Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/10630 E. 2023/6582 K. 08.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/10630
KARAR NO : 2023/6582
KARAR TARİHİ : 08.06.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/298 E., 2020/978 K.
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karabük İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/377 E., 2018/206 K.

Taraflar arasındaki aksi Kurum işleminin iptali ile kesilen aylığın kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması, yersiz aylık borcu olmadığının tespiti istemine davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının eşinin ölümü nedeniyle davacıya Ocak 1987 yılında ölüm aylığı bağlandığını, daha sonra ölüm aylığının iptal edildiğini ve ödenen tutarların iadesinin davacıya 10.11.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, M.K. madde 2 de yer alan iyi niyet kurallarına aykırı olarak davalı kurumca davacıya 28 yaşında iken bağlanan aylığın 2016 yılında 57 yaşında iken iptal edildiğini ve son 5 yılda ödenen tutarların iadesinin istendiğini belirterek bağlanan aylığın iptali ile ödemelerin iadesine ilişkin kurum işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacıya eşinin vefatı nedeniyle hak sahibi olarak askerlik borçlanması taleplerine istinaden askerlik süreleri borçlandırılarak ölüm aylığı bağlandığını, bağkur süreleri ile askerlik borçlanması yapılan sürelerin iç içe geçerek çakıştığını, yapılan kontrolde sigortalılık süresi 3 yıl ve hizmetin borçlanma dahil 1080 günü bulmaması nedeniyle bağlanan ölüm aylığının iptal edildiğini ve yapılan işlemin yasaya uygun olduğunu bildirmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hizmet süreleri incelendiğinde bağkurlu olarak 06.09.1979-29.12.1980 tarihleri arasında bağkur hizmetinin olduğunu 03.03.1980-03.11.1981 tarihleri arasında askerlik yaptığı, 01.01.1982 – 26.07.1982 tarihleri arasında yine bağkur hizmetinin olduğu, ilk dönem bağkur sigortalılığı döneminde bağkur primleri yatırıldığı esnada aynı zamanda askerlik yaptığı, ilk dönem bağkur primi ile askerlik borçlanması yaptığı dönemin çakıştığı anlaşılmıştır. Mülga 1479 sayılı Kanun’un 41 inci maddesine göre “Ölen sigortalının hak sahiplerine aylık bağlana bilmesi sigortalının en az üç tam yıl sigorta primi bulunması şarttır.” hükmü mevcuttur. Davacının eşinin askerlik borçlanması dahil hizmet süresi üç tam yılı bulmamaktadır. Bu durumda davacıya hak sahibi olarak ölüm aylığı bağlanması mümkün değildir. Kurum işleminin yerinde olduğu gözetilerek davanın reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; müvekkilinin kusuru bulunmadığını, durumun müktesep hakkın ihlali olduğunu ve MK. 2 nci maddesine aykırı bulunduğunu, 4792 sayılı Kanunun 66/c maddesi gereğince en az 5 yıl sigortalı bulunup her yıl için ortalama 180 gün prim ödenmiş olması halinde (900 gün) hak sahibine aylık bağlanacağı düzenlemesinin gözetilmesi gerektiğini ileri sürmektedir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Uyuşmazlık, 06.09.1979-29.12.1980 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalığı, 03.03.1980-03.11.1981 tarihleri arasında askerlik hizmeti, 01.01.1982-26.07.1982 tarihleri arasında isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalılığı bulunan davacı murisinin ilk dönem bağkur primi ile askerlik borçlanması yaptığı dönemin çakışması nedeniyle sigortalılığın iptal edilip edilmeyeceği, bağlanan ölüm aylığın geriye dönük iptal edilip edilmeyeceği ve bu nedenle borç çıkarılıp çıkarılamayacağına ilişkindir.

Davacının murisinin ölüm tarihinde yürürlükte olan 1479 sayılı Kanunun 41 inci maddesine göre, ölen sigortalının hak sahiplerine aylık bağlanabilmesi içim, sigortalının en az 3 tam yıl sigorta primi ödemiş bulunması şarttır. Somut olayda ise, çakışan sürenin iptali neticesinde ölüm aylığı bağlanabilmesi için gerekli olan 3 tam yıl sigorta primi ödenmiş olması koşulunun yerine getirilmediği ve bu nedenle ölüm aylığı koşullarının oluşmadığı, yersiz ödemeye konu dönemin 5510 sayılı Kanunun 96/b maddesi uyarınca belirlendiği ve belirtilen yasal mevzuat çerçevesinde yapılan Kurum işleminin ve buna ilişkin Mahkemece yapılan değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşılmaktadır. ……..

Somut olayda, iyiniyetin korunup korunmayacağı konusunda ise, 5510 sayılı Kanunun Yersiz ödemelerin geri alınması başlığını taşıyan 96. maddesi, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;

a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,

b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.” düzenlemesini içermekte olup, iade yükümünün kapsamının Kanunun 96/b maddesine göre belirlendiği anlaşılmaktadır.

Belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında, derece mahkemesince kanunun amaçsal ve lafzi yorumlanması sonucu verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu (Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 03.02.2020 tarih ve 2019/2061 Esas, 2020/454 Karar sayılı ilamı da aynı yöndedir) yersiz ödemeye konu miktarın yasaya uygun olarak 5510 sayılı Kanunun 96/b maddesi uyarınca belirlendiği, kaldı ki iptal işlemi nedeniyle davacının uğradığı muhtemel zararın tazmininin bu davanın konusu olmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesi aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, aksi Kurum işleminin iptali ile kesilen aylığın kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması, yersiz aylık borcu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve 96 ncı madde hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.