Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/14293 E. 2023/3024 K. 12.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14293
KARAR NO : 2023/3024
KARAR TARİHİ : 12.04.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Antalya 3. Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin, 03.11.2010 tarihli ve 2010/257 Esas, 2010/450 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
2. Denetim süresinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle hüküm açıklanarak Antalya 3. Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin, 20.11.2014 tarihli ve 2014/403 Esas, 2014/434 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 245 inci maddesinin ikinci fıkrası, 35 inci maddesi ve 53 üncü uyarınca, 1 yıl 6 ay hapis ve 1.200 TL adli cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi, 168 inci maddesi, 52 nci maddesi ve 53 üncü uyarınca, 1 yıl 6 ay hapis ve 15.100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Gerekçeli karar tebliğ edildiği halde sanık müdafinin dilekçesi herhangi bir temyiz sebebi içermemektedir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Temyize konu dosyada tanık, …’nin 2007/385 Esas sayılı dosyasında ise sanık olarak yargılan …’nun yurt dışında işlediği bir suç nedeniyle Türkiye’ye geldiği, kendi kimlik bilgilerini kullanamayacağından askerlik arkadaşı olan sanık …’in kimlik bilgilerini içeren ancak üzerinde kendi fotoğrafı bulunan sahte nüfus cüzdanını oluşturdukları, …’in sanığın bilgisi dahilinde bu kimliği kullanarak Akbank’tan taşıt kredisi aldığı, yine Denizbank’a kredi kartı talebinde bulunduğu ancak bu talebinin kabul görmediği, …’nun yargılandığı dosyada tüm işlemlerden …’ın bilgi ve rızası olduğunu belirtmesi üzerine sanık hakkında da aynı suçlardan kamu davası açılmıştır.
2. Sanığın, …’nun kendi kimlik bilgilerini kullandığını bilmediğini, durumu bankanın kendisine ihtar çekmesi üzerine öğrendiğini, başka yerlerde de kendi kimliğini kullanan …’in durumu düzeltmesi için birlikte Avukat M.Ş.’nin yanına gittiklerini, …’in yaptıklarını kabul edip bir belge imzaladığını, bankadan kredi çekmediğini, kredi kartı başvurusu yapmadığını, mağdur olanın kendisi olduğunu beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmemiştir.
3. Tanık olarak dinlenen …’nun olayı doğruladığı, sanığın bilgisi ve rızası dahilinde kimlik bilgilerini kullandığını, kredi başvurusu yaptığını, alınan taşıt kredisinin sanık için çekildiğini, aracı onun kullandığını, yurt dışından döndüğünde geldiğinde sanığın kimlik bilgilerini kullanmaya başladığını, karşılığında yaptığı işlerden, kurduğu şirketlerden elde ettiği karlardan sanığa hep pay verdiğini, sanığın kendisine olan borçlarını ödememek için böyle bir yola başvurduğunu, kredi borcunun tamamını ödediğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
4. Banka görevlisi E.G’nin tanık olarak alınan beyanında; kredi ödemelerinin 2-3 ay düzenli olduğunu, daha sonra aksama olunca sabit hattan aradığı kişinin kendisinin kredi talebinin olmadığını beyan ettiğini, daha sonra başka numaradan aradığında ise telefona çıkan kişinin önceki aradığı kişinin şaka yaptığını belirtip kredi taksidini ödediğini, bir süre sonra … adlı kişinin bankaya gelerek kendisinin … olduğunu, …’ın rızası ve bilgisi dahilinde işlem yaptığını, yanında iken …’ı arayıp senin kimlik bilgilerini kullandığımı bilmiyor musun dediğini, telefonu alıp karşı tarafa sorduğunda … beyin saçmaladığını, şikayet edeceğini söyleyip kapattığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
5. Tanık M.Ş.’nin alınan beyanında; … ve …’ın birlikte bürosuna geldiklerini, sebebini belirtmeden …’in, …’ın kimlik bilgilerini kullandığını ve bu durumu artık düzeltmek istediklerini, bir belge düzenlemesini istediklerini, ancak hukuksuz işin hukuki yolla düzeltilemeyeceğini söyleyerek reddettiğini, …’ın bu durumdan haberinini olduğu düşüncesinde olduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır.
6. Dosyada tanık olarak beyanları alınan İ.Y. ve A.K.’nin kredi çekilerek alınan aracı sanığın kullanımında gördüklerini beyan ettikleri, 28.08.2006 tarihli belgedir başlıklı yazıdaki imzanın …’ya ait olduğunu bildirir bilirkişi raporunun ve banka yazı cevaplarının dosya arasına alındığı, banka zararının … tarafından giderildiği anlaşılmıştır.
7. Mahkeme tarafından; sanık savunması, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçları işlediği kabul ederek temyize konu mahkûmiyet kararları verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Banka Veya Kredi Kartının Kötüye Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının son cümlesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleştiği tarih ile denetim süresinde ikinci suçun işlendiği tarih arasında zamanaşımının durduğu tespit edilmiştir.
5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun (5464 sayılı Kanun) 37 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “kredi kartı veya üye işyeri sözleşmesinde veya eki belgelerde sahtecilik yapanlar veya sözleşme imzalamak amacıyla sahte belge ibraz edenler” şeklindeki düzenlemenin sözleşmenin imzalanmasını da kapsayacak aşamaya kadar uygulanabileceği, kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesinden sonra kartın üretilmesi halinde 5237 sayılı Kanun’un 245 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçu oluşturacağı, somut olayda sanığın bilgisi ve rızası dahilinde tanık …’nun sanığın kimlik bilgilerini içeren sahte kimlikle başvurarak kredi kartı talebinde bulunduğu, banka tarafından yapılan kontrolde talebin reddine karar verildiği ve herhangi bir kredi kartının düzenlenmediğinin anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin 5464 sayılı Kanun’un 37 inci maddesinin ikinci fıkrasına aykırılık suçunu oluşturduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5464 sayılı 37 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü ve suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
B.Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli ve 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ile 23.01.2018 tarihli ve 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
A. Banka Veya Kredi Kartının Kötüye Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.11.2014 tarihli ve 2014/403 Esas, 2014/434 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağanüstü zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.11.2014 tarihli ve 2014/403 Esas, 2014/434 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan diğer hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.04.2023 tarihinde karar verildi.