YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2181
KARAR NO : 2023/2909
KARAR TARİHİ : 29.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçesinde; tarafların murisinden kalan fındık bahçesinin davalı tarafından kullanıldığını, davacının kullanımına müsaade edilmediğini belirterek ecrimisil talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; muris babalarının sağlığında dava konusu taşınmazda her mirasçının payına düşen kısmın belirlendiğini, müvekkilinin davacının payına düşen kısma el atmasının söz konusu olmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.05.2016 tarihli 2015/347 Esas ve 2016/319 Karar sayılı kararı ile, davanın kabulüne, toplam 9.629,35 TL ecrimisil bedelinin tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12.11.2020 tarih ve 2018/7074 Esas, 2020/7183 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazda pay oranlarının tespiti açısından tapu kayıtlarının getirtilmesi gerektiği, taşınmaz başında keşif yapılarak taraf tanıkları dinlenmesi, tüm maliklerin katılımı ile taksim ve kullanım anlaşmasının bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunuyor ise bu anlaşmaya göre zeminde her bir paydaşın kullandığı alan teknik bilirkişiye gösterilerek bu hususun yöntemine göre hazırlanacak teknik rapora ve krokisine yansıtılması, tüm taşınmaz maliklerinin kabul ederek uzun süreden beri uymuş oldukları fiili kullanım durumunun bulunup bulunmadığı araştırılması, fiili kullanım oluşmamışsa davacının taşınmazda kullandığı veya kullanmasına müsait bir kısmın olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bu gerekçeyle hüküm bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen Esas ve Karar sayılı kararı ile; bozma ilamına uyularak yeniden yapılan keşif doğrultusunda, tarafların murisinin sağlığında çocukları arasında miras taksimi yaptığı, bu taksim esnasında davacıya taşınmazın güneyinde kalan kısmın verildiği, davacının bu yeri 2012-2013 yıllarında kullandığı, bu hali ile paylaşımın 2012 yılında yapılmış sayılacağı, daha sonra davalının davacıya düşen yeri 1 yıllığına kullanmak istemesi üzerine davacının rızası hilafına davalının 2014 yılından beri bu taşınmazı kullandığı, davacıya iade etmediği ve aynı zamanda kendisinin kullandığı; davalı, davacıya kullanması için kendi yerini göstermiş ise de davacının bunu kabul etmediği, davacının sonradan gösterilen yeri hiç kullanmadığı, her ne kadar davalı tanıkları taşınmazın davacı tarafından satışa çıkarılacağından bahisle bu taşınmazın bu kısmının muris tarafından alınarak davalıya verildiği iddia edilmiş ise de, davacı tanıkları tarafından davacının bu yerin satışa çıkarılmadığını beyan etmeleri ve davalının 10.11.2021 tarihli celsede davacı ile yer değişikliği yapmadıkları hususu bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalının davacının yerini 2014 yılından beri davacının rızası hilafına kullandığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne 2.090,74 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline, birleştirilen davanın kabulüne 15.475,31 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, cevap dilekçesinin içeriğini tekrarla, mahkemece bozma ilamı gereklerinin yerine getirilmediğini, eksik incelemeyle karar verildiğini, murisin zamanında yaptığı taksime davacının uymadığını, kendisine ait yerdeki fındıkları toplamadığını, davalının davacıya ait yeri kullanmadığını, tanık olarak dinlenen kardeşi … ile davalı arasında çok sayıda ceza davası olup husumetli olduklarını, tanığın yanlı beyanda bulunduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, paydaşlar arası ecrimisil talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Asıl dava yönünden yapılan incelemede; 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarih ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı açıkça düzenlenmiştir.
01.07.2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, öngördüğü istisnalar dışındaki hükümleri yayım tarihinde yürürlüğe giren 14.07.2004 tarih ve 5219 sayılı “Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ve ayrıca 5236 sayılı Kanun; katsayı artışı da uygulanmak suretiyle bu kanunların yürürlük tarihinden sonra yerel mahkemelerce verilen hükümler yönünden 2022 yılı için 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427 nci maddesindeki temyiz (kesinlik) sınırını 5.810,00 TL olarak değiştirmiştir.
Dosya içeriğine göre; davalı aleyhine kabul edilen ve temyize getirilen ecrimisil miktarı 2.090,74 TL olup karar tarihi itibariyle temyiz sınırı 5.810 TL altında kaldığından temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
1.Yukarıda V-C-3-1 paragrafında açıklanan sebeplerle;
Asıl dava yönünden, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2.Yukarıda V-C-3-2 paragrafında açıklanan sebeplerle;
Birleştirilen dava yönünden, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.