YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/6145
KARAR NO : 2023/4607
KARAR TARİHİ : 22.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Bingöl 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.02.2016 tarihli ve 2015/237 Esas, 2016/39 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ile üçüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ile üçüncü fıkraları uyarınca 4 yıl 4 ay 15 gün hapis ve 12.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
B. Bingöl 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararının, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 30.05.2022 tarihli ve 2021/4786 Esas, 2022/6946 Karar sayılı kararı ile;
“1) Yargılama sırasında … E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olarak bulunan ve duruşmadan bağışık tutulma talebi olmayan sanığın, hükmün tefhim olunduğu duruşmada hazır edilmeden veya SEGBİS yolu ile katılımı sağlanmadan, yokluğunda mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 193 ve 196. maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
Kabule göre de;
2) Sanık … … tarafından suçta kullanılan 21 KH 934 plakalı aracın suç tarihinde kiralandığı, sanık … …’in olay tarihinde kullandığı tespit edilen GSM hattının alınan HTS kaydı incelendiğinde 09.05.2013 saat: 00:45:11, 00:45:59 ve 01:13:39 sırasında mesaj kayıtlarındaki baz bilgilerinin Bingöl olması sebebi ile sanık … …’in mevcut deliller kapsamında sanık …’ın beyanına dayanılmadan diğer delillerle de suça iştiraki sübuta erdiğinden hakkında TCK’nın 192/3. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma şartları oluşmadığı halde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,
3) Sanık hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmesine ilişkin kısmında “1 er ay ara ile 24 eşit taksitte tahsiline” ibaresi yerine “1 er ay ara ile ve 24 eşit taksit halinde sanıklardan tahsiline” ibaresine yer verilmesi,
4) Sanık hakkında hükmedilen adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin kısmında “taksitlerden birisinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan kısmının tamamının tahsil edileceğine” karar verildikten sonra kararda “ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği” hususu belirtilmeyerek TCK’nın 52/4. maddesinin son cümlesine aykırı davranılması,
5) 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararına yanlış anlam verilerek 5237 sayılı TCK’nın 53/1-b maddesinin uygulanmaması ve hükümden sonra aynı maddede 7242 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
C. Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesi ile; Bingöl 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.10.2022 tarihli ve 2022/307 Esas, 2022/371 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’nun 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ile üçüncü fıkraları uyarınca 5 yıl 10 ay hapis ve 833 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son cümlesi uyarınca yeniden verilen hükmün, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacağı gözetilerek sanığın 4 yıl 4 ay 15 gün hapis ve 12.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
D. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca “Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, açıklanan gerekçeye göre verilen hükümde; suçun sübutunu kabulde, niteliğini tayinde, cezayı azaltıcı takdire ilişen sebebin takdirinde düzeltme nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan; Sanık müdafiinin delillere,sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığına ilişkin yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmadığına, uyuşturucu maddeyi kullanmak suçundan hüküm kurulması, eksik incelemeye ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi, Ancak; sanığa verilen adli para cezasının aylık taksitler halinde ödenmesine karar verildikten sonra taksitlerden birinin ödenmemesi halinde kalan cezanın tümden tahsiline ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği kararı verilmesi yerine, infazda tereddüt yaratacak şekilde “… adli para cezasının ödenmemesi halinde ödenmeyen adli para cezasının ödenmeyen kısmının tamamen muaccel olacağı ödenmeyen adli para Cezası miktarının kısmen veya tamamen hapse çevrilerek, 5275 sayılı kanunun 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince infaz edileceğinin ihtarına…” ibareleri yazılmak suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesine aykırı davranılması,” nedeniyle hükmün düzeltilerek onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Şüpheden sanık yararlanır ilkesine aykırı karar verildiğine,
3. Sanık hakkında somut delil olmaksızın ceza tayininin hem vicdanen hem de kanunen usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay tarihinde 21 KH 934 plakalı Hyundai marka araç ile … ilinden Bingöl iline uyuşturucu madde getirileceğine ilişkin alınan ihbar üzerine aracın kaçmasının akabinde terk edilmiş halde bulunmuş olması, araçta yapılan adli aramada toz hali 25 kg uyuşturucu maddenin ele geçirilmiş olması, aracın kiralık olması, aracın sanık … … tarafından kiralanmış olması, aracın bulunduğu geliş gidiş istikameti, sanık … …’in ve …’ın diğer sanık ile karşılaşmaları neticesinde aracı ödünç verdiğini beyan etmesine rağmen sanıklar arasında telefon irtibatının bulunması, sanık … …’in araç üzerinde parmak izinin çıkmış olması ayrıca, sanık …’ın alınan ifadesinde diğer sanıktan arabayı ilk aldığında zaten poşetlerin araçta olduğunu beyan etmiş olması, yine sanık …’ın uyuşturucu maddelerin bulunduğu poşetler üzerinde parmak izinin çıkmış olması, HTS kayıtları, alınan sanık beyanları ile delillerin durumu hep birlikte değerlendirildiğinde, yakalanan uyuşturucu maddenin sanıkların bulunduğu ve kiraladığı aracın içerisinde ele geçirildiği, ele geçen esrar maddesinin miktarının yıllık kullanım sınırının da çok üzerinde olduğu hususları dikkate alınarak yakalanan uyuşturucu maddenin kullanım amacı dışında ticari gaye ile sanıklar tarafından temin edilerek nakledildiği yönünde mahkemece vicdani kanaat oluştuğu, sanık …’ın savunmasına itibar edilmediği gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
UYAP kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde, Bingöl Merkez Jandarma Komutanlığının 13.04.2023 tarihli müzekkeresi ile Bingöl Merkez Kılçadır köyünde 09.05.2013 tarihinde 21 KH 934 plakalı aracın içerisinde 70 kg ağırlığında uyuşturucu madde bulunması olayı ile ilgili olarak o tarihte olay yerinde alınan parmak izinin Hebat Kocakaya isimli şahısla uyumlu olduğunun tespit edildiği bildirilmiş olmakla,
parmak izi çıkan şahıs hakkında mahalli mahkemesince suç duyurusunda bulunulması mümkün görülmüştür.
Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Mahkemenin, suçun sübutuna, delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından; sanık müdafinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, aşağıdaki husus dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
1. Sanığın 26.06.2013 tarihinde işlediği iddia edilen “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçu nedeniyle İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.06.2014 tarihli ve 2013/443 Esas, 2014/162 Karar sayılı dosyasından yürütülen kovuşturma neticesinde sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verildiği, kararın Dairemizin 24.05.2021 tarihli ve 2017/6277 Esas, 2021/5952 Karar sayılı ilamı ile mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği,
Temyize konu dosyada ise; sanığın 09.05.2013 tarihli eylemi nedeniyle, 20.05.2015 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, suç tarihleri ve iddianame tarihlerine göre hukuki kesintinin bulunmadığı anlaşılmakla;
Kesinleşen mahkeme dosyasının celp edilerek dosya içine konması ve incelenmesi, sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilip, eylemlerinin tek suç iki ayrı suç ya da zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi, belirtilen suçların zincirleme suç oluşturduğunun kabul edilmesi durumunda, ağır sonuç doğuran suç esas alınarak belirlenecek cezanın, zincirleme suç nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince artılması ve böylece bulunacak sonuç cezanın, kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan “fazla olması halindeki” aradaki fark kadar “ek cezaya hükmolunması” aksi halde “ek ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde eksik araştırma ile hüküm kurulması,
2) Sanığa verilen adli para cezasının 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca taksitlendirilmesine karar verildikten sonra kararda ” ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği ihtarı” yerine “…ödenmeyen adli para cezasının miktarının kısmen veya tamamen hapse çevrilerek 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca infaz edileceği hususunun sanığa ihtarına” karar verilerek 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesine aykırı davranılmasının hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bingöl 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.10.2022 tarihli ve 2022/307 Esas, 2022/371 Karar sayılı karına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.05.2023 tarihinde karar verildi.