YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/6065
KARAR NO : 2023/6851
KARAR TARİHİ : 14.06.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/267 E., 2023/325 K.
KARAR : Esastan Reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/164 E., 2022/407 K.
Taraflar arasındaki prime esas kazancın tespiti istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine, karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirket bünyesinde 01.07.2009- 02.03.2018 yılları arasında aralıksız aynı işyerinde çalıştığını, öğretmen olarak dersliklerde ders verdiğini ancak işveren tarafından sigorta prim kazancının işveren tarafından alınan gerçek maaş üzerinden gösterilmeyerek ilgili aylarda maaşının elden verilmeye başlandığını, sanki düşük maaş alıyormuş gibi gösterilerek hem şahsı hakkında hem de devlete ödediği prim üzerinden şirketin kendisine haksız kazanç sağladığı kanaati oluştuğundan önce ilgili işverene çalıştığı süre içerisinde sözlü olarak yapılan işin yanlış olduğunun bildirildiğini, 02.03.2018 tarihinde işveren tarafından işine son verildiğini, işten çıkarılması neticesinde müvekkiline tazminatının ödenmesi için ibraname imzalatıldığını, müvekkilinin ilgili şirkette öğretmen olarak çalıştığını, asgari ücreti ile çalışıyor olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, daha öncesinde milli eğitimden ayrılarak dersanede göreve başladığını beyanla 01.09.2009- 19.03.2010 tarihleri arasında işverenin eski adıyla 20.03.2010- 02.03.2018 sigorta prim kazancının daha önceki aylarda alınan gerçek maaşına göre yeniden düzenlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; öncelikle zamanaşımı itirazında bulunmuş, davacının her ne kadar SGK kayıtlarında sigortalı işçi olarak görünmekte ise de müvekkil şirketin işçisi değil ortağı olduğunu, müvekkil şirkette görev aldığı süre boyunca hak ve alacaklarının hissesi oranında kendisine ödendiğini, hiçbir alacağının kalmadığını, %5 oranındaki hissesini diğer ortak …’a 150.000 TL karşılığında devrettiğini, davacının müvekkil şirket ortağı …’a karşı olan husumeti sebebiyle eldeki davayı açtığını, müvekkil şirketten elde ettiği kazancın bordrolarda göründüğü kadar olduğunu, müvekkil şirketten ayrılması sonrası da tüm alacakları fazlasıyla kendisine ödenmişken eldeki davayı açmakta açık şekilde kötü niyetli olduğunu ve şirkete zarar vermek kastıyla hareket ettiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2-Davalı SGK Başkanlığı cevap dilekçesinde; davacının açmış olduğu davanın reddi gerektiğini, davayı açmadan önce kuruma başvuru yapması gerektiğini, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…davacı asil isticvabında “Ben davalı şirkette 2015 yılı Mayıs ile 2018 yılı mart ayı arası dönemde ortak idim, ben 2009 yılı Ağustos ayı ile 2015 yılı Mayıs arası dönemde ise tarih ve vatandaşlık bilgisi öğretmeni olarak görev yaptım, ortaklık ilişkimin başladığı tarihten sonrada işyerinde öğretmen olarak çalışmam devam etti, ortaklık feshi sözleşmesinin altındaki imzalar tarafıma aittir,” şeklinde beyanda bulunduğu, davacının hizmet cetveli irdelendiğinde davalı işyerinin 82709 ve … sicil numarası ile kayıtlı olduğu, davacının 82709 sicil numaralı işyerinden 01.07.2009-19.03.2010, … sicil numaralı işyerinden 20.03.2010-02.03.2018 tarihleri arası hizmetlerinin bildirildiği, … 3. Ağır Ceza Mahkemesi dosyası, … Cumhuriyet Başsavcılığı dosyaları celp olunmuş, davacının beyanları ve tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde davacının 2015 yılı mayıs ayı içeresinde şirket ortağı olduğu, 2015 yılı Mayıs ayı ve sonrası dönem çalışması ortaklık ilişkisi kapsamında değerlendirilmiş, prime esas gerçek ücreti tespiti noktasında ihtilaf 01.07.2009-01.05.2015 tarihleri arası döneme ilişkin olup, 2009/Temmuz-2015/Mayıs ayı dönem davacının ücret bordrosu, bankaya yatırılan tutarlar ve ticari defterler mukayese edilmiş, davacıya ilişkin ücret bordrolarının şirketin … 3. Noterliğince tasdikli ticari defterlerinde aynı şekilde muhasebeleştirilmiş olduğu görülmüş, Türkiye İş Bankası’na ibraz edilen 06.11.2017 tarihli belgenin kredi başvurusu için bankaya ibraz edildiği, bankaya ibraz edilen tarih ve davacının 2015 yılı Mayıs ayı sonrası şirket ortağı olduğuna yönelik beyan birlikte değerlendirildiğinde bu belgenin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olmadığı, diğer yandan uygulamada bu tür belgelerin işverenlerce genellikle kredi çekmek veya borç altına girmek isteyen çalışanlarına sıkıntı yaşamamaları için ve aldıkları gerçek ücretin üzerinde ücret aldığı belirtilerek verildiği bilinmekte olup, tanıkla ispat sınırı 2009 yılı 540,00 TL, 2010 yılı 550,00 TL, 01.10.2011 yılı öncesi dönem 590,00 TL, 01.10.2011-31.12.2016 tarihleri arası dönem parasal sınır 2.500,00 TL olup, talep edilen prime esas kazanç tutarı gözetildiğinde tanıkla ispat sınırının üzerinde kaldığı, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288. ve 292. (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200. ve 202.) maddelerindeki hükümler çerçevesinde ispatının ancak yazılı belgelerle kanıtlanabileceği, dosyada bu iddiayı ispatlayacak mahiyette yazılı delil bulunmadığı da gözetilerek” davanın reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının asgari ücret ile çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ilgili makama başlıklı yazının dikkate alınması gerektiği, öğretmen olarak çalışan davacının asgari ücretle çalışmasının olanaksız olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “davacının 01.07.2009-19.03.2010 tarihleri arasında 82709 sicil numaralı işyerinden, 20/03/2010- 02/03/2018 tarihleri arasında … sicil numaralı işyerinden hizmetlerinin bildirildiği, davacının 2015 yılı Mayıs ayı içerisinde davalı şirket ortağı olduğu, bundan önce 01.07.2009- 01.05.2015 tarihleri arasında davalı iş yerinde öğretmen olarak çalıştığı, Türkiye İş Bankası’na ibraz edilen 06/11/2017 tarihli belgenin kredi başvurusu için bankaya ibraz edildiği, belgenin düzenlendiği tarih ve davacının bu tarihte şirket ortağı olduğuna yönelik beyanı birlikte değerlendirildiğinde, bu belgenin yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge olmadığı, dava değeri itibariyle tanıkla ispat sınırının, 2009 yılı için 540 TL, 2010 yılı için 550 TL, 2011 yılı 01.10.2011 tarihinden önceki dönem için 590 TL, 01.10.2011-31.12.2016 tarihleri arası dönem için 2.500 TL olduğu, talep edilen prime esas kazanç tutarı gözetildiğinde, tanıkla ispat sınırının üzerinde kaldığı, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288 ve 292 nci (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200 ve 202 nci) maddelerindeki hükümler çerçevesinde davanın ancak yazılı belgelerle kanıtlanabileceği, dosyada bu iddiayı ispatlayacak mahiyette yazılı delil bulunmadığı, sonuç olarak yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından” istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf istemi ile aynı gerekçelerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2-Davanın Yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun’un “prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun’un “prime esas kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun’un 79/10 ve 5510 sayıl Kanun’un 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200 ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10 – 480 E., 2010/523 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 E., 2010/524 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 E., 2010/525 K., 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 E., 2011/649 K., 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 E., 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurulları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanun’a uygun olup, davacı vekili tarafından ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci
fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.