Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/7405 E. 2023/503 K. 13.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7405
KARAR NO : 2023/503
KARAR TARİHİ : 13.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli

Sanık hakkında kurulan hükümlere yönelik;
Sanığın temyiz isteğinin; 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 310/1. maddesinde belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra öne sürüldüğü belirlenmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği yönünden hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, sanık müdafiinin 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 07.09.2015 tarihli ve 2013/8954 Soruşturma numaralı iddianame ile; sanık hakkında “sanığın olay günü katılanın evine gelerek eşinin iş yerinden geldiğini ve evdeki eksiklikleri gidereceklerinden ve yardımda bulunacaklarından bahisle eve girmek istediği, katılanın kabul etmemesi üzerine, telefonla katılanın eşi ile konuşuyormuş gibi yaparak “… Bey eşin beni içeri almıyor, hatta gözüme yumruk bile attı” şeklinde olayın içerisine espri de katarak hile ile müştekiyi eve girmesi konusunda ikna ettiği, eksikleri tespit etmek amacı ile kağıt, kalem istediği ve odaları dolaştığı, daha sonra katılana altınları ve birikmiş paralarının bulunup bulunmadığını sorduğu katılanın bir miktar birikmiş paralarının olduğunu beyan etmesi üzerine, parayı görmek istediğini beyan ettiği ve katılanın parayı gösterdiği, sanığın bu esnada parayı eline aldığı ve sonra yerine koyduğu ve katılana yönelik olarak “dışarıdaki bayanları çağırayımda eşya eksiğini tespit etsinler diyerek ikametten çıktığı ve olay yerinden ayrıldığı, katılanın paraları kontrol etmesi üzerine paralarının yerinde olmadığını gördüğü” iddiasıyla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 116/1 ve 53/1. maddeleri gereğince hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.01.2016 tarihli ve 2015/554 Esas, 2016/82 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından, 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b, 168/2, 62, 116/2 ve 62. maddeleri gereğince sırasıyla 1 yıl 8 ay ve 1 yıl 3 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, her iki hüküm yönünden aynı Kanun’un 53/1 ve 58/6. maddeleri uyarınca hak yoksunluklarının ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
1.Sanığın katılanların ikametine rıza ile girmesi sebebiyle, konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun oluşmayıp bu suçtan beraat, şikâyet yokluğu sebebiyle de düşme kararları verilmesi gerektiğine,
2.Katılanın kendi rızası ile evine alarak, paraları da kendi rızası ile sanığa vermesi sebebiyle hırsızlık suçunun değil, güveni kötüye kullanma suçunun gerçekleştiğine, ayrıca üst sınıra yakın bir ceza verilmesini gerektiren koşulların oluşmadığına,
3.Hırsızlık suçundan kurulan hükümde etkin pişmanlık hükümleri gereğince 1/3 oranında değil 1/2 oranında indirim yapılması gerektiğine lişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın suç tarihinde gündüz vakti sayılan saat 12.30 sıralarında katılanların ikametine geldiği, katılan …’ın evde yalnız olduğu, sanığın katılan …’a eşi olan diğer katılan …’ın iş yerinden geldiğini ve evdeki eksiklikleri gidereceğini ve yardımda bulunacağını söyleyerek eve girmek istediği, katılan …’ın şüphelenmesi üzerine bunu kabul etmediği, sanığın telefonla …’ın eşi … ile konuşuyormuş gibi yaparak ”… Bey eşin beni içeri almıyor, hatta gözüme yumruk bile attı” şeklinde sözlerine espri de katmak suretiyle ve hile ile eve girdiği, sanığın telefonda eşiyle konuştuğuna ikna olan katılan …’ın da sanığın içeri girmesine engel olmadığı, sanığın …’dan eksikleri yazmak amacı ile kağıt, kalem istediği ve odaları dolaştığı, daha sonra katılan …’a evde altın veya nakit para bulunup bulunmadığını sorduğu, katılan …’ın da bir miktar birikmiş paralarının olduğunu beyan etmesi üzerine sanığın parayı görmek istediğini söylediği ve …’ın da parayı gösterdiği, sanığın parayı eline aldığı ve sonra yerine koyar gibi yaptığı ve …’a ”dışarıdaki bayanları çağırayım eksikler tespit etsinler ” diyerek ikametten çıkıp gittiği ve bir daha da gelmediği, …’ın paraları koyduğu yere baktığında 1.700,00 TL paranın yerinde olmadığını gördüğü anlaşılmıştır.
2.Sanık soruşturma aşamasındaki beyanında, katılana kendisine yönelik fotoğraf teşhisi yaptırılarak suçun üzerine atılmaya çalışıldığını, atılı suçla alakasının olmadığını beyan ederek üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de; kovuşturma aşamasında alınan savunmasında, yukarıda anlatıldığı şekliyle atılı suçu işlediğini beyan etmiştir.
3.Katılan …, ikametine gelen sanığın eşinin tanıdığı birisi olduğu yönünde bir görüntü yaratıp ikametlerine girdikten sonra ve kendisinden almış olduğu parayı yerine koyuyormuş gibi yaparak el çabukluğuyla 1.700,00 TL parayı aldığını beyan etmiştir.
