YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4421
KARAR NO : 2023/454
KARAR TARİHİ : 23.01.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Açılmamış sayılmasına, reddine
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı… … Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.01.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin eski ortağı olan …’ın şirket hisselerini Kartal 15. Noterliğinin 29.04.2013 tarih ve 31036 yevmiye sayılı hisse devir sözleşmesi ile devrettiğini, bu nedenle şirketi temsil ve ilzama yetkili bulunmadığı hâlde eski tarihli olarak davacı şirketin temsilcisi ve müdürüymüş gibi düzenlenen senetleri kefil olarak imzaladığını, bu şekilde tanzim edilen ve takibe konu edilen 30.03.2013 tanzim tarihli olarak düzenlenen 28.07.2013 vadeli, 400.000,00 TL bedelli ve yine 30.03.2013 tanzim tarihli olarak düzenlenen 03.08.2013 vadeli, 400.000,00 TL bedelli senetlerin gerçek borç senedi olmadığını ve dolandırma kastıyla sahte olarak tanzim edildiğini belirterek takibe konu bonolardan dolayı borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı… … Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin, borçlu diğer davalı şirketten 30.03.2013 tanzim tarihli, 400.000,00 TL tutarlı iki senetten dolayı alacağının bulunduğunu, senet üzerinde imzası bulunan …’ın senetlerin düzenleme tarihi 30.03.2013 tarihi itibariyle davacıyı temsil ve ilzama yetkili bulunduğunu, davacının da bunu kabul ettiğini, senetler üzerindeki davacı şirket adına … tarafından atılan imzanın aval sıfatı ile atıldığını, davalı şirket ile senet borçlusu Tasarımevi-Tasarım Mim. Dek. İnş. San.Tic. Ltd. Şti. arasında uzun yıllara dayanan ticari ilişki olduğunu, senetlerin borca karşılık alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı şirket cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı… … Ltd. Şti.’nin, diğer davalı Tasarımevi -Tasarım Mim. Dek. İnş. San.Tic. Ltd. Şti. ile ticari ilişkisinin bulunduğu, bu ilişkinin, 31.01.2013 tarihinde başladığı ve 31.12.2013 tarihi itibariyle davalı…’un diğer davalı Tasarım evi’nden 761.300,00 TL alacaklı bulunduğu, bu iki şirket arasındaki ticari kayıtlara göre esasen bu davalılar arasında bir ticari ilişkiden ziyade para alışverişi olduğu, zira, davalı… tarafından diğer davalı Tasarımevi’ne 2 adet toplam 92.214,30 TL tutarında fatura ile satış ve davalı Tasarımevi’nden 1 adet 90.860,00 TL tutarında fatura ile alış yaptığı, buna karşılık davalı…’un, diğer davalı Tasarımevi’nden 761.000,00 TL gibi yüksek bir alacağının bulunduğu, …’ın aynı zamanda davalı … Mim. Dek. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.’nin ortağı, müdürü, temsil ve ilzama yetkilisi olduğu, davaya konu senetlerin davalı… … Ltd. Şti.’nin ticari defterlerinde kayıtlı bulunmadığı, diğer davalı … Mim. Dek. İnş. San.Tic. Ltd. Şti.’nin ise ticari defterlerini incelenmek üzere dosyaya sunmadığı, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında, davalı ve… … Ltd. Şti. ile ticari ilişkisinin bulunduğuna dair herhangi bir kayda rastlanılmadığı ve dava konusu senetlerin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı şirketin, ortaklık pay defterinin incelenmesinde senetler üzerinde imzası bulunan …’ın şirketin ortağı olduğu ve 31.05.2013 tarihinde hisselerin tamamının dava dışı Ebubekir Keskin’e devredildiği, kural olarak bononun illetten mücerret borç ikrarı, avalin de bir poliçe/bono borcunun ticari senetler hukukuna göre tekeffül edilmesi olduğu, aval verenin, kimin için taahhüt altına girmişse tıpkı onun gibi mesul olacağı, başka deyimle lehine aval verilen kimse hangi şartlar altında mesul olursa aval verenin de aynı şartlar altında mesul olacağı, davalı… Ltd. Şti. senetlerin diğer davalı şirketle ticari ilişkiden doğan 761.300,00 TL alacak nedeniyle alındığına dair savunması ile nakden kaydı içeren bonoların düzenlenme nedenini değiştirdiği, bu durumda davalı şirketler arasındaki temel borç ilişkine bağlı ticari ilişkinin niteliği ve bu ilişkiden doğan alacaklılık ve borçluluk durumuna göre, dava konusu bonoların düzenlendiği tarih itibariyle davalı… … Ltd. Şti.’nin diğer davalıdan ticari defter kayıtlarına göre 1.354,30 TL alacaklı bulunduğu, 31.12.2013 tarihi itibariyle davalı…’un diğer davalı Tasarımevi’nden 761.300,00 TL alacağın temel ilişkiye dayalı kaynağı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 6 ncı ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddeleri uyarınca belgesinin bulunmadığı gibi davaya konu senetlerin, davalı… … Ltd. Şti.’nin ticari defterlerinde de kayıtlı bulunmadığından mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki genel hukuk kuralına göre davacı tarafından dava dışı … tarafından davacı şirketin ortaklığı ve müdürlüğünden ayrılmadan önce aval şerhinin verildiğinin noter veya yetkili memur tarafından tasdiki veyahut imza edenlerden birinin vefatı veya imza atma yeteneğinin kaybolması gibi maddi bir olayın vukuu veyahut senetlerin resmi bir işleme esas alınması durumunda gibi bir durumun da bulunmaması ve tüm dosya kapsamı ile emarelere müstenit/dayalı olarak dava konusu senetlerdeki aval şerhinin dava dışı … tarafından davacı şirketin ortaklığı ve müdürlüğünden ayrıldıktan sonra yazıldığı/verildiği ve bu durumun da davalı Seskom … Ltd. Şti. tarafından da bilindiğinin kabulünün gerektiği, bu durumda davalı… … Ltd. Şti.’nin diğer davalıdan 1.354,30 TL alacaklı bulunduğundan dava konusu senetlerden dolayı davacının 798.645,70 TL (800.000,00 TL-1.354,30 TL) davalıya borçlu olmadığı, bu nedenlerle davacının işbu davayı açmakta haklı ve hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle davanın davalı… Ltd. Şti. yönünden kısmen kabulüne, diğer davalı … İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılan davanın 19.10.2016 tarihli oturumuna davacı vekilinin katılmadığı ve yasal süresi içerisinde bu davalı yönünden davanın yenilenmediği de dikkate alınarak 6100 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca bu davalı yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı… Ltd. Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı… Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1.Davacı şirket adına aval veren olarak senede imza atan …’ın ilgili tarihlerde şirket yetkilisi olduğunu, davacı yanın dolandırıcılık iddiasına ilişkin olarak hiçbir geçerli ve somut bir delil sunamadığını,
2.Yerel Mahkeme kararının gerekçeli olmadığını, gerekçenin nedenlerinin açıklanmadığını,
3.Aval veren olarak davacı şirket adına uyuşmazlık konusu senedi imzalayan …’ın, davacı şirkette yer alan hisselerini 29.04.2013 tarihinde devrettiğini, uyuşmazlık konusu senetlerin tanzim tarihinin ise 30.03.2013 olduğunu, hem … hem de müvekkili şirket yetkilisi … Bulut hakkında T.C. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/60256 soruşturma sayılı dosyası ile davacının iddialarının araştırıldığını ve 18.01.2018 tarih, 2018/9071 K. sayı ile müvekkili şirket yetkilisi ve davacı şirketin eski yetkilisi … hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, ticaret sicil gazetesinin davacı şirketle ilgili olan kısmında “10/04/2010 tarihinde 25 yıl süre ile müdür …’ın münferit imzası ile en geniş şekilde temsil ve ilzam etmesine” karar verildiğini ve davalının bu ilâna dayanarak ve uzun süredir süre gelen ticari ilişkisi gereği …’a güvenmesinin esas olduğunu,
4.Davacı şirketin işbu dava konusu senette kefil veren değil, avalist olduğunu, davacının uyuşmazlık konusu senede kefil sıfatı ile taraf olduğu, ancak bu konuda oybirliği ile alınmış bir karar olmadığından kefilliğinin geçerli olmadığı iddiasının dayanaksız olduğunu, davacının şekle ait bir eksiklik olmadığı müddetçe esas borçlunun öne süreceği def’ileri ileri sürerek borçtan ve sorumluluktan kurtulmasının mümkün olmadığını, Yargıtay kararına göre “nakden” kaydı bulunan senedin bir başka sebeple düzenlendiği iddiasının veya bu iddianın ispatının avalistin sorumluluğunu etkilemediğini,
5.Bononun ticari defterde yer almamasının bonodan dolayı alacak bulunmadığı sonucunu doğurmayacağını, hesap dökümlerinde Tasarımevi-Tasarım Mimarlık Dekorasyon Şirketi’nin müvekkili şirkete 2013 yılı kapanışı itibariyle 761.300,00 TL borçlu olduğunun görüldüğünü, kambiyo senedinin davacının ticari defterine kaydedilmemiş olmasının da onu hükümden düşürmediğini, tüm nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senetler bono niteliğinde olup kambiyo vasfı taşıdığı, bono borçlusunun tüzel kişi olması hâlinde, yetki belgesinde şirketi temsile yetkili şahısların bonoyu imzalamış olması ve usulünce kaşe basılmış olması durumunda bonodan doğan sorumluluğun doğrudan doğruya temsil edilen tüzel kişiye ait olacağı, yetkisiz imza hâlinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 778 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bonolarda da uygulanması gereken aynı Kanun’un 678 inci maddesi, “Temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur; bu poliçeyi ödediği takdirde, temsil olunduğu kabul edilen kişinin haiz olabileceği haklara sahip olur. Yetkisini aşan temsilci için de hüküm böyledir.” şeklinde olup takibe dayanak bonoları imzalayan dava dışı …’ın aynı zamanda bononun düzenlenme tarihinde davacı aval veren şirketin yetkili temsilcisi olduğunun anlaşıldığı, zira 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 453 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre ticari vekil, açık yetki verilmedikçe kambiyo taahhütlerinde bulunamayacağı hâlde aynı Kanun’un 450 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ticari mümessil, iyi niyetli 3. kişilere karşı müessese sahibi hesabına kambiyo taahhütlerinde bulunma yetkisine haiz sayılacağından …’ın ticari mümessil olduğunun kabulü gerekeceği, davalı şirketin kötü niyetinin ispatlanamaması sebebiyle söz konusu bono nedeniyle davacı borçlu şirketin sorumlu olduğu, bu sebeple davanın reddi gerekirken İlk Derece Mahkemesince hukukun olaya uygulanmasında hata edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın davalı… Ltd. Şti. yönünden reddine, davacı tarafından davalı … İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılan davanın 19.10.2016 tarihli oturumuna davacı vekilinin katılmadığı ve yasal süresi içerisinde bu davalı yönünden davanın yenilenmediği de dikkate alınarak 6100 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin birinci ve beşinci fıkraları gereğince işbu davalı yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya ilişkin beyanlarda “aval veren” şeklinde borçlandırıcı senet düzenlendiğine dair iddia ve beyanın olmadığını, davacı şirketin kefil olarak gösterildiğini, bu nedenle senetlerin kefil olarak imzalandığını, yetkisiz kişi tarafından senetlerin tanzim edilmiş olduğunun nazara alınması gerektiğini, aynı zamanda keşideci şirketin yetkilisi olan …’ın davacı şirketteki hisselerini 29.04.2013 tarihli hisse devir sözleşmesi ile devrettiği sabit iken hisse devri yapıldıktan sonra senetleri düzenlediği gibi tarafların ticari defter ve kayıtlarında bilirkişi incelemesinde bahsedilen senetlere rastlanmadığı hâlde aval verenin temsilcisi olduğuna dair verilen kararın yerinde olmadığını, senet borçlusu ve keşidecisi olan Tasarımevi Şirketi’nin de temsilcisi … olduğu gibi davacı şirketteki hisselerini devrettiği tarihten sonra kefil göstermek sureti ile davacı şirketi dolandırmak kastı ile hareket ettiğinin dikkate alınmadığını, zira normal şartlar altında hiçbir şirketin durduk yere bir başkasının borcu için hiçbir gerekçe yokken kefil veya aval veren olarak senetlere imza atmasının beklenemeyeceğini, davacı şirket tarafından senede kefil olarak imza atan kişiye (…’a) davacı şirket tarafından verilmiş bir yetki veya vekâletname bulunmadığını, davacı şirketin temsilcisi veya ticari vekili olmadığını, …’ın davacı şirketin ticari temsilcisi olmadığını, kendisine yetki verilmediğini, ticaret sicil gazetesinde tescil edilmediği gibi hisse devrinden sonra düzenlediği geçmiş tanzim tarihli ve vadesi ileri tarihli senetleri tanzim ederken davacı şirketin hak ve menfaatlerini koruyarak ticari işletmeyi yani davacı şirketi yönetmek ve işletmeye ait işlemler için değil de kendi menfaati için özellikle müdürü olduğu diğer davalı Tasarımevi Şirketi’nin menfaatine olacak şekilde diğer davalı şirkete davacı şirketi kefil olarak gösterdiğini, bonolardan sorumlu olunmayacağını belirterek kararın kaldırılarak bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı şirketin eski ortağının, eski tarihli ve şirketi de aval veren olarak borçlandırıcı senet düzenlediği iddiasına dayalı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesi.
2.6102 sayılı Kanun’un 625 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Dava konusu bonolar, davacı şirketin yetkili temsilcisi olan ve aynı zamanda keşideci şirketin de temsilcisi ve ortağı durumundaki … tarafından davalı… İleri Teknoloji …. Ltd. Şti. lehine davalı … Ltd. Şti.’nin keşideci temsilcisi olduğu şirketin avalist olduğu bonolardır. Davalı … … Ltd. Şti. yetkilisi … aval ve keşide tarihinde davacı şirketi temsile yetkili ise de, kendisinin hakim ortağı olduğu şirketin keşideci olduğu bonolarda davacı şirketi avalist olarak göstermesi, davacı şirket yönünden temsil yetkisinin kötüye kullanılması olup bu nedenle aval işlemi geçersiz olmakla davacı şirketin dava konusu bonolardan dolayı borçlu olmadığı anlaşılmaktadır.
2.Temsilcinin izinsiz olarak yaptığı işlem sakat bir işlemdir. Bu işlem temsil olunanı bağlamaz. Özenli bir temsilci, iyi niyet ve sadakat borcu gereği temsil ettiği şirketin çıkarına aykırı olarak bir işlem yaparsa bu işlem kural olarak temsil görevinin dışında kalır (Erol Ulusoy, Anonim Şirketlerde Şirketle İşlem Yapma Yasağı ve Çifte Temsil, Ankara, 2005, s. 67-78-228). Bu nedenle Mahkemece, davalı keşideci Tasarımevi-Tasarım Mimarlık … Ltd. Şti.’nin dava konusu bonoları, bu şirketin hakim ortağı …’ın aynı zamanda davacı şirket yetkilisi olduğu dönemde keşide etmesi ve şirket adına attığı aval imzasının 6102 sayılı Kanun’un 626 ncı ve 629 uncu maddeleri çerçevesinde müdürün şirkete özen ve bağlılık yükümlülüğü ile bağdaşmayacak şekilde yetkinin kötüye kullanılması üzerinde durulup temsilciye verilmiş bir iznin olup olmadığı hususu da değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.01.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
K A R Ş I O Y
1-Dava, şirketi temsile yetkili ortak tarafından, ortaklıktan ve yöneticilikten ayrıldıktan sonra şirket adına geçmiş tarihli olarak avalist sıfatıyla imza attığı iddiasıyla, takibe konu iki adet senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2-Davacı şirket vekili, ortak ve müdür …’ın 29.04.2013 tarihinde hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığı halde, 30.03.2013 tarihinde düzenlenmiş gibi gösterilen bonolara sırf zarar vermek için şirket adına aval verildiğini ve bu sebeple avallerin geçersiz olduğunu ileri sürerken, Bonoların lehtarı davalı Seskon Ltd. vekili, davaya konu senetlerin, Tasarımevi ltd. ile uzun yıllara sari ticari ilişkilerinin bir karşılığı olarak 30.03.2013 tarihinde, borçlusu Tasarımevi Ltd. ve şirket müdürü …’ın imzasına istinaden avalisti de davacı şirket olacak şekilde verilmesi suretiyle kendilerine geçtiğini savunmuştur.
3-İlk Derece Mahkemesince davalı… Ltd. yönünden kısmen davanın kabulüne, diğer davalı Tasarımevi yönünden takipsizlik nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın davalı… tarafından istinaf olunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ise istinaf isteminin kabulü ile davanın… yönünden de reddine karar verilmiştir.
4-Somut olayda, davaya konu iki adet bononun şeklen bir eksikliğinin bulunmadığı, düzenleme tarihi itibariyle şirket müdürü sıfatıyla ve şirket adına şirket ortağı ve yetkili temsilcisi … tarafından keşideci lehine bonolara aval verildiği hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
5-Davacı şirket, eski müdürü … ile keşideci ve lehtar arasında muvazaa yoluyla, sırf davacı şirketi borçlandırmak için geçmiş tarihli olarak düzenlenen bonolara aval verildiği iddiasındadır.
6-6102 sayılı TTK’nın 629/1. maddesi yollamasıyla TTK’nın 371. maddesinde yer alan “(2) Temsile yetkili olanların, üçüncü kişilerle, işletme konusu dışında yaptığı işlemler de şirketi bağlar; meğerki, üçüncü kişinin, işlemin işletme konusu dışında bulunduğunu bildiği veya durumun gereğinden, bilebilecek durumda bulunduğu ispat edilsin. Şirket esas sözleşmesinin ilan edilmiş olması, bu hususun ispatı açısından, tek başına yeterli delil değildir. (3) Temsil yetkisinin sınırlandırılması, iyiniyet sahibi üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmez; ancak, temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine özgülendiğine veya birlikte kullanılmasına ilişkin tescil ve ilan edilen sınırlamalar geçerlidir” düzenlemeden de açıkça anlaşılacağı üzere, şirketi temsile yetkili olan kişilerin temsil yetkisinin sınırı sadece merkez/şube yerel çevresi ile birlikte/tek başına temsil ile sınırlandırılabilecek olup, şirket müdürünün şirketin ticari ilişkileri çerçevesinde üçüncü kişiler adına aval vermesini kısıtlayan bir düzenleme bulunmamaktadır.
7-Yukarıdaki düzenlemeler çerçevesinde şirketi tek başına temsil ve borçlandırma yetkisine sahip limitet şirket müdürlerinin şirketin ticari ilişkileri çerçevesinde şirket adına üçüncü kişilere kefil olabilecekleri gibi, aval de verebilecekleri noktasında öğreti ve uygulamada bir görüş aykırılığı bulunmamaktadır. Bu konuda şirket müdürüne temsil yetkisi verilmesi gerekmediği gibi, TTK 371 çerçevesinde bu konuda temsil yetkisinin sınırlandırılması dahi mümkün değildir.
8-Aval, niteliği itibariyle bono ile üstlenilen borçtan bağımsız olarak, bono şeklen geçerli olmasa bile, ayrı ve bağımsız bir borç doğuran, senetteki borcun ödenmesinin garanti edildiği bir “garanti sözleşmesi” niteliğinde olup, davacı şirketin, kendi müdürünün esasen ortaklıktan ve müdürlükten ayrıldıktan sonra geçmiş tarihli olarak şirket adına davaya konu avali verdiğini ileri sürmesi “taraf muvazaası” niteliğindedir. Üçüncü kişiler arasındaki muvazaa iddiasının her türlü delille ispatı mümkün iken yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda taraf muvazaası (senet lehtarı ile avalist arasındaki) iddiasının ise ancak yazılı delillerle kanıtlanması mümkündür.
9-Somut ilişkide, davacı şirket, eski müdürü ve ortağının, muvazaa yoluyla geçmiş tarihli olarak düzenlenen bonolara, ayrıldığı şirketi borçlandıracak şekilde aval verdiğini iddiasını ancak yazılı delille kanıtlaması gerektiği halde bu hususta hiçbir delil ibraz edemediği anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davanın reddinin doğru olduğu kanaatinde olduğumdan, Daire çoğunluğu tarafından; davacı şirketin müdürüne aval için temsil yetkisi verip vermediği, eski müdürün özen ve bağlılık yükümlülüğüyle bağdaşmayacak şekilde temsile yetkili olduğu şirketi borçlandırmasının temsil yetkisinin kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığının araştırılması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasını isabetli bulmuyorum.