YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2444
KARAR NO : 2023/5562
KARAR TARİHİ : 18.05.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1456 E., 2022/2438 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 37. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/38 E., 2021/171 K.
Taraflar arasındaki yurtdışı borçlanma talebinin geçerli olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacının Türkiye de SSK lı hizmetlerinin bulunduğunu, iadeli taahhütlü mektup ile 25.12.2019 da 4/1-a maddesi kapsamında yurt dışı borçlanma talep ettiklerini, davacının sözlü vekalet verdiğini, yazılı vekalet için almanya dan konsolosluktan randevu alınamadığını, temmuz 2019 da 3201 sayılı yasada önemli değişiklikler yapıldığını, artık yurt dışı borçlanmaların 4/1-b maddesi kapsamında yapılması ve ödenecek prim tutarının da oranının artırılması düzenlemesi sebebiyle sigortalılar aleyhine değişiklikler olduğunu, bu itibarla yasanın yürürlüğe girdiği 01.08.2019 dan önce başvuranların eski hükümlere tabi olacağı, bu gerekçe ile yapılan sözlü vekalete dayalı başvurunun geçerli sayılması gerektiği, kurumun başvuru üzerine 02.10.2019 da vekalet örneği ve hizmet dökümünü isteyip 3 ay süre verdiği 07.10.2019 da kargo ile istenilen belgelerin gönderildiğini, kurumun 19.11.2019 da vekaletname düzenleme tarihinin başvuru tarihi olan 25.07.2019 dan sonra olması sebebiyle talebi reddettiğini, HMK 76 ıncı maddeye göre sonradan vekalet verilmesinin mümkün olduğunu belirterek kurum işleminin iptali, davacının 25.07.2019 daki başvurusunun geçerli olduğunun tespiti ile müracaat tarihinin de geçerli asgari prim tutarı üzerinden ve 4/1-a maddesi kapsamında borçlanma hakkı olduğunun tespitini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki süre husumet itirazında bulunmuş, 04.03.2021 tarihli cevap dilekçesinde de başvurudan sonraki tarihi taşıyan vekaletname ile yapılan başvurunun geçerli sayılamayacağı belirtilerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; “vekalet sözleşmesi TBK 502 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Vekalet sözleşmesi, vekilin vekalet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir, kurulması 503 üncü maddede gösterilmiş burada vekil olarak atanacak kişinin görülecek iş ile ilgili bu işleri görme konusunda resmi bir sıfata sahip ise veya işin yapılması mesleğinin gereği ise vekalet verene önerisini reddetmedikçe sözleşmenin kurulmuş sayılacağı belirtilmiş, 504 üncü maddede de kapsamı açıklanmıştır. Maddede sözleşmede açıkça gösterilmemişse görülecek işin niteliğine göre kapsamın belirleneceği özellikle vekilin üstlendiği işin görülmesi için gerekli hukuki işlemlerin yapılması yetkisini de kapsadığı, özel yetki olmadıkça vekilin dava açamayacağı, sulh olamayacağı, hakeme başvuramayacağı, iflas, iflasın ertelenmesi, konkordato talep edemeyeceği, kambiyo talebinde bulunamayacağı, bağışlama yapamayacağı, kefil olamayacağı, taşınmaz devredemeyeceği ve bir hak ile sınırlandıramayacağı belirtilmiştir. Görüldüğü gibi esasen vekalet belirli bir iş için verilebileceği gibi genel anlamda vekalet verenin hukuki işlerini takip etmek üzere de verilebilir, kurulması için yasada özel bir şekil de öngörülmemiştir. Ancak ispat açısından yazılı olması gerekir. Bunun dışında genel vekalet kapsam bakımından temsil edenin temsil edilene ait üstlendiği tüm işleri onun yerine yapma yetkisini vermektedir. Vekaletnamede yapılacak işler sınırlandırılabilir, ancak kanunen bazı işler için vekaletnamede ayrıca ve açıkça özel yetki verilmesi gerektiği gibi dava açmak gibi bazı işler için de özel yetki gerekmektedir. Davacının yurt dışı borçlanma talebi bakımından özel yetki verilmesi gerektiğine dair hiçbir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Nitekim bizzat sgk nın çıkarttığı yönetmelikte dahi böyle bir düzenlemeye yer verilmemiş olup düzenleme yapılsaydı bile bu durum yasaya aykırı olurdu, SGK resmi bir kurumdur, resmi