YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/8670
KARAR NO : 2023/3547
KARAR TARİHİ : 03.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.05.2015 tarihli ve 2014/617 Esas, 2015/403 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 3 ay 2 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyizi, suça konu senetlerdeki imzaların katılan huzurunda imzalandığına, suç kastının, zarar verme bilinç ve iradesinin bulunmadığına, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının doğru olmadığına, bu nedenle sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan şirkete, ticari ilişki karşılığında … şirketi yetkilileri tarafından ciro edilerek verilen …’a ait çeklerin sanık tarafından iade alınarak suça konu 6 adet çekin verildiği, ancak çeklerin bankaya ibrazında keşideci imzalarının yetkili şirket yetkilileri imzalarına uygunluk göstermediğinden bahisle ödenmediği, böylece sanığın yetkili olmamasına karşın çek keşide ederek ve cirolayarak üzerine atılı suçu işlediği iddiası ile hakkında kamu davası açılmıştır.
2. … Pano.. Şirketinin ortak ve yetkilisi olarak görünen … … … soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde, şirketin sanık tarafından kendisi ve sanığın eşi olan kardeşi … adına kurulduğunu, ancak şirketin tüm işleri ile sanığın ilgilendiğini, şirketin çekleri sanıkta olduğu için bunları istediği gibi doldurup piyasaya sürebileceğini beyan etmiştir.
3. Tanık F.T., sanığın eşi olduğunu, şirkette ortak olarak görünse de şirketin tüm işleri ile sanığın ilgilendiğini, katılan …’e çekler verilirken kendisinin de orada bulunduğunu ve eşinin imzalayarak çekleri katılana verdiğini ifade etmiştir.
4. Sanık savunmasında, çeklerdeki imzaların kendisine ait olduğunu, kendisinin şirketi fiilen yönettiğini, kendisine verilen bir vekaletname olmasa da, şirket ortaklarının rızaları ile çekleri imzaladığını, bu şekilde imzaladığı başka çekler ve senetlerin de olduğunu, onların ödenmesinde bir sorun olmadığını, suç kastının bulunmadığını, suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
5. Mahkemece sanığın yetkili olmamasına karşın, şirket adına çek keşide ederek ve imzalayarak üzerine atılı suçu işlediği kabulü ile hakkında temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30/03/1992 tarihli ve 80/98, 19/04/2005 tarihli ve 221-38 sayılı kararlarında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere, belgede sahtecilik suçlarında önceden verilen … üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği; sanığın savunmalarında daha önce de bu şekilde düzenlediği çekler ve senetlerin olduğunu beyan etmesi ve şirket ortaklarının da şirketin asıl işleri ile sanığın ilgilendiğini beyan etmesi karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi bakımından; bu şekilde sanık tarafından düzenlenen ve ödenen kıymetli evrak olup olmadığının ilgili bankalar ve icra daireleri nezdinde araştırılması, başka belgelerin de verildiğinin tespit edilmesi halinde, bunlarla ilgili olarak yapılan yargılamalar ya da icra takiplerinde imzaya itiraz edilip edilmediğinin, ödeme yapılıp yapılmadığının belirlenmesi, şirket yetkilisi … … ‘un tekrar beyanına başvurularak izninin olup olmadığının sorulması ve toplanan bu deliller sonucunda sanığın suç işleme kastının bulunup bulunmadığı tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile mahkumiyet kararı verilmesi,
2. Kabule göre de;
a. 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesine göre “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup; aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağının bulunmadığı nazara alındığında; dosya kapsamına göre çeklerin aynı anda verildiğinin anlaşılması karşısında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı ancak birden çok sahte belgenin düzenlenmesi ile kullanılması olgusunun 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında dikkate alınabileceği gözetilmeden hüküm kurulması,
b. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
c. Adli emanette bulunan suça konu belgelerle ilgili olarak bir karar verilmemiş olması nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.05.2015 tarihli ve 2014/617 Esas, 2015/403 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.05.2023 tarihinde karar verildi.