YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5891
KARAR NO : 2023/6318
KARAR TARİHİ : 05.06.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/466 E., 2022/358 K.
DAVA TARİHİ : 08.07.2013
KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen aidiyetin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın, taraf vekilleri tarafından temyizi neticesinde ilk kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiş; bu kararın da bozulması üzerine İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Davanın kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen ek karar ile temyiz başvurusunun süresinde yapılmamış olması nedeniyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ek kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; ilk derece mahkemesince verilen kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 13.09.2007 tarihi ile 02.04.2012 tarihleri arasında işçi statüsünde davalı işverene ait işyerinde işçi olarak çalıştığını ancak çalışmalarının kuruma bildirilmediğini beyanla, 13.09.2007-02.04.2012 tarihleri arasında davalı şirkete ait işyerinde sigortaya tabi hizmetle çalıştığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının çalıştığı iddia edilen yerde işe giriş ve çalışma kaydının bulunmadığını, davacının işe girdiği tarihi takip eden bir ay içinde kuruma bildirim yapma hakkı olduğunu ancak böyle bir bildirim yapılmadığını, bu nedenle iddianın samimi olmadığından bahisle davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının işyerinde çalışmasının olmadığını, firma ortağı olan Mehmet Durmaz’ın arkadaşı olması sebebiyle davacının ara sıra onu ziyaret etmek amacıyla firmaya geldiğini, ancak çalışmadığını, 5 yıl kadar süreyle sigortasız çalıştırılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.01.2014 tarihli ve 2013/241 Esas, 2014/49 Karar sayılı kararı ile “Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile; …..4 sigorta sicil numaralı davacı …’ın davalı iş veren şirketine ait …… sicil numaralı iş yerinde 29.03.2008-12.12.2008 ve 29.01.2010-25.01.2012 tarihleri arasında aralıksız olarak asgari ücret karşılığı sigortaya tabi hizmetle çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin (kapatılan) 17.03.2015 tarih ve 2014/9353 Esas 2015/5485 Karar sayılı kararında; somut olayda; her ne kadar tanık beyanları esas alınarak sonuca gidilmişse de beyanlar arasındaki çelişkinin giderilmemesinin isabetsiz olduğu, yapılacak işin, Kurum, belediye, vergi dairesi ve kolluk aracılığıyla tespit edilecek komşu işyerlerinin işverenleri veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarının beyanlarına başvurmak, komşu işyeri tanıklarının çalışma süresini tereddütsüz belirlemek amacıyla gerek görüldüğü takdirde hizmet döküm cetvellerini getirtmek, gerçek çalışma olgusunu ve çalışma süresini somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermek olduğu belirtilerek söz konusu karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2017 tarihli ve 2015/231 Esas, 2017/508 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
C. 2’nci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin (kapatılan) 02.04.2019 tarih ve 2018/2102 Esas, 2019/2410 Karar sayılı kararında; “Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalıya ait işyerinden davacı adına Kuruma bildirilen çalışma bulunmadığı, davalıya ait işyerinin 21.03.2000 tarihinde Kanun kapsamına alındığı, 04.11.2010 ve 01.12.2010 tarihli sipariş fişlerinde davacının adının bulunduğu, 03.01.2011 tarihli banka talimatında davacının şirket hesabına para yatırmaya yetkilendirildiği ve bu talimat sonucunda davacının banka nezdinde çeşitli işlemler yaptığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından davacının ilk sipariş fişinin tarihi olan 04.11.2010-01.12.2010 tarihleri ile davalı şirkete ait banka hesabında verilen talimat sonucu işlem gerçekleştirdiği tarihler itibariyle davalı şirkete ait işyerinde çalıştığı sabittir. Ancak bozma sonrası dinlenen komşu işyeri tanıkları özetle , davacıyı davalı işyerinde gördüklerini ifade ettiklerinden, davacının çalışma süresi yönünden beyanları çelişkiyi giderecek ve hükme esas alınacak nitelikte değildir.
