Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/16144 E. 2006/16106 K. 23.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/16144
KARAR NO : 2006/16106
KARAR TARİHİ : 23.11.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 07.07.2005 … ve 2005/7336 -9333 sayılı bozma kararında özetle; “Hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açtığı halde, taşınmazın niteliği yönünden ziraat uzmanı bilirkişi görüşü alınmadığı, zilyetliğin başlangıcı, kullanılış biçimi, süresi hususlarında taraf tanıklarının beyanlarına başvurulmadığı, bu nedenle mahkemece, önceki bilirkişiler dışında bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının varlığının araştırılması, imar ihya olgusu üzerinde durulması, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazın imar ihya edilip edilmediği, edildi ise tarihi, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığının belirlenmesi, bu yolda rapor alınması; zilyetlik tanıklarının taşınmaz başında dinlenmesi, var ise imar ihyanın ve zilyetliğin ne zaman başladığı ne zaman tamamlandığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği, taşınmazın ekonomik amacına uygun olup olmadığı sorularak, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve dava konusu … Köyü 109 ada 1 sayılı parselin davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Kadastro sırasında … Köyü … mevkii, 109 Ada 1 parsel sayılı 13871 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tesbit edilmiş, Hazine, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki orman, çalılık ve taşlık niteliğindeki yerlerden iken davalı tarafından el atıldığı, zilyetlik koşullarının oluşmadığı, Hazine adına tapuya tescili iddiasıyla dava açmış, mahkemenin 30.11.2004 … ve 2004/1117 – 235 sayılı davanın reddine çekişmeli parselin tesbit gibi davalı adına tapuya kayıt ve tesciline ilişkin kararı, Hazine tarafından temyiz edilmiş, Dairece başlıkta belirtildiği gibi bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak 17.02.2006 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi … ve tesbit bilirkişisi … tarafından çekişmeli taşınmazın 1950 yılından beri tarım alanı olarak öncesinde babası sonra da davalı tarafından ekilip biçildiği, 50 yılı aşkın süredir zilyet edildiği bildirilmiş, aynı keşfe katılan Orman Yüksek Mühendisi bilirkişiler … Babür, … ve … ile Fen elemanı bilirkişi … tarafından düzenlenen müşterek raporda, çekişmeli taşınmazın eski tarihli memleket haritasında orman sayılmayan beyaz renkli açık alan olarak nitelendirildiği, eğimin
% 20-25 olduğu, 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldığı, sonuç olarak orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmiş, rapora eklenen ve arazi kadastro paftası ile memleket haritasının çakıştırılması suretiyle düzenlenen krokide çekişmeli parsel kısmen yeşil ile renklendirilip orman olarak nitelendirilen alanda işaretlenmiş, mahkemece bu çelişki üzerinde durulmamış, bilirkişiler tarafından düzenlenen 20.10.2006 tarihli ek bilirkişi raporunda da, önceki raporlarda, taşınmazın bir bölümün eski tarihli haritalarda orman olarak nitelendirildiği halde, sehven tamamının orman olarak nitelendirilmediğinin bildirilip buna göre rapor düzenlendiği, oysa taşınmazın (A) ile gösterilen 3078.98 m2 ve (C) ile gösterilen 1547 m2 bölümün eski tarihli haritalarda orman olarak nitelendirildiği, bu bölümlerin orman sayılan yerlerden olduğu rapor edilmiş, ziraat uzmanı bilirkişi Necati Doğanay ise taşınmazın en az 50 – 60 yıldır tarım alanı olarak kullanıldığını bildirmiştir. Birbiri ile çelişen bilirkişi raporlarına dayanılarak karar verilemez.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece Devlet Ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 … ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 … ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 … ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.11.2006 günü oybirliği ile karar verildi.