4.Katılan …, 19.01.2015 tarihli tutanağa göre, sanığı fotoğraf üzerinden, 09.12.2015 tarihli duruşmada ise canlı olarak sanığı teşhis ettiği, dosya arasında bulunan 25.01.2016 tarihli dekonta göre, sanığın katılanların zararını giderdiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A.Sanığın Temyiz Sebebi Yönünden
Sanığın yüzüne karşı 27.01.2016 tarihinde tefhim edilen hükümleri, 1412 sayılı Kanun’un’un 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra 12.02.2016 tarihinde temyiz ettiği anlaşıldığından aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca, temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B.Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde tekerrür hükümleri uygulandığı ve koşulları da oluştuğu halde, konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükümde tekerrür hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; sanığın katılan …’a eşi olan diğer katılan …’ın iş yerinden geldiğini ve evdeki eksiklikleri gidereceğini ve yardımda bulunacağını söyleyerek eve girmek istediği, katılan …’ın şüphelenmesi üzerine bunu kabul etmediği, sanığın telefonla …’ın eşi … ile konuşuyormuş gibi yaparak ”… Bey eşin beni içeri almıyor, hatta gözüme yumruk bile attı” şeklinde sözlerine espri de katmak suretiyle ve hile ile eve girdiğinin anlaşıldığı; bu itibarla sanığın ikamete girmesinin geçerli ve hukuken değer atfedilen bir rızaya dayanmadığı anlaşılmakla; sanığın eyleminin sübuta erdiğinin kabulü ile hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik ve sanık müdafiinin sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun oluşmadığı yönündeki itirazı yerinde görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır; 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun’un 6. maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 142. maddesine eklenen 4. fıkra gereğince “hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikayet aranmaz” hükmü gereği, konut dokunulmazlığının ihlâli suçunun suç tarihi itibariyle şikâyete tabi olmadığının anlaşılması karşısında; sanık müdafiinin konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan şikâyet yokluğu sebebiyle düşme kararı verilmesi yönündeki itirazları yerinde görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır; sanığın suç tarihinde katılanlara ait eve hile ile girdikten sonra, sanığın …’dan eksikleri yazmak amacı ile kağıt, kalem istediği ve odaları dolaştığı, daha sonra katılan …’a evde altın veya nakit para bulunup bulunmadığını sorduğu, katılan …’ın da bir miktar birikmiş paralarının olduğunu beyan etmesi üzerine sanığın parayı görmek istediğini söylediği ve …’ın da parayı gösterdiği, sanığın parayı eline aldığı ve sonra yerine koyar gibi yaptığı ve …’a ”dışarıdaki bayanları çağırayım eksikleri tespit etsinler ” diyerek ikametten çıkıp gittiği ve bir daha da gelmediği, …’ın paraları koyduğu yere baktığında 1.700,00 TL paranın yerinde olmadığını gördüğü olayda, sanığın suç tarihinde katılanların ikametine hukuka ve yöntemine uygun, aldatılmamış özgür bir iradeye dayanılarak girmediği gibi, katılandan parayı almasının da yine özgür ve hukuken değer atfedilen bir iradeye dayanmadığı, zira katılanın sanığa parayı vermesindeki rızanın hemen sonrasında yerine konulacağına dair rıza olduğu, sanığın parayı eline alarak ve sonra yerine koyar gibi yaparak ve ikametten aldığı paralarla gitmesi şeklindeki olayda, sanığın eylemi hırsızlık suçunu oluşturmaktadır. Bu sebeple, sanık hakkında kurulan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış; Mahkemece kurulan hükümlerde “suçun işleniş biçimi ve özellikleri, failin güttüğü amaç ve saik, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı nazara alınarak” şeklindeki gerekçe ile temel cezanın takdiren ve teşdiden belirlendiği ifade edilmiş olup sanığın güncel adlî sicil kaydının incelenmesi neticesinde, aynı suçlara ilişkin birden fazla mahkûmiyetlerinin de bulunduğu belirlenmekle, 5237 sayılı Kanun’un 3. ve 61. maddesindeki düzenlemeler karşısında, cezanın bireysel caydırıcılığı nazara alınarak hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış; sanık hakkında hırsızlık suçu bakımından kurulan hükümde aynı Kanun’un. 168/2. maddesi gereğince cezanın yarısına kadar indirim uygulanabileceği, mahkemece bu doğrultuda sanığın cezasından 1/3 oranında indirim yapılmasının hukuka uygun olduğu anlaşılmakla; hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak;
Sanığın adli sicil kaydına göre … 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.01.2007 tarihli ve 2005/301 Esas, 2007/4 Karar sayılı ilamında yer alan 5237 sayılı Kanun’un 103/1-a maddesinde düzenlenen cinsel istismar suçundan verilip 23.12.2011 tarihinde kesinleşen 4 yıl hapis cezasının daha ağır olması sebebiyle tekerrüre esas alınması gerekirken, aynı ilamdaki 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 415. maddesinde düzenlenen ırza tasaddi suçundan verilen 3 yıl 6 ay hapis cezasının tekerrüre esas alınması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanığın Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçe başlığı altında (A) bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçe bölümünde yer alan nedenle … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.01.2016 tarihli ve 2015/554 Esas, 2016/82 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Kanun’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında … 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.01.2007 tarihli ve 2005/301 Esas, 2007/4 Karar sayılı ilamında yer alan cinsel istismar suçundan verilip 23.12.2011 tarihinde kesinleşen 4 yıl hapis cezasının tekerrüre esas alınmasına, ancak aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle 1412 sayılı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkı korunarak, 5275 sayılı Kanun’un 108/2. maddesi gereğince mükerrir olan sanık hakkında koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın, aynı ilamda bulunan ve ırza tasaddi suçundan verilen 3 yıl 6 ay hapis cezası esas alınarak belirlenmesine karar verilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.