Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/4448 E. 2023/6236 K. 01.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4448
KARAR NO : 2023/6236
KARAR TARİHİ : 01.06.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/189 E., 2023/61 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/64 E., 2022/23 K.

Taraflar arasındaki davacının sigortalılığının iptaline dair Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 50277.20 Sicil numaralı Turna Turizm Adlı iş yerinde 01.11.2004-31.12.2008 tarihleri arasında işçi olarak çalıştığını, Ekim 2018 tarihinde kendisine 15.135,15 TL tahakkuk eden ve dayanağı yazılı olmayan SGK borç Bildirim belgesi tebliğ edildiğini, bunun üzerine yaptıkları araştırmada bunun sağlık harcama giderleri olduğu ve rücu edildiği şeklinde bilgi edindikleri, müvekkilinin Turna Turizm isimli işyerinde 2012/142 sayılı 21.12.2012 tarihli denetmen raporu ile denetim yapıldığı bu rapora göre o dönemde yapılan çalışmalara ilişkin primlerin iptal edildiğini öğrendiğini, yıllar sonra yapılan bu işlemde müvekkiline bu konuda bir bildirimde bulunulmadığı gibi savunmasının dahi alınmadan çalışmalarının iptal edildiğini, bu haksız ve dayanaksız işlem nedeni ile müvekkilin 4 yılı aşkın sigortalılık süresinin iptal olduğunu, bu arada geçirdiği ameliyat ve tedavi masraflarının da kendisine yüklendiğini, bu bildirime karşı SGK’ya 17.10.2018 tarihinde ….. evrak kayıt no ile iptal başvurusu yapıldığını, kurumca verilen cevapta denetmen raporunca tespit edilen kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler her türlü delil ile ispat olunur ve bu tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir denildiğini, müvekkilin sigortalılığının iptal edildiği dönemde müvekkilin Turna Turizm adlı işyerinde çalıştığını o dönem çalışanlardan gören ve bilenler bu duruma şahitlik yapabileceğini, müvekkilinin İşletmecisi … olan Turna Otel (Pamukkale Adnan Kahveci bulvarı)de çalışma yaptığını, kurum tarafından yapılan işlemin usulsüz olduğu gibi hiçbir savunma imkanı tanınmaksızın rücu işlemin gidilmesi tümüyle hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle, kurum işleminin iptali ile müvekkilimin 01.11.2004 – 31.12.2008 tarihleri arasında hizmetlerinin tespit ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; hizmet tespit davası niteliğinde olan davanın, davacının çalıştığını iddia ettiği işyerine de açılması gerektiğini, davacının davası zamaaşımına uğradığını, 2004-2008 yılında çalıştığını iddia ettiğini, çalıştığını iddia ettiği sürenin müvekkilin 21.12.2012 tarihli Denetmen Raporuna istinaden iptal edildiğini, davacının davasını süresi içerisinde açmamış olması nedeniyle davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, SGK’nın 2.1821.01.01.0050277.020.01-96 sicil sayılı dosyada işlem görmekte olan …’a ait işyeri hakkında Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Denetmeni tarafından 21.12.2012 tarih ve 2012/142 sayılı Sosyal Güvenlik Denetmen Raporu düzenlendiğini, bu rapora istinaden davacının çalışmaları iptal edildiğini. Sosyal Güvenlik Kontrol Memurluğu Raporu’nda …’ın ifadesine başvurulduğunu, vergi kayıtlarının incelendiğini, …’ın 16.09.1992 tarihine vergi mükellefi olduğu ve 20.10.1994 tarihinde mükellefiyetinin sonlandığının görüldüğünü, sonrasında da herhangi bir vergi kaydının tespit edilmediğini, ayrıca Kurum kayıtlarından …’ın 01.11.2001- 21.02.2006 tarihleri arasında tarım sigortalısı olduğunun anlaşıldığını, tarım sigortalısı olan ve vergi kaydı bulunmayan …’ın işveren olmasının mümkün olmadığını, işyerinden sigortalı gösterilen davacı … (BABİL)’e konu hakkında bilgisine başvurulmak üzere 31.08.2012 tarih ve 15263863 sayılı ifadeye çağrı yazısı gönderildiğini, tebliğ mazbatasından da, ifadeye çağrı yazısının 07.09.2012 tarihinde Kemalpaşa Mahalle Muhtarı Cevat Kaya’ya tebliğ edildiğini davacı tarafın iddialarının aksine kurum tarafından davacıya ulaşılmaya ve ifadesi alınmaya çalışıldığını, bu tür hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden davanın hiç kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Dahili davalı şirketin tasfiye memuru vekili cevap dilekçesinde: müvekkiline daha önce ortağı olduğu şirketin tasfiye memuru olarak dava dilekçesi tebliğ edildiğini, açılan davada, davalı