YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/4979
KARAR NO : 2023/4494
KARAR TARİHİ : 29.05.2023
K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık
KARAR : İtirazın kabulü kararı
Sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.03.2021 tarihli ve 2020/38 Esas, 2021/102 Karar sayılı kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik itirazın (1) numaralı gerekçe yönünden kabulüne ilişkin mercii Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.05.2021 tarihli ve 2021/123 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 03.05.2021’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 06.05.2022 tarihli ve 2021/28369 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.06.2022 tarihli ve KYB-2022/71330 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.06.2022 tarihli ve KYB-2022/71330 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, sanık …’ün, kızı … …’e ait Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından tanzim edilen 20/08/2019 tarihli ve 2337 numaralı rapor üzerinde sahtecilik yaparak, Siirt Aile Çalışma ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne başvuruda bulunup 01/03/2010 tarihinden itibaren 112 ay boyunca toplamda 92.049,01 Türk lirası bakım ücreti aldığı şeklinde gerçekleşen olayda,
Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 03/05/2021 tarihli kararı ile sanığın gerçeğe aykırı düzenlenmiş ve aldatma niteliği haiz olan engelli sağlık kurulu raporu ile Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan toplamda 112 ay olmak üzere birden fazla kez bakım ücreti aldığının kabul edildiği olayda, sanık tarafından elde edilen sonraki menfaatlerin, ayrı ayrı zarar kalemleri niteliğinde olup sanığın bu menfaatleri elde etmek için ayrıca herhangi bir hile kullanmadığı, sanık ile dolandırıcılık suçunun mağduru arasında devam eden ilişkide birden fazla haksız yarar sağlanmasının dolandırıcılık suçunun birden fazla kez işlendiği anlamını taşımayacağı, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık eyleminin tek olduğu ve sanığın cezasında ayrıca zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağından bahisle itirazın kabulüne karar verilmiş ise de,
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 16/12/2020 tarihli ve 2017/29245 esas, 2020/12480 karar sayılı ilâmında yer alan, “… sanığın, ölüm aylığı alabilmek için öğrenci olmadığı halde öğrenciymiş gibi sahte öğrenci belgesi tanzim ettiği ve söz konusu sahte öğrenci belgesini katılan kuruma tevdii ettiği, bunun üzerine kurum tarafından sanığa hak etmediği halde ölüm aylığı bağlandığı, sanığın da 01/02/2008 – 01/10/2010 tarihleri arasında 4.117,70 TL aylık tahsil ettiği, bu suretle sanığın atılı suçları işlediğinin iddia edildiği olayda, … haksız menfaatin baştan belli olmayıp eylemin birden çok ay maaş alma şeklinde olduğu, dolayısıyla sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı mağdura karşı atılı suçu birden fazla işlediği anlaşılmakla zincirleme suç hükümlerini gözeten mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmeyerek…” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/03/2021 tarihli kararı ile dolandırıcılık suçuna ilişkin kurulan mahkumiyet hükmünde, zincirleme suça ilişkin uygulamada hukuka aykırılık bulunmadığı gözetilmeden, itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.03.2021 tarihli ve 2020/38 Esas, 2021/102 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 43 üncü, 168 inci, 52 nci ve 62 nci maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 4 ay 20 gün hapis ve 32.280,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
2. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik itiraz üzerine, Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.05.2021 tarihli ve 2021/123 Değişik İş sayılı kararı ile “…sanık tarafından elde edilen sonraki menfaatlerin, ayrı ayrı zarar kalemleri niteliğinde olup sanığın bu menfaatleri elde etmek için ayrıca herhangi bir hile kullanmadığı, sanık ile dolandırıcılık suçunun mağduru arasında devam eden ilişkide birden fazla haksız yarar sağlanmasının dolandırıcılık suçunun birden fazla kez işlendiği anlamını taşımayacağı, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık eyleminin tek olduğu anlaşılmakla, sanığın cezasında ayrıca zincirleme suç hükümlerini düzenleyen TCK’nın 43. maddesi uyarınca arttırıma gidilmemesi gerekirken TCK’nın 43. maddesinin uygulanması…” nın yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle itirazın bu yönden kabulüne karar verilmiştir.
3. 5237 sayılı Kanun’un zincirleme suç başlıklı 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.
…”
Hükmü yer almaktadır.
4. Zincirleme suç durumunda aynı suçun birden fazla işlenmiş olması söz konusudur. Ancak bu suçlar, aynı suç işleme kararı kapsamında işlenmekte ve aralarında sübjektif bir bağ bulunmaktadır. Bu nedenle, kişiye bu suçların her birinden dolayı ayrı ayrı değil tek bir ceza verilmekle birlikte, verilen bu cezanın miktarı artırılmaktadır.
5. Yargıtay 15. Ceza Dairesinin, 12.11.2015 tarihli ve 2013/16487 Esas, 2015/31220 Karar sayılı ilamında; “…23.06.2011 tarihli “ekspertiz raporuna” göre “sahte ve aldatma kabiliyetini haiz” olduğu belirlenen, 03.08.2009 tarih ve 4965-8.2 sayılı Van Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenmiş görünen “Özürlü Sağlık Kurulu Raporu” ile 2022 sayılı Kanuna göre “başvuru formunu” imzalayıp “muhtaçlık belgesi” alarak, 01.09.2009 tarihi itibariyle katılan Kurum tarafından kendisine aylık bağlanmasını temin eden ve farklı tarihlerde toplamda 2.597,48 TL maaş alarak haksız yarar sağlayan sanığın eyleminin, “zincirleme nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında… isabetsizlik görülmemiştir…” ve yine Yargıtay 15. Ceza Dairesinin, 16.12.2020 tarihli ve 2017/29245 Esas, 2020/12480 Karar sayılı ilamında da; “…sanığın, ölüm aylığı alabilmek için öğrenci olmadığı halde öğrenciymiş gibi sahte öğrenci belgesi tanzim ettiği ve söz konusu sahte öğrenci belgesini katılan kuruma tevdii ettiği, bunun üzerine kurum tarafından sanığa hak etmediği halde ölüm aylığı bağlandığı, sanığın da 01/02/2008 – 01/10/2010 tarihleri arasında 4.117,70 TL aylık tahsil ettiği, bu suretle sanığın atılı suçları işlediğinin iddia edildiği olayda;… haksız menfaatin baştan belli olmayıp eylemin birden çok ay maaş alma şeklinde olduğu, dolayısıyla sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı mağdura karşı atılı suçu birden fazla işlediği anlaşılmakla zincirleme suç hükümlerini gözeten mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmeyerek tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir…” denilmektedir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanığın, kızına ait Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından tanzim edilen 20.08.2009 tarihli ve 2337 numaralı rapor üzerinde sahtecilik yaparak, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Siirt İl Müdürlüğüne başvuruda bulunup 01.03.2010 tarihinden itibaren 112 ay boyunca toplamda 92.049,01 Türk lirası bakım ücreti alması şeklinde gerçekleşen olayda; haksız menfaatin baştan belli olmayıp eylemin birden çok ay maaş alma şeklinde olduğu, dolayısıyla sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı mağdura karşı atılı suçu birden fazla işlediği anlaşılmakla, zincirleme suç hükümlerinin uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığı gözetilerek, itirazın bu yönden reddi yerine kabulüne karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.05.2021 tarihli ve 2021/123 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.05.2023 tarihinde karar verildi.