YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3925
KARAR NO : 2023/7245
KARAR TARİHİ : 07.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/312 Esas, 2015/135 Karar
SUÇLAR : Tefecilik, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet (sanık …’nin katılan …’a yönelik eylemleri nedeniyle zincirleme tefecilik suçundan, sanıklar … ve …’nin katılan …’a yönelik eylemleri nedeniyle tefeciliğe yardım etme suçundan, sanık …’nin mağdurlar … ve …’e yönelik eylemleri nedeniyle tefecilik suçundan, sanık …’nin mağdur …’e yönelik eylemi nedeniyle tefecilik suçundan), beraat (sanık …’nin katılan …’a ve şikayetçi …’e yönelik tehdit ile yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçlarından, sanık …’nin mağdur …’e yönelik tehdit suçundan, sanık …’nin mağdurlar …, … ve şikayetçi …’a yönelik zincirleme tefecilik ile şikayetçi …’ye yönelik yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçlarından, sanık …’nin mağdur …’e yönelik eylemi nedeniyle tefecilik suçundan)
… Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.04.2015 tarihli ve 2014/312 Esas, 2015/135 sayılı Kararının katılan … şikayetçi … vekilleri, sanık … müdafii ile sanıklar …., …, … ve … müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Sanıklardan …’ın şikayetçi …’a, …’in mağdur …’e yönelik tefecilik suçlarından açılan kamu davalarında Mahkemesince zamanaşımı süresi içinde işlem yapılması mümkün görülmüştür.
Her ne kadar 03.05.2018 tarihli Tebliğnamede, sanık …’ın şikayetçi …’a yönelik eylemleri nedeniyle beraat ettiği tüm suçlar nedeniyle görüş bildirilmişse de, 17.04.2015 tarihli kararda, sanık … hakkında şikayetçi …’a yönelik eylemi nedeniyle kurulan herhangi bir hükmün bulunmadığı anlaşılmakla, bu husus temyiz incelemesi dışında bırakılmıştır.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, tefecilik ve yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçlarından açılan kamu davalarına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre doğrudan zarar görmeyen şikayetçi …’ın katılma hakkının olmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının temyiz hakkı vermeyeceği, bu itibarla sanık … hakkında tefecilik ve yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçlarından kurulan hükümleri temyiz yetkisi bulunmadığından vekilinin temyiz isteminin,
Keza, sanık … hakkında tehdit ve yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçlarından, sanık … hakkında tehdit, sanık … hakkında ise yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçlarından açılan kamu davalarına 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesine göre doğrudan zarar görmeyen Hazine’nin katılma hakkının olmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının temyiz hakkı vermeyeceği, bu itibarla anılan suçlardan kurulan hükümleri temyiz yetkisi bulunmadığından vekilinin temyiz isteminin,
Ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerden sanık … müdafii ile sanıklar …, …, … ve … müdafiinin müvekkilleri hakkında tefecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerini, katılan … vekilinin de sanık … hakkında tefecilik suçundan kurulan beraat hükmünü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.12.2013 tarihli ve 2013/4629 Soruşturma, 2013/2370 Esas, 2013/913 numaralı İddianamesiyle tefecilik suçundan sanık … hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 241 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmesi, sanıklar … ve … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 241 inci maddesinin birinci fıkrası, 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları, 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmesi, 63 üncü maddesi uyarınca tutuklulukta ve gözaltında geçirdikleri sürelerin cezalarından mahsubu, sanıklar …, …, … ve … hakkında ise 5237 sayılı Kanun’un 241 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları, 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmesi, 63 üncü maddesi uyarınca tutuklulukta ve gözaltında geçirdikleri sürelerin cezalarından mahsubu; tehdit suçundan sanıklar … ve … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve 43 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları, 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmesi, 63 üncü maddesi uyarınca tutuklulukta ve gözaltında geçirdikleri sürelerin cezalarından mahsubu, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 277 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca cezalandırılması, 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmesi, 63 üncü maddesi uyarınca tutuklulukta ve gözaltında geçirdiği sürelerin cezasından mahsubu, sanık … hakkında ise 5237 sayılı Kanun’un 277 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 43 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması, 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmesi, 63 üncü maddesi uyarınca tutuklulukta ve gözaltında geçirdiği sürelerin cezasından mahsubu talebiyle kamu davası açılmıştır.
