Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/1012 E. 2023/2712 K. 03.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1012
KARAR NO : 2023/2712
KARAR TARİHİ : 03.05.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

Sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden;
Sanık müdafiinin yokluğunda verilip 17.10.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen 15 günlük kanunî süre geçtikten sonra 10.11.2021 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz isteminin süresinde olmadığı belirlenmiştir.

Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden;
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.12.2020 Tarihli ve 2020/276 Esas, 2020/323 Karar sayılı Kararı ile
Sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

B. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 26.01.2021 Tarihli ve 2021/57 Esas, 2021/58 Karar Sayılı Kararı ile
Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının kabulüyle kararın 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesine aykırı olmasından sebebiyle aynı Kanun’un 280 ve 289 uncu maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

C. Bölge Adliye Mahkemesi Tarafından Yapılan Bozma Sonrası Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.06.2021 Tarihli ve 2021/136 Esas, 2021/201 Karar sayılı Kararı ile
Sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

D. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 28.09.2021 Tarihli ve 2021/1045 Esas, 2021/882 Karar Sayılı Kararı ile
Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle; sanık hakkında alt sınırdan ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine, takdiri indirimin uygulanmaması ile vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Yukarıda bahsedilen ret sebebiyle temyiz nedenlerine yer verilmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Bozma Kararı Sonrası İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince ”Mağdure … ******’ın kaldığı çocuk esirgeme yurdundan 2019 yılının kurban bayramı tarihine denk gelen dönemde kaldığı kurumdan izin alarak annesi ve kardeşlerinin ikamet ettiği … ilçesinde bulunan evlerine gittiği, sanık … ******’ın katılanın dayısı olduğu, sanık …’nın mağdurenin bulunduğu eve ablasını ve yeğenlerini ziyaret maksadı ile gittiği, sanığın evde bulunduğu süre zarfında katılana fiziksel yakınlık göstermeye çalıştığı, mağdurenin dayısı olan sanık …’nın bu eylemlerinden rahatsızlık duyduğu ve dayısından uzak durmaya çalıştığı fakat sanığın eylemlerine devam ettiği, olay günü gece vakti evde bulunanların aynı odada yerde uyudukları, herkesin uyuduğu sırada sanığın mağdurenin yanına uzanarak katılana ısır dediği, mağdurenin şaşkınlıkla ısırdığı, daha sonra sanığın dudağını ısırdığını anladığı, daha sonra sanığın mağdurenin üzerine çıktığı ve mağdurenin dudaklarından öptüğü, tişörtünün altından mağdurenin göğüslerine dokunduğu, mağdurenin sanığı ittirmeye çalıştığı, sanığın eylemleri nedeniyle mağdurenin şoka girdiği, korktuğu ve bağıramadığı, sanığın mağdureye karşı eylemlerinin yaklaşık 3-4 dakika kadar sürdüğü, mağdurenin aşamalarda alınan beyanlarının birbiriyle tutarlı olduğu, mağdurenin yaşanan olayı tanıklara anlattığı, mağdurenin anlatımının yer, zaman, mekan bilgisini ayrıntısı ile ve olayın akışına uygun olarak anlattığı, sanığın mağdurenin dudağından öpmesi, göğüslerine dokunması şeklindeki eyleminin cinsel istismar suçunu oluşturduğu” şeklinde kabul edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince Bölge Adliye Mahkemesi bozması sonrası kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf talepleri esastan reddedilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Sanık müdafiinin yokluğunda verilip 17.10.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen 15 günlük kanunî süre geçtikten sonra 10.11.2021 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1.Vekalet Ücreti Açısından
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları” başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu Kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun’un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.

2. Cezanın Alt Sınırdan Belirlenmesi Açısından
5237 sayılı Kanun’un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Takdiri İndirim Sebeplerinin Uygulanması Açısıdan
Hükümde sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca takdiri indirim nedeni uygulanan sanık hakkında, kurulan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

4. Zincirleme Suç Hükümlerinin Uygulanmaması Açısından
5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan ”Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir” şeklindeki düzenleme karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulamayacağı gözetildiğinde, Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 20.07.2020 tarihli iddianame ile sanığın bir kez cinsel istismar eyleminde bulunduğundan bahisle kamu davası açılıp müsnet suçun zincirleme şekilde işlendiğine dair iddianamede herhangi bir anlatımda bulunmaması sebebiyle kurulan hükümde bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 28.09.2021 tarihli ve 2021/1045 Esas, 2021/882 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.05.2023 tarihinde karar verildi.