YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/6134
KARAR NO : 2010/936
KARAR TARİHİ : 17.02.2010
…, … ile …’i kasten öldürmekten, …, …, …, …. ile …’i de yaralamaktan ve izinsiz silah taşımaktan sanık …’in bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne ilişkin …. Üçüncü Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 26/12/2008 gün ve 403/490 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii ile müdahiller vekili taraflarından istenilmiş, sanık müdafii duruşma da talep etmiş ve hüküm kısmen re’sen de temyize tabi bulunmuş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; kararda açıklanan nedenle duruşmasız olarak incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1) 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçuna müdahillik mümkün olmadığından, müdahiller vekilinin bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin CMUK.nun 317.maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
2) Sanık müdafiinin yasal süreden sonra olan duruşmalı inceleme isteminin CMUK.nun 318.maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
3) Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçlarının sübutu kabul, bozma nedenleri saklı kalmak kaydıyla oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların niteliği tayin, maktul …’ye yönelik suçta tahrike ve diğer suçlarda takdire ilişen cezayı azaltıcı sebeplerin derecesi ve niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozma üzerine verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yasal savunma şartlarının oluştuğuna, sanık hakkında 765 sayılı TCK.nun 450/5.maddesinin uygulanması gerektiğine, tahrikin varlığına, maktul …’ye yönelik suçta tahrikin derecesine, yaralama suçlarından verilen cezaların para cezasına çevrilip ertelenmesi gerektiğine yönelen; müdahiller vekilinin tahrikin bulunmadığına, sanık hakkında takdiri indirim maddesinin uygulanmaması gerektiğine, manevi tazminat miktarının azlığına ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
A) 22/06/2007 günlü oturumda uyulmasına karar verilen Dairemizin 11/04/2007
günlü 2007/2535-2652 sayılı bozma ilamında ayrıntısıyla açıklandığı üzere; olay günü sanığın tahrik altında …’ye ateş edip öldürmesinden sonra üzerine gelen…. ve …’a aynı kasıt altında ateş ederek, Naciye ve Hanifi’yi öldürüp, …. ve …’ı öldürmeye kalkıştığı halde, mağdurlar … ve …’ı silahla yaralama suçlarından yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması;
B) Sanık hakkında mağdurlar …,…. ve …’e yönelik silahlı yaralama suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulurken, karar gerekçesinde sanığın olası kasıt altında bu mağdurları yaraladığından söz edildiği halde, hüküm fıkrasında sanığın mağdurları kasten yaraladığı belirtilmek suretiyle hükmün karıştırılması;
C) 26/12/2008 tarihli oturumda uyulmasına karar verilen Dairemizin 24/09/2008 günlü 2008/2843-6685 sayılı bozma ilamında belirtildiği halde; Haziran 2005 tarihinden önce işlenen suçlarda her suç yönünden yapılan değerlendirme sonucu lehe Yasa hükmünün ve buna göre sonuç ceza belirlenmesinden sonra, muvakkat hapis cezalarının 765 sayılı TCK.nun 68-77.maddeleri uyarınca içtima ettirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
D) Dairemizin 24/09/2008 günlü 2008/2843-6685 sayılı bozma ilamında açıkça belirtildiği halde; sanık hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde 5271 sayılı CMK.nun 231.maddesi uyarınca değerlendirme yapılması gerektiğinin düşünülmemesi;
E) Kabul ve uygulamaya göre de,
Mağdurlar … ve …’a yönelik yaralama suçlarından mahkumiyet hükmü kurulurken, 765 sayılı TCK. ile 5237 sayılı TCK.nun olaya ilişkin bütün hükümlerinin Yargıtay denetimine imkan verecek açıklıkta karşılaştırması yapılarak sonucuna göre lehe olanın tespiti ile uygulamanın da buna göre yapılması gerektiğinin düşünülmemesi;
Yasaya aykırı, sanık müdafii ile müdahiller vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmekle, kısmen re’sen de temyize tabi hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, sanık hakkında mağdur …’e yönelik suçta aleyhe temyiz bulunmadığından ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 17/02/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.