YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/816
KARAR NO : 2023/1180
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/487 E., 2022/159 K.
DAVA TARİHİ : 18.01.2019
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/18 E., 2021/36 K.
Taraflar arasındaki kurum işlemi iptali ve menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; fiili birliktelik dolayısı ile ölüm aylığının kesildiğini belirterek ölüm aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptali ile aylıklarının yeniden bağlanmasına ve davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde, kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davacının eski eşiyle birlikte yaşadığı konusunda dava konusunu kapsayacak şekilde yapılan incelemede aksi bir kanaat oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının eski eşi …’den Mersin 2 inci Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/864 Esas, 1994/841 Karar sayılı karar ile boşanmış olduğunu, o tarihten bu zamana kadar hiçbir şekilde tarafların bir araya gelmediğini, davacının davalı kurumdan 25.04.1995 tarihinden itibaren emekli sandığına bağlı babası … üzerinden ölüm aylığı almaya devam ederken davalı kurum müfettişlerinin yapmış olduğu eksik ve hatalı çevre araştırması raporu neticesinde haksız ve mesnetsiz bir şekilde almış olduğu ölüm aylığının kesildiğini, bilgi ve belgeler ve dinlenilen tanık beyanlarında davacının eski eşi ile birlikte yaşamadığı yönünde açık ve net ifadeler içermesine rağmen yalnızca davalı kurum vekilinin beyanlarını dikkate alarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile dosya içerisinde bulunan 30.01.2010 tarihli kollukta davacı ve eski eşinin beyanlarında birlikte yaşadıklarını beyan etmeleri, 5 inci Asliye Ceza Mahkemesince duruşma günü ve iddianamenin eski eş … numara, iç kapı numarası 1 olan adresinde bizzat tebliğ edilmiş olması, … Mahallesinde yapılan kolluk araştırmasında davacı ve eski eşinin beraber yaşadıklarına dair komşu beyanları, esnaf … ve …’un kan koca olarak beraber yaşadıktan ve herkesin tarafları evli olarak bildiğine dair beyanları davacının ikamet ettiğini iddia ettiği … mahallesinde yapılan kolluk araştırmasında 10 yıldan fazla aynı mahallede ikamet eden komşuların davacıyı tanımadıklanna dair beyanları birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin davanın reddine dair kararının yerinde olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf yoluna başvuru nedenleri ile aynı gerekçelerle kararın kaldırılması gerektiğini belirtilerek; davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kurum işlemi iptali ve menfi tespit istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası 56 ıncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle ;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye …’ın muhalefetine karşın, Başkan …, Üyeler …, … ve …’nın oyları ve oy çokluğuyla,
14.02.2023 gününde karar verildi.
(M)
…
…
KARŞI OY GEREKÇESİ
Somut uyuşmazlıkta, davacı kadın 1994 yılında eşinden boşanmıştır. Davacı kadına boşanma kararı verildikten sonra 1996 yılında ölen babasından dolayı bağlanan ölüm aylığı yapılan denetim sonrası fiili birliktelik nedeni ile 5510 sayılı Kanunun 56. maddesi uyarınca ödenen 2008-2018 yılları arasında aylıkların yersiz ödendiği gerekçesi ile borç çıkarılmıştır.
Dairemizin 07.10.2021 tarih ve 2021/7072 Esas, 2021/11762 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerimde belirttiğim gibi davacı boşandığında 506 sayılı Kanun yürürlüktedir. 5510 sayılı Kanunun 5754 sayılı Kanunun 68 inci maddesi ile değişik geçici 1 inci maddesi uyarınca kesilmede 506 sayılı Kanun uygulanmalıdır. Anılan kanunda ise boşanılan eş ile birlikte yaşama olgusu bir kesilme nedeni olarak düzenlenmemiştir. 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen boşanma olgusuna uygulanması olanağı, önceye etki yasağı nedeni ile olanaklı değildir.
Çoğunluğun önceye etki yasağı ilkesine aykırı olarak, lafzi yorum ve sigortalı aleyhine yorumu benimseyerek, sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak salt birlikte yaşama ve boşanan eşin desteğini alma koşulunu yeterli kabul etmesi, Kanunun ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçelerine aykırıdır. Kaldı ki davacı boşandığında baba halen yaşamaktadır. Bir kişinin ilerde ölecek babasından aylık almak için önceden boşandığını, kabul etmek saiklerle hareket etmek demektir. Murisin ölümünden önce eşinden ayrılan kadının, murisinden kalan sosyal güvenlik hakkının devamı niteliğinde olan yetim aylığından mahrum bırakılmaması, sosyal devlet olmanın gereğidir. Davacının burada boşanma hakkını kötüye kullandığından söz edilemez.
Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının kesin olarak bozulması gerekirken, onanması görüşüne katılınmamıştır.