kurumda işlerinin takibi için genel yetki verilmesi yeterli olup yasa gereği yurt dışı çalışma borçlanması da vekilce yapılabilecek işlerdendir. Yurt dışı borçlanması kişilerin mal varlığını azaltan bir işlem değildir. Borçlanma talebi kabul edildiğinde kurum ilgiliye süre vermekte böylece ilgili işlemden haberdar olmakta, parayı yatırırsa kendi iradesi ile yatıracağından mal varlığında borç doğurucu işlemi kendisi yapmış olmaktadır, yoksa bedeli süresinde yatırmaması halinde zaten işlem yapılmamakta olup kurumca icra gibi zorlayıcı yöntemlere başvurulamamaktadır. Dolayısıyla kurumun yurt dışı borçlanma ile ilgili vekil aracılığı ile yapılan işlemlerde ayrıca ve açıkça bu konuda yetki araması hukuka aykırı olduğu gibi davacının vekili aracılığı ile yapılmış başvurunun yapıldığı tarihte yazılı vekalet sunulmamış olması başvuruyu geçersiz kılmaz. Vekaletname sonradan verilebileceği gibi davacının yapılan işleme onay vermesi halinde de vekil aracılığı ile yapılan işlem geçerlilik kazanır. Davacı asilin sonradan kurumca borçlanma ile ilgili evrakları vekiline vermesi ve işlemin tamamlanması için vekaletnameyi yazılı olarak düzenlemiş olması onay anlamını taşıyacağından başvurudan sonra düzenlenmiş olsa dahi vekaletnamenin var olduğu başvurunun geçerli olduğu kabul edilmelidir.” gerekçesiyle davanın kabulüne Kuruma yapılan 25.07.2019 tarihli 3201 sayılı Kanun kapsamında yurt dışı hizmet borçlanma başvurusunun geçerli olduğunun tespitine, aksine 19.11.2019 tarihli kurum işleminin iptaline, davacının müracaat tarihi olan 25.07.2019 tarihinde geçerli asgari prim tutarı üzerinden başvuru tarihindeki mevzuata göre 4/1-a maddesi kapsamında borçlanma hakkı bulunduğunun tespitine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili, ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunu, usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, Kurum işlemlerinin mevzuata uygun bulunduğunu beyan ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge adliye mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; Somut olayda; davacı adına Av. … tarafından 25.07.2019 tarihinde Kuruma 3201 sayılı Kanun uyarınca borçlanma talebinde bulunulduğu, Kurum tarafından talep tarihi itibariyle yurt dışı borçlanması yapmaya yetkili olduğunu gösteren vekaletnameyi 3 ay içinde göndermesi gerektiğinin belirtildiği, bunun üzerine davacı adına düzenlenen 16.08.2019 tarihli vekaletnamenin 08.10.2019 tarihinde Kuruma gönderildiği, Kurumun 19.11.2019 tarihli yazısı ile borçlanma talep tarihinde geçerli bir vekaletname olmadığı için borçlanma başvurusunun iptal edildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. SSİY’nin 80 inci maddesi; kurum nezdinde sigortalı dışında işlem yapacak kişileri sınırlamaya ve vekaletnamesiz işlem yapılmasını engellemeye yönelik ve vekaletnamede gelir ve aylık bağlanmasına ilişkin talepler için özel yetki verilmesine yönelik bir düzenleme olup, her ne kadar vekaletname borçlanma talep tarihinden sonra düzenlenmişse de, bunun davacının yurt dışında bulunmasından kaynaklandığı ve 3 aylık süre içinde verilen vekaletname ile borçlanma talebinin geçerli hale geldiğinin kabulü gerektiği, davanın yargı kararları ile belirlenen makul süre içerisinde açılmış olması nedeniyle davacının başvuru tarihindeki prim miktarı üzerinden borçlanabileceği ve Türkiye’de 10.11.2016 – 11.11.2016 tarihleri arasındaki sigortalı çalışmaları nedeniyle 4/1-a kapsamında borçlanma yapabileceği anlaşıldığından mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı kurum vekili; kararın yerinde olmadığı, yeterli inceleme yapılmadığını ileri sürerek, eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 25.07.2019 tarihli yurtdışı borçlanma müracaatının geçerli olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3201 sayılı Kanun’un 1, 5 inci maddeleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davalı kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.