Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/2790 E. 2023/3615 K. 04.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2790
KARAR NO : 2023/3615
KARAR TARİHİ : 04.07.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen el atmanın önlenmesi ve kal davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili, dava konusu 1100 ada 2 parsel sayılı taşınmazda tarafların müştereken malik bulunduklarını, taşınmaz üzerinde birisi vekil edenlerine birisi ise davalılardan …’e ait iki adet bina bulunduğunu, davalı …’nin, duvar inşa ettirmek ve tel örgü ile kapatmak sureti ile davacının yola çıkışını engellediğini açıklayarak, davalının müdahalesinin önlenmesi ile duvar ve tellerin kal’ine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalılardan … vekili, taraflar arasında fiili taksim yapıldığını, herhangi bir müdahalesinin olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı … davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın kabulü ile 10 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı ve fen bilirkişisi ….. tarafından düzenlenen krokide gösterilen ve davalıca inşa ettirilmiş duvarın kal’ine, davalının müdahalesinin men’ine dair verilen kararın davalılardan …. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 09.05.2018 günlü 2018/9688 Esas, 2018/12401 Karar sayılı ilamı ile “Somut olayda; mahkemece; 10 parselde kayıtlı ve fen bilirkişisi Sera Ercan tarafından düzenlenen krokide gösterilen ve davalı tarafından inşa ettirilmiş duvarın kal’ine denilmiş ise de, atıfta bulunulan krokiden, kal’ine karar verilen duvarın neresi olduğu anlaşılamamaktadır. Ayrıca, davada iki davalı bulunduğu halde, hangisi hakkında hüküm tesis edildiği, diğer davalı hakkında ne karar verildiği de belli olmayıp, hüküm bu haliyle infaza elverişli olmadığından kararın bu yönüyle bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın davalı … Belediyesi yönünden reddine; davalı … yönünden kabulü ile, davacı ve davalıların müşterek malik olduğu 1100 ada, 10 parselde kayıtlı ve düzenlenen 19.03.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporu ekindeki krokide gösterilen ve davalı tarafından inşa ettirilmiş sarı renkle işaretlenmiş kolon ile duvarın kaline, davalının müdahalesinin men’ine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 08.06.2022 tarihli, 2022/416-4185 E. -K. sayılı ilamı ile; ”… dava konusu 10 parsel sayılı taşınmazda davacı murisi 694/2400, davalı … 1382/2400 ve davalı … 324/2400 paylar ile paydaştır. Davacı taraf dosya kapsamı itibariyle fiili taksimi ispatlayamadığından paylı malikler arası elatmanın önlenmesi davası açılamayacağı gözetilerek davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir…” gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın her iki davalı yönünden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde;

1. Davanın ilk bozma öncesi 2014/181 E. sayılı dosyası incelendiğinde Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin görüşünün farklı olduğunu, yerel mahkemece daha önce davanın kabulüne dair verilen kararda Yargıtay 8. Hukuk dairesi bozma nedeni olarak davanın kabul edilmesi değil, sadece bilirkişi raporundaki krokide kal’i gereken duvarın ve davacıların geçiş yapacağı alanın gösterilmemiş ve davalılardan hangisi hakkında karar verildiğinin belirtilmemiş olmasını bozma nedeni yaptığını, davacının taleplerinin kabulü yönünden Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin dosyayı bozmadığını,

Dosyada mevcut bilirkişi raporları ve krokiler incelendiğinde aynı parsel içinde 2 ayrı bina olduğu, davalının doğu yönündeki binayı davacıların ise batı yönündeki binayı kullandıkları açıkça ortada olup fiili taksimin ispatlandığını,

2. Taraflar arasında fiili taksim yapıldıktan sonra davalının sadece davacının kullanımına engel olmak amacıyla imara aykırı şekilde arsanın ortasına duvar örerek davacıların sokağa erişimini engellemesini hukuken korumanın mümkün olmadığını,

5. Davacıların dava konusu yerden başka sokağa erişiminin olmadığını, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin bozma ilamında bahsi geçen “taşınmazdan yararlanamayan paydaşın” davacılar olduğunu beyanla davanın reddine dair verilen hükmün bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, paydaşlar arasında tapulu taşınmaza el atmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşların payına elatmalarının önlenmesini her zaman isteyebilir. Ancak, o paydaşın taşınmazda payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa elatmanın önlenmesi davası dinlenemez. Yerleşik Yargıtay uygulamasına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorunu elatmanın önlenmesi davasıyla değil kesin sonuç sağlayacak taksim veya şüyuun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözülebilir.

3. Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 706, Türk Borçlar Kanunu’nun 237, 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazların harici veya fiili taksimi ile paylarının mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşmayla belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre de paydaşlar bu durumu benimsemişlerse; kayıtta paylı, eylemli olarak bağımsız bu oluşumun resmi taksim yapılana veya ortaklığın giderilmesine kadar “ahde vefa” (söze sadakat) kuralı doğrultusunda korunması gerekir. O yüzden mahkemece açıklanan bu yön üzerinde durulması, başka bir anlatımla taşınmazın tüm paydaşların katıldığı kullanma paylaşımına konu olup olmadığının, tarafların bu konudaki delilleri istenerek açıklığa kavuşturulması gerekir. O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planının olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, TMK’nin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.

4. Yapılacak inceleme ve araştırma sonucu dava konusu taşınmazın bütün paydaşlarının katılması suretiyle kullanma taksimine tabi tutulduğu ve bilirkişilerin rapor ve krokilerinde belirledikleri alanın davacıya veya onun murislerine bırakıldığı saptanırsa, davalının taksimen davacıya bırakılan taşınmaza elatması haksız olacağından elatmanın önlenmesi kararı verilmeli, aksi halde payı sebebiyle davalının da taşınmazda yararlanma hakkı olacağından, elatmanın önlenmesi isteği reddolunmalıdır.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

04.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.