YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16397
KARAR NO : 2023/3464
KARAR TARİHİ : 06.06.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
KARAR : Asıl ve birleşen davanın kabulüne
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Uygulama kadastrosu sırasında … İli … İlçesi, … Köyü çalışma alanında ve tapuda davacı … ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 939 parsel sayılı 15.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 155 ada 45 parsel numarasıyla ve 15.330,86 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı-birleşen dosya davacısı … adına tapuda kayıtlı bulunan eski 1608 parsel sayılı 41.600,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 155 ada 46 parsel numarasıyla ve 41.688,81 metrekare yüzölçümlü olarak ve davalılar … ve … adına tapuda kayıtlı bulunan eski 1607 parsel sayılı 67.960,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 155 ada 47 parsel numarasıyla ve 71.678,55 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Asıl davada davacı … ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmazın kullanım durumuna göre yüzölçümünün değiştiğini, müvekkilleri adına kayıtlı taşınmaz ile davalılar adına kayıtlı taşınmazlar arasındaki müşterek sınırda kadim taş duvarın bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazlar arasındaki sınırın taş duvara göre düzeltilmesini istemiştir.
3. Birleşen davada davacı … vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmazın kullanım durumuna göre yüzölçümünün değiştiğini, müvekkili adına kayıtlı taşınmaz ile davalılar … ve … adına kayıtlı taşınmaz arasındaki müşterek sınırda tel örgü bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazlar arasındaki sınırın tel örgüye göre düzeltilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın mülkiyet iddiasında bulunduğunu ve Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali ve tescil davası açması gerektiğini, mülkiyete ilişkin hususların uygulama kadastrosuna itiraz davasına konu olamayacağını, tesis kadastrosu paftası ile uygulama kadastrosu paftasının uyumlu olduğunu, davacı tarafın dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
2. Davalı …; davacılara ait taşınmaz ile kendi taşınmazları arasında eskiden kalma taş duvar bulunduğunu, bu duvarın yerinin hiç değişmediğini, ölçümlerde hata varsa düzeltilmesine bir itirazının bulunmadığını beyan etmiştir.
3. Davalı/birleşen dosya davacısı …; davacılar adına kayıtlı taşınmaz ile kendi taşınmazı arasında taş duvarın bulunduğunu, duvarın taşınmazı satın aldığı tarihte zeminde mevcut olduğunu, hata varsa düzeltilmesine bir itirazının bulunmadığını beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin 27.11.2015 tarihli ve 2014/147 Esas, 2015/104 Karar sayılı kararıyla; asıl ve birleşen davanın kabulüne, çekişmeli 155 ada 45, 46 ve 47 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespitlerinin iptali ile, fen ve harita mühendisi bilirkişilerinin 14.07.2015 tarihli rapor ve krokisinde mavi renkle gösterilen sınır ve krokideki nokta numaralarıyla çevrili alan esas alınmak suretiyle 155 ada 45 parsel sayılı taşınmazın 35.388,15 metrekare; 155 ada 46 parsel sayılı taşınmazın 35.425,09 metrekare ve 155 ada 47 parsel sayılı taşınmazın ise 57.872,19 metrekare yüzölçümü ile tapuya tescillerine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 27.11.2015 tarihli ve 2014/147 Esas, 2015/104 Karar sayılı kararına karşı davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 10.10.2018 tarihli ve 2016/2463 Esas, 2018/5656 Karar sayılı kararı ile; “verilen kararın usul ve kanuna uygun bulunmadığı, asıl dosyada davacı olan … ve müşterekleri ile asıl dosya davalılarından ve birleşen dosya davacısı …’ın vekillerinin aynı kişi olup bu şahıslar arasında menfaat çatışmasının bulunduğu