kurumun 21.12.2012 tarihli denetmen raporuna göre, şirkete ait iş yerindeki bildirimlerin, şirketin daha önceki ortağı ve otel işletmesini bulunduğu taşınmazın maliki olan …’ın iş yeri dosyası üzerinden yapıldığının tespit edilmesi sonucunda, 01.11.2004 – 31.12.2008 tarihleri arasında iş yerinden yapılan sigortaların iptal edilerek, yatırılan primlerin hazineye iradına kaydına karar verildiğini, davacı …’ın da bu nedenle aynı tarihlerdeki hizmetlerinin kurum tarafından iptal edildiğinin dosyanın incelenmesi ile anlaşıldığını, dava konusu dönem üzerinden uzun zaman geçmesi nedeniyle, müvekkil tarafından şirketin o dönemdeki kayıtlarına ulaşmak için muhasebecisi/mali müşaviri ile iletişim kurmak istense de, o dönem şirketin çalıştığı SMMM’nin vefat ettiğinin öğrenildiğini ve kayıtlara da ulaşılamadığını, ancak yine dosyaya celp edilen belgelerin incelenmesi neticesinde, iş yerinin devirlerinden sonra da sigorta bildirimlerinin … adına kayıtlı iş yeri dosyasından bildirilmeye devam edildiği gerekçesiyle kurum işleminin tesis edildiği anlaşıldığını, müvekkil 2003 yılında şirketi Mehmet Emirdağ ile ortak olacak şekilde önceki hissedarlarından devraldığını, müvekkil şirketi devraldıktan sonra şirkete ait otel işletmesinin çalışanları çalışmaya devam ettiğini, müvekkil şirketin ortağı ve müdürü olmasına karşın, otelin işletmesi o dönemki otel müdürü tarafından devam ettiridiğini, müvekkil fiilen işverenlik yapmadığını, o dönemde işletmede çalışanların primleri yatırıldığını ve sigortaları devam ettirildiğini, bu nedenle davacının da sigortalı olarak gösterildiği ve primlerinin yatırıldığı dönemler için, fiilen çalışmış olduğu yönündeki iddia ve davasına, dava dilekçesindeki aleyhe hususları kabul etmemekle birlikte bir itirazlarının bulunmadığını, davacı yanın hizmetlerinin iptalinde eğer bir hata varsa, bu hata müvekkilden değil, davalı kurumun işleminden kaynaklandığını, kurum tarafından yapılan işlemlerde ve davanın açılmasında kusur veya ihmalinin bulunmadığını beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; davacının dahili davalı Turna Turizm Otelcilik Halıcılık Tekstil Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ndeki çalışmalarının fiili ve gerçek olduğunun anlaşıldığı, SGK’nın salt işveren sıfatından kaynaklanan karışıklık doğrultusunda davacı aleyhine işlem tesis ettiği, çalışmalarının fiili olup olmadığı noktasında yeterli araştırma yapılmadığı, sonuç olarak Kurum işleminin yerinde olmadığı göz önüne alınarak davanın kabulüne davacının 01.11.2004-31.12.2008 tarihleri arasında davalı Turna Turizm Otelcilik Halıcılık Tekstil Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adlı işveren nezdinde iş sözleşmesi ile bağlı olarak çalıştığının tespitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; 11.03.2011 tarih ve 2011/34 sayılı Sosyal Güvenlik Kontrol Memurluğu Raporunda …’ın 16.09.1992 tarihinde vergi mükellefi olduğu ve 20.10.1994 tarihinde mükellefiyetinin sonlandığı, sonrasında da herhangi bir vergi kaydı tespit edilememiştir. Ayrıca Kurum kayıtlarından …’ın 01.11.2001- 21.02.2006 tarihleri arasında tarım sigortalısı olduğu, işveren olmasının mümkün olmadığı, davacının bildiriminin fiili çalışması olmayan işyerinden yapılmış olup bu konudaki eksiklik ya da hatanın Kuruma ait olmadığı, hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendirdiğinden davanın hiç kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerektiği, tanık anlatımları haricinde herhangi bir yazılı delil bulunmadığından bahisle istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tanık Zafer Solmaz’ın da aynı kapsamda iptal olan işlemi sonrası Denizli 4. İş Mah. 2013/437 Esas ile yapılan yargılamada davanın kabulüne ilişkin değerlendirmenin Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiği, hatanın işveren Turna… Ltd. Şti. yetkilisine verilen e-bildirge şifresinin hatalı işyeri numarasından verilmesinden kaynaklandığı, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını yineleyerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Kurumca iptal edilen çalışmaların gerçek ve fiili olduğunun tespiti ile aksine kurum işleminin iptali, istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesidir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.