YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13705
KARAR NO : 2023/3029
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Akhisar Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin, 26.03.2013 tarihli ve 2012/59 Esas, 2013/90 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından beraat kararları verilmiştir.
2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi’nin 18.04.2017 tarihli ve 2014/22199 Esas, 2017/9501 Karar sayılı kararı ile “Sanığın, katılandan aldığı mal karşılığında tamamen sahte oluşturumuş 15.350 TL bedelli çeki verdiği iddia edilen olayda; sanık ile katılanın arasındaki ticari ilişkinin belirlenmesi amacıyla fatura ve belgeler getirtilerek bilirkişi raporu alındıktan ve katılanın dinletme istediği tanıkları dinlendikten sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması” gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine Akhisar Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin, 26.01.2018 tarihli ve 2017/180 Esas, 2018/23 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca, 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 58 inci üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca, 3 yıl hapis ve 30.800 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği; atılı suçun oluşmadığına, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, sanığın lehine hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Suça konu keşidecisi şikâyetçi … olarak gözüken, 15.350 TL bedelli çekin katılan … tarafından bankaya sunulması, bankanın yazışmalar sonucunda çekin tamamen sahte olduğunu anlaması ve suç duyurusunda bulunması sonrası katılanın çeki ticari ilişki nedeniyle sanıktan aldığını beyan etmesi üzerine sanık hakkında kamu davası açılmıştır.
2. Sanık; hırdavat işleri ile ilgilendiğini, katılanın ismini duyduğunu ancak kendisiyle hiçbir zaman ticaret yapmadığını, çek ile ilgisinin bulunmadığını beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmemiştir.
3. Katılan; suça konu çeki hırdavat malzemesi sattığı sanıktan aldığını, sanığın kaşesinin yanında vurduğunu, ancak ciro imzasını atıp atmadığını gördüğünden … olamadığını, daha önce de aralarında ticari ilişki olduğunu, zararının giderilmediğini beyan ettiği; bozma sonrası dinlenen katılanın çalışanları olan tanıkların ise, sanığın işyerine malzeme götürdüklerini bildirdikleri, işyerini tarif ettikleri; bozma öncesinde yapılan teşhiste katılanın sanığı teşhis ettiği anlaşılmıştır.
4. Dosya kapsamında biri Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’ndan olmak üzere alınan iki bilirkişi raporunda da keşideci imzası ve çekteki yazılar ile sanığa ait cironun sanık, şikayetçi ve katılana ait olup olmadığının tespit edilemediğinin, katılana ait cironun katılana ait olduğunun bildirildiği; sanığın ticari defterlerini sunmaması nedeniyle sadece katılanın defterleri üzerinde yapılan incelemede ise, defterlerin usulüne uygun tutulduğunun, sanık ile yapılan ticarete dair kayıtlarının bulunduğunun tespit edildiği, katılanın sanık ile aralarındaki geçmiş ticari ilişkilere istinaden sunduğu fatura fotokopilerinin dosya arasında bulunduğu anlaşılmıştır.
5. Mahkeme tarafından; sanığın savunması, katılanın beyanı, bilirkişi raporları, tanık beyanları, sanık ile katılanın geçmişe dair ticari ilişkilerini gösterir fatura ve defter kayıtları, suça konu belge ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçları işlediği kabul ederek temyize konu mahkumiyet kararları verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli, 2017/463 Esas ve 2018/20 Karar sayılı ve 23.01.2018 tarihli, 2015/962 Esas ve 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesiyle yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52 nci maddesi uyarınca, en az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin uygulama yapılarak sanık hakkında fazla ceza tayini dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Akhisar Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin, 26.01.2018 tarihli ve 2017/180 Esas, 2018/23 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan diğer hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Akhisar Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin, 26.01.2018 tarihli ve 2017/180 Esas, 2018/23 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının 1-b ve 1-d fıkralarında adli para cezasının belirlenmesine ilişkin “1540 gün”, “30.800 TL” ibarelerinin çıkartılarak yerlerine “1.535 gün” ve “30.700 TL” ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.