Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/1936 E. 2023/2685 K. 18.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1936
KARAR NO : 2023/2685
KARAR TARİHİ : 18.05.2023

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmancık Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki suya el atmanın önlenmesi ve su rejimi kurulması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; Ovacık mevkiinde orman sınırları içinde yer alan genel suyun taraf köylerce kadimden beri gündüz davalı gece davacı olmak üzere ortak kullanıldığını, yakınlarda baraj yapımından sonra dava konusu suyun sadece davalı köy tarafından kullanılmaya başlandığını, davacının suyu kullanmasına engel olunduğunu, davacı köy sakinlerinin zirai faaliyette bulunamaz duruma geldiğini, durumun İl Özel İdaresine bildirildiğini, İdarece proje hazırlandığını ancak davalı köyün itiraz ettiğini iddia ederek suya el atmanın önlenmesine, muarazanın giderilmesine, taraflar arasındaki önceki anlaşmalar doğrultusunda su rejimi tesisine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “alınan bilirkişi raporunda her iki köyün de dava konusu suya ihtiyacı olduğu, dava konusu su dışındaki diğer kaynakların sulama havuzundaki bütün arazileri sulamaya yeterli olmadığı, tarafların suya ihtiyaç durumu, sudan yararlanan tüm taşınmazlar ve tarafların diğer su kaynakları dikkate alındığında dava konusu suyun taraflar arasında yarı yarıya paylaştırılmasının uygun olacağı belirtilmiştir.” gerekçesiyle davanın kabulü ile Samsun ili, Vezirköprü ilçesinin, Ovacıkçayı mevkiinden ve orman sınırları içinden çıkan su kaynağı üzerindeki muarazanın giderilmesi ile davacı tarafın pazar tam gün, pazartesi tam gün, salı sabah 08:01’e kadar kullanımına, davalı tarafın Salı sabah 08:02’den başlayarak Çarşamba tam gün, Perşembe tam gün, Cuma tam gün ve Cumartesi tam gün olarak sudan kullanımını sağlayacak şekilde münavebenin belirlenmesine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuran
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, dosyada mevcut bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını, davanın reddini istedi.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne yönelik verilen kararın toplanan deliller ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde özetle; davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, el atma ve muaraza bulunmadığını, davacı ile İl Özel İdaresi arasındaki uyuşmazlığın idari dava konusu olduğunu, davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacı köy baraj kenarında yer aldığından dava konusu suya ihtiyacının ve hukuki yararının bulunmadığını, kararın kamu düzenine aykırı olduğunu, suyun doğal mecrasının değiştirilmesinin tarım ürünlerinin susuz kalmasına ve çevresel olumsuzluklara sebebiyet vereceğini, davalı dava açılmasına neden olmadığından aleyhine yargılama giderlerinin yüklenemeyeceğini, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini ileri sürerek ve re’sen belirlenecek nedenlerle kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, suya el atmanın önlenmesi, muarazanın giderilmesi, su rejimi kurulması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Türk Medeni Kanunu’nun 718. maddesi gereğince; Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.

2. Bu madde hükmüne paralel olarak düzenlenen Türk Medeni Kanunu’nun 756. maddesi gereğince de; “Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Arazi maliklerinin yer altı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.”

3. Gerek Türk Medeni Kanunu’nun 718. maddesi gerekse 756/2. maddesinde sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır.

Kaynak, kökeni yeraltı suyu olan tabi ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan özel mülkiyete girecek nitelikte özel bir su olup, suni bir şekilde veya ara sıra yeryüzüne çıkan su, kaynak niteliğini kazanmaz (Gürsoy/ Eren/ Cansel, Türk Eşya Hukuku, Ankara 1978, s.618). Ayrıca, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak kadar bol çıkması halinde kaynak artık özel mülkiyete konu olamaz. Yine, yeraltı suyundan sondaj gibi suni yollarla çıkartılan sulardan yararlanma usulü de 167 sayılı Yeraltı Suları Kanununa tabidir.

Başka bir ifadeyle kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular da yararlanabilir. Bunun yanında kaynak suyu tapulu olmayan araziden (örneğin mera, orman vb.) çıkıyorsa suyun debisine bakılmaksızın genel sudur. Bu sudan ise kadim ve öncelik hakkı ihlal edilmemek suretiyle herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir.

4. Özel su ise tapulu taşınmazdan çıkan ve sadece o taşınmazın ve malikinin kişisel ihtiyacını karşılamaya yeterli olan sudur. Arazinin mülkiyetine tabi olan kaynak suyu yani özel su üzerinde, hak sahibi dilediği gibi tasarruf etme yetkisine sahiptir. Bu suyu kendisi kullanabileceği gibi kaynağındaki suyu kullanması hususunda bir başkasına irtifak hakkı da tanıyabilir. Ayrıca mülkiyet hakkına dayanarak kaynağa elatma varsa el atmanın giderilmesi için davalar açmak yetkisi de bulunmaktadır.

5. 6100 sayılı HMK’nin 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalının yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Onama harcı davalıdan peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.