2…. 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.01.2014 tarihli ve 2014/6 Esas, 2014/1 sayılı Kararı ile sanıklar …, … ve …’ın eylemlerinin sübutu halinde 5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde düzenlenen nitelikli yağma suçunu oluşturabileceği, diğer sanıkların eylemlerinin de bu suçla bağlantılı olması ve davaların birlikte görülmesi gerektiği, yargılama yapma görevinin Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu şeklindeki gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir.
3.Bir kısım sanıklar müdafiinin görevsizlik kararına itiraz etmesi üzerine … Ağır Ceza Mahkemesinin 10.02.2014 tarihli ve 2014/75 Değişik iş sayılı Kararı ile; sanıkların iddia olunan eylemlerinin iddianamede belirtildiği şekilde tefecilik ve tehdit suçları kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu suça ilişkin davalara bakma, delillerin değerlendirilmesi ve takdirinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğundan bahisle itirazın kabulüne, Asliye Ceza Mahkemesince verilen görevsizlik kararının kaldırılmasına ve mahkemeler arasında oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü için dosyanın Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4.Dairemizin, 15.09.2014 tarihli, 2014/7613 Esas, 2014/8431 sayılı Kararı ile; … Ağır Ceza Mahkemesinin 10.02.2014 tarihli ve 2014/75 Değişik iş sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
5…. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.04.2015 tarihli, 2014/312 Esas, 2015/135 sayılı Kararı ile; sanık … hakkında tehdit ve yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçlarından, sanık … hakkında tehdit suçundan, sanık … hakkında tefecilik ve yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçlarından, sanık … hakkında ise tefecilik suçundan beraatlerine; tefecilik suçundan sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 241 inci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 4 yıl 8 ay hapis ve 1.600 tam gün karşılığı günlüğü 30 Türk lirasından (TL) olmak üzere 48.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına, 63 üncü maddesi uyarınca tutuklulukta ve gözaltında geçirdiği sürelerin cezasından mahsubuna, sanıklar … ve … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 241 inci maddesinin birinci fıkrası, 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca ayrı ayrı 1 yıl 3’er ay hapis ve 250 tam gün karşılığı günlüğü 20 TL’den olmak üzere 5.000,00’er TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına, 63 üncü maddesi uyarınca tutuklulukta ve gözaltında geçirdikleri sürelerin cezalarından mahsubuna, sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 241 inci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 3 yıl hapis ve 900 tam gün karşılığı günlüğü 30 TL’den olmak üzere 27.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına, 63 üncü maddesi uyarınca tutuklulukta ve gözaltında geçirdiği sürelerin cezasından mahsubuna, sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 241 inci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 3 yıl hapis ve 800 tam gün karşılığı günlüğü 30 TL’den olmak üzere 24.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına, 63 üncü maddesi uyarınca tutuklulukta ve gözaltında geçirdiği sürelerin cezasından mahsubuna hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gözetilmeden, yetersiz delillere dayanılarak sanık hakkında tefecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğu, kararın usûl ve yasaya aykırı olduğu ve Yargıtayca resen nazara alınacak sebeplerle,
B. Şikayetçi … Vekilinin Temyiz Sebepleri
Katılana yönelik sanık … tarafından işlenen tefecilik ve yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçlarından verilen beraat kararlarının usûl ve yasaya aykırı olduğu, sanık …’in üzerine atılı suçların unsurlarının oluştuğu, sanığın beraatine ilişkin hükümlerin bozulması gerektiği ve Yargıtayca resen nazara alınacak sebeplerle,
C. Sanıklar …, …, … ve … Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin usûl ve yasaya aykırı olduğu, sanık …’in cezalandırılmasına sebep olan mağdur …’in beyanlarının gerçeği yansıtmadığı, beyanları arasında çelişki bulunduğu, sanığın cezalandırılmasına yeterli somut delilin bulunmadığı, sanık …’ın mağdur …’e faiz karşılığı para verdiğine dair delilin bulunmadığı, senede karşı ispat zorunluluğunun mağdurda bulunduğu, ispat yükünün sanığa bırakılarak sanığın cezalandırılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, …’ın mağdur …’a yönelik olarak tefecilik suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmasının usûl ve yasaya aykırı olduğu, mağdurun suça konu paranın miktarı konusunda çelişkili beyanlarda bulunduğu, mağdurun özel yaşantısındaki olumsuzluklar sebebiyle taşınmazını sanığa