Yapılacak iş, uyuşmazlık konusu dönemi kapsayacak şekilde bordro tanıklarını resen tespit edip dinlemek, Kurum, belediye, vergi dairesi ve kolluk aracılığıyla tespit edilecek komşu işyerlerinin işverenleri veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarının beyanlarına başvurmak, tanıkların çalışma süresini tereddütsüz belirlemek amacıyla gerek görüldüğü takdirde hizmet döküm cetvellerini getirtmek, çalışma süresini somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.” gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 23.02.2021 tarihli ve 2019/178 Esas, 2021/113 Karar sayılı kararı ile “1-Davanın kabulü ile 2701007957614 sigorta sicil numaralı davacının davalı işveren şirkete ait 1023284.27 sicil numaralı iş yerinde 13.09.2007-02.04.2012 tarihleri arasında aralıksız olarak asgari ücret karşılığı sigortaya tabi çalıştığının tespitine” karar verilmiştir.
E. 3’ncü Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 21.10.2021 tarih ve 2021/7951 Esas 2021/12698 Karar sayılı kararında, somut olayın incelenmesinde; dosya kapsamında dinlenen bordro tanıklarından …’un davalı şirkete ait 1023284 sicil numaralı işyerinde 29.03.2008-12.12.2008 tarihleri arasında kayıtlı çalışmasının bulunduğu, mahkeme huzurundaki beyanında davalı işyerinde 2008 yılı başlarında Şubat Mart ayları gibi işe girdiğini, davacının ise kendisinden sonra yaklaşık 2-3 ay sonra işe başladığını ileri sürdüğü, dinlenen davacı tanıklarının beyanlarının ise davacının işe başladığı tarihin belirlenmesi noktasında hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı anlaşıldığından, mahkemece, davacının 2008 yılı öncesine ilişkin talepleri yönünden varsa başka tanık beyanlarına başvurmak ve gerekli belgeleri getirtmek suretiyle bu dönemdeki çalışmaları hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, 2008 yılı öncesi dönem yönünden yapılacak araştırma ile sonuca gidilememesi halinde ise dinlenen bordro tanığı …’un beyanları da dikkate alınarak davacının işe başlama tarihi netleştirildikten sonra karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur.
F. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek bozma kararı doğrultusunda yapılan incelemede; “1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine, 2701007957614 sigorta sicil numaralı davacı …’ın davalı işveren şirkete ait 1023284.27 sicil numaralı iş yerinde 29.06.2008 12.12.2008 ve 29.01.2010 – 02.04.2012 tarihleri arasında aralıksız olarak asgari ücret karşılığı sigortaya tabi hizmetle çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; gerekçeli kararın usulsüz olarak sözleşmesi feshedilen Av. Ahmet Köse’ye tebliğ edildiğini, davacının işyerinde çalışmasının bozma gereğince tam olarak aydınlatılmadığını, bozma sonrası dinlenen tanık …’ın sigortasız olarak çalıştığını beyan ettiği, bu nedenle beyanına itibar edilemeyeceğini, davanın ispatlanamadığını, davanın tereddütsüz olarak aydınlatılmadığını, Kurum aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini beyanla eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 13.09.2007-02.04.2012 tarihleri arasında davalı şirket tarafından diğer davalı Kuruma bildirilmeyen hizmet sürelerinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun’un ve 5510 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Davalı Kurum vekilinin temyiz talebinin mahkeme tarafından ek karar ile reddine karar verilmiş ise de; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “elektronik tebligat” başlıklı 7/a maddesi; “Aşağıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur.
…
1. 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar.…” düzenlemesini, aynı Kanun’un 11. maddesi ise; “Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır…” düzenlemesini içerdiğinden, davalı Kurumun 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan kamu idarelerinden olduğu gözetilerek, mahkeme kararı vekil adı tebliğ mazbatasında belirtilmek suretiyle davalı Kurumun ilgili birimine tebliğ edilmesi gerekirken, gerekçeli kararın doğrudan 16.08.2016 tarihinde azledilen vekil Av. Ahmet Köse adına 10.12.2022 tarihinde elektronik ortamda tebliğ edilmesinin hatalı olduğu, buna göre gerekçeli karar davalı Kuruma usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden davalı Kurum adına temyiz dilekçesinin, öğrenme tarihine göre süresi içerisinde sunulmuş olduğu anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesinin temyiz isteminin süresinde olmadığından reddine dair ek kararının kaldırılmasına,
2. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,05.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.