belirtilerek; mahkemece, davacılar ile davalı … arasında menfaat çatışması olduğundan, Avukat …’ın her iki tarafın aynı anda vekili olamayacağı, yasa gereği işin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle de re’sen gözetilmesi gereken hususlardan olduğu nazara alınarak öncelikle menfaat çatışması üzerinde durularak sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “dava konusu 155 ada 46 (eski 1608) ve 47 (eski 1607) parsel sayılı taşınmazların kök 937 parsel sayılı taşınmazdan ayrıldığı; 937 parsel sayılı taşınmaz ile 939 parsel sayılı taşınmaz arasındaki sınırın düz hat olarak iki kırıkla ölçüldüğü ve sınır üzerindeki kırık noktalarının okunmadığı, ölçü ve sınırlandırma hatası yapıldığı, arada tarafların kadim sınır olduğu hususunda ittifak ettikleri ve buna göre düzeltilmesini istedikleri taş duvarın bulunduğu, 1953 ve 1963 yıllarına ait hava fotoğraflarının bu duvarla örtüştüğü ve zaman içerisinde zeminde değişiklik olmadığı, uygulama kadastrosu sırasında bu şekilde belirlenmesi gereken sınırın hatalı belirlendiği, 155 ada 45 (eski 939) parsel sayılı taşınmazın batı sınırında yer alan 155 ada 38 (eski 934 parsel), 155 ada 40 (eski 936 parsel), 155 ada 41 (eski 925 parsel), 155 ada 42 (eski 937 parsel), 155 ada 44 (eski 938 parsel) parsel sayılı taşınmaz ile olan sınırında eski taş duvarların olduğu, bu duvarın 1953 ve 1963 tarihli hava fotoğraflarında da göründüğü, bu sınırın tesis kadastrosu ve uygulama kadastrosu sınırlarıyla uyumlu olduğu, 155 ada 46 (eski 1608 parsel) ve 47 (eski 1607 parsel) parsel sayılı taşınmazların ayrıldığı kök 937 parsel sayılı taşınmazın tesis kadastrosu sırasında ölçü ve sınırlandırma hatasının yapıldığı, 1975 yılında yapılan ayırma işleminin pafta üzerinde yapıldığı, zeminle uyumlu olmadığı, yapılan işlemin teknik mevzuata ve tekniğine uygun olmadığı; keşifte tarafların aradaki tel çitin sınır olduğu hususunda ittifak ettikleri, uygulama kadastrosunda hata bulunduğu” gerekçesiyle davacıların, asli müdahiller ve birleşen davanın taraflarının keşif mahallindeki söz birlikleri de göz önüne alınarak asıl ve birleşen davanın kabulüne, çekişmeli 155 ada 45 (eski 939) parsel sayılı taşınmazın 35.388,42 metrekare yüzölçümlü olarak, 155 ada 46 (eski 1608) parsel sayılı taşınmazın 38.740,26 metrekare yüzölçümlü olarak, 155 ada 47 (eski 1607) parsel sayılı taşınmazın ise 54.569,54 metrekare yüzölçümlü olarak güncelleme kadastrosunun tespit ve 11.03.2021 havale tarihli fen bilirkişi raporunda belirtilen şekilde ve koordinatlarla tapuya tescillerine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafın talebinin mülkiyet iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğunu, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, müvekkiline ait taşınmazın yüzölçümünün azaldığını, taşınmazlar arasında bulunan taş duvarın sabit sınır olarak alınması gerektiğine dair bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, taş duvarın hangi tarihlerde yapıldığı ve ne zamandan beri bu şekilde kullanıldığının açık ve net olmadığını, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede ilk kadastro çalışmasının 1955 yılında yapılıp kesinleşmesi nedeniyle zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, kadastro komisyonunun yaptığı yenileme işleminin mülkiyet ve geometrik durumu yok sayan, tamamen ortadan kaldıran, hükümsüz kılan bir kadastro çalışması olmaması gerektiğini, tesis kadastrosu paftası ile uygulama kadastrosu paftasının uyumlu olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası,
3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı … vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 120,60 TL’nin temyiz eden …’dan alınmasına,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 … içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.