceğinin belirtildiği, tanık … ***** alınan beyanında 1-2 sene öncesinde teyzesi …’nin evinde iken …’la oyun oynamak istediği için …’ın kaldığı üst kata çıktığını, odaya girdiğinde sanık …’i ve mağdur …’ı altları çıplak şekilde gördüğünü, …’in …’ın arka tarafında olduğunu, korkarak aşağıya indiğini, daha sonra tekrar yukarı çıkmak için yöneldiğinde …’ın da aşağıya indiğini, …’a … sana bir şey mi yaptı diye sorduğunda …’ın parkta düştüğünü ve beli ağrıdığı için …’in kendisine krem sürdüğünü söylediğini, ancak kendisinin bu ikisinin cinsel ilişkiye girdiklerini düşündüğünü beyan ettiği, mağdurenin anneannesi olan tanık … ****’ın beyanında, torunları … ve …’nin birlikte kendisine gelerek sanığın kendilerine istismarda bulunduklarını anlattıklarını, sanığın ise bu olaydan sonra evdeki paraları alarak kaçtığını beyan ettikleri, mağdurenin teyzesi, sanığın gayri resmi eşi olan tanık …’nin beyanında sanığın kendisini de zaman zaman ters ilişki için zorladığını, cinsel organını ağzına soktuğunu, bu nedenle bunalıma girdiğini, psikolojik tedavi gördüğünü, zaman zaman …’ı dışarıda yanında götürmek istediğinde sanığın … benimle kalsın ders çalışacak gibi sebeplerle göndermek istemediğini, ancak cinsel istismara dair görgüsünün ve bilgisinin bulunmadığını beyan ettiği, sanığın aşamalardaki savunmasında atılı suçu işlemediği, …’a uzun süredir baktıklarını, aralarında husumet anlaşmazlık bulunmadığını, ailesinin gömü bulduğunu düşündükleri ve bu parayı vermesi için kendisine bu şekilde iftira atılmış olabileceğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
Mahkemece kabul edilen oluşa göre; sanık her ne kadar atılı suçu işlemediğini, aralarında bir husumetin bulunmadığını ancak söylenenlerin iftira olduğunu savunmuş ise de mağdurun aşamalardaki beyanlarının istikrar arz ettiği, uzun süredir bakımı üstüne bırakılmış kişi hakkında iftira atmasını gerektirecek bir husumetinin bulunmadığı, olaya dair tek görgü tanığın tanık … *****’in mahkememiz huzurunda alınan beyanında sanık ile mağduru odada çıplak halde gördüğüne dair beyanları, sanığın gayri resmi eşi olan … *****’in sanığın kendi cinsel organını ağzına soktuğunu, arka özel bölgeden cinsel ilişki yaşamak istediğini, dışarı çıkacakları zaman sanığın bir bahane ile …’ı kendisiyle göndermek istemediğine dair beyanları, sanığın şikayet sonrasında evde bulunan paralar ile birlikte evden kaçması, mağdur hakkında tanzim edilen Adli Tıp Raporunda her ne kadar anal yoldan cinsel istismara yönelik tıbbi delili bulunmasa da olayın kişinin yaşı ve vücut gelişimi dikkate alındığında …, tehdit ve kayganlaştırıcı madde kullanımı gibi direncin kırıldığı durumlarda herhangi bir bulgu oluşmadan da anal yoldan organ veya sair cisim sokma eyleminin gerçekleşmiş olabileceği, ayrıca olay üzerinden zaman geçmiş olduğundan olay anında herhangi bir bulgu oluşmuş ise bile muayene tarihimize kadar iz bırakmadan iyileşmiş olabileceğinin belirtildiği, mağdurun beyanında sanık tarafından kendisine yapılan son eylemin arka bölgesine parmak sokmak şeklinde gerçekleştiğine dair beyanı, bu haliyle muayene sırasında delil bulunmama ihtimalinin yüksek olduğu, olayın ortaya çıkış şekli itibariyle mağdurun uzun süredir kendisine yapılan eylemi kimseyle paylaşmadığı, sanığın teyzesine veya annesine zarar vereceğinden korktuğu, 18 yaşına geldiği zaman evden kaçarak sanıktan kurtulmayı planladığı, hatta intihar girişiminde bulunduğu, en son anne bir kardeşi tanık … ile konuşurken tanık …’nin sanığın kendisine dokunduğuna dair beyanı üzerine olayın ortaya çıktığı, birlikte giderek yaşadıklarını anneannelerine anlattıkları, bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın suç tarihi itibariyle 12 yaşından büyük mağdureye Organ Sokmak Suretiyle Cinsel İstismar eylemini gerçekleştirdiği sabit olup eylemine uyan TCK 103/2. maddesi gereğince suçun işleniş şekli, mağdurun zararı, cezanın sanık üzerindeki etkisi dikkate alınarak takdiren 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, Mağdurun, küçük yaştan itibaren annesi tarafından bakımının ve gözetiminin teyzesi ve birlikte yaşadığı gayri resmi eşi olan sanığa bırakıldığı anlaşıldığından TCK 103/3-d maddesi uyarınca sanığın cezası 1/2 oranında artırılarak sanığın 24 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, Sanığın eylemi 15 yaşından küçük mağdura yönelik tehdit ile gerçekleştirildiğinden TCK 103/4. maddesi gereğince sanığın cezası 1/2 oranında artırılarak sanığın 36 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, Sanık aynı suçu işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kez farklı tarihlerde aynı mağdura karşı nitelikli cinsel istismarı suçunu zincirleme olarak işlediğinden TCK 43. Maddesi gereğince sanığın cezası takdiren ve teşdiden 1/2 oranında artırılarak sanığın 54 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, Sanığın geçmişteki sabıkalı kişiliği, geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sonucundaki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önüne alınarak TCK 62. Maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına, TCK 61/7. Maddesi uyarınca süreli hapis cezası 30 yıldan fazla olamayacağından SANIĞIN NETİCETEN 30 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, Sebepleri ve koşulları bulunmadığından sanık hakkında başkaca takdiri ve yasal artırım ve indirim nedenlerinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,
Sanığın TCK’ nun 53/1-a.b.d.e maddesindeki yasal haklarından cezanın tamamen infazına kadar, TCK’ nun 53/1-c maddesindeki yasal hakkından kendi alt soyu üzerinde koşullu salıverilinceye kadar, kendi alt soyu dışındaki kişiler yönünden cezanın tamamen infazına kadar yoksun bırakılmasına (İnfazda Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E. – 2015/85 K. Sayılı iptal kararının ve 15/04/2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7242 sayılı yasanın 10. maddesinin infaz aşamasında nazara alınmalarına), Sanığın tutuklulukta geçen sürelerinin TCK’ nun 63/1 maddesi gereğince cezasından mahsubuna karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1. Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde, temel cezanın belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.

B. Sanığın Temyiz İstemi Yönünden
Katılan mağdurenin aşamalarda ayrıntı içeren istikrarlı beyanları, tanık U.E.Ç.’nin anlatımı, olayın intikal şekli, sanığın soruşturma evresinde aralarında husumet bulunmadığına dair savunması ile tüm dosya kapsamı karşısında Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. 5271 sayılı Kanun’un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun’un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve katılan Bakanlık vekili ile sanığın temyiz dilekçelerinde belirttikleri nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 29.11.2021 tarihli ve 2021/1563 Esas, 2021/1834 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili ile sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.04.2023 tarihinde karar verildi.