YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5939
KARAR NO : 2023/998
KARAR TARİHİ : 21.02.2023
MAHKEMESİ :… Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan ret
Taraflar arasındaki mimari projeye tecavüzün tespiti, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkete ait binanın mimari proje müellifi ve teknik uygulama sorumlusu olduğunu, davalı şirkete ait binanın estetik niteliğe sahip, özgün mimari sanat eseri niteliği taşıyacak şekilde müvekkili tarafından projelendirildiğini, davalı şirket tarafından binanın betonarma statik hesaplarını ve özgün nitelikteki estetik görselliğini değiştirecek şekilde tadilatlar yapıldığını, eser üzerinde yapılan bu değişikliklerin müvekkilinin eserini ve sanatsal kişiliğini zedelediğini, derin üzüntü içerisine soktuğunu ileri sürerek davacının haklarına tecavüz edildiğinin tespitine, bilirkişi incelemesi sonucunda saptanacak rayiç bedelin 3 katından az olmamak üzere maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, binanın uygun görülecek bir yerine “işbu mimarı eserdeki değişikliklerin proje müellefi Y.Mimar Mühendis … tarafından yapılmamıştır.” yazılı bir tabelanın konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin sözleşmeyi davacı ile değil Erdil İnş. Kollektif Şti. ile akdettiğini, bu nedenle davacının dava ve taraf ehliyetinin bulunmadığını, dava konusu binanın ısmarlama usulü ile yaptırılan tarihi değeri bulunmayan, güzel sanat eseri değeri taşımayan ve özgün olmayan bir bina olduğunu, binanın zamanla kullanılması mümkün olmayan hale geldiğini, müvekkili tarafından teknik değişimler yapıldığını; ancak binanın kullanım amacının değiştirilmediğini, davacının amacının sebepsiz zenginleşme olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yapının dış cephesinin tamamen camekan yapılarak değiştirilmesi eyleminin eserin görünümünü değiştirdiği, mimarın başlangıçta tasavvur ederek planladığı, inşa ettiği formdan uzaklaşmış olduğu için 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun (5846 sayılı Kanun) 16 ncı maddesinin ihlal edildiği, buna bağlı olarak eser sahibinin uygun bir manevi tazminat hakkının bulunduğu, davalının sunduğu çizimlerin ise onaysız ve resmi olmayan belgeler olduğu ve proje sayılamayacağı, eser niteliği taşıyan binada yapılan değişikliklerden bina cephelerinin camekan kaplama yapılarak değişikliği bakımından davacı mimarın 5846 sayılı Kanun’un 15 inci maddesi uyarınca talepte bulunma hakkı olduğu, davacının mali haklarının ihlaline yönelik kanıt bulunmadığı, projenin kopyalanıp çoğaltılması veya işlenmesinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının yapı eserinin dış cephesini değiştirerek manevi hakkı ihlal ettiğinin tespitine,
30.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, maddi tazminat davası sabit olmadığından reddine, binanın uygun bir yerine “Değişiklik proje müellifi Y. Mimar Mühendis … tarafından yapılmamıştır” yazılı tabela konulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, davalı şirketin tadilat ruhsatı almaksızın gerçekleştirdiği tadilatların korunmayacağını, mimari eser niteliğindeki yapının estetik değerine zarar veren dava konusu tadilatların belediyeye tadilat projesi sunulmadan ve tadilat ruhsatı alınmadan yapılmış olmasının tadilatın bir proje olmaksızın gerçekleştirildiğini göstermeyeceğini, bu durumun davalıya özel bir koruma sağlayamayacağını, mimarın mimarlık projesi üzerindeki telif haklarının yanı sıra ortaya çıkan yapı üzerinde de telif haklarına sahip olduğunu, proje bedelinin üç katı maddi tazminat talebinin kabulü gerektiğini ileri sürerek kararın maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının kaldırılmasını ve proje bedelinin üç katından az olmamak üzere maddi tazminatın kabulünü, manevi tazminata ilişkin kararın düzeltilmesi ile 50.000,00 TL manevi tazminatın aynen kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu yapıda gerçekleştirilen değişikliklerin yapının estetik bütünlüğüne, mimarın şeref ve haysiyetine halel getirecek nitelikte değişiklikler olarak nitelendirilemeyeceğini, müvekkilinin eylemlerinin mali ve manevi hakları ihlal eder nitelikte bulunmadığını, ısmarlama usulü yaptırılmış tarihi değeri bulunmayan, özgün olmayan binanın güzel sanat eseri sayılmasının gerçeklerle bağdaşmadığını, müvekkili şirketin binanın kullanım amacını değiştirmeden bir takım teknik değişiklikler yaparak zamana uyumlu hale getirdiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davacının müellifi olduğu mimari projenin uygulandığı binada, davalı tarafından yapılan tadilatlar nedeniyle eser sahibinin mali ve manevi haklarının ihlali ve 5846 sayılı Kanun’dan kaynaklanan haklarına tecavüz edilmiş olduğunun tespiti, maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 5846 sayılı Kanun’un 15 inci ve 16 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.02.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde “Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı”,
492 sayılı Harçlar Yasası’nın 2. maddesinde “Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı”,
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde “Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı”,
1/e maddesinde “yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay’ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı”
2.a maddesinde de “1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında” maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen “istinaf başvurusunun esastan reddi” kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen “esas hakkında” karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki “esastan” ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası’nın 73/3 maddesindeki “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına” ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.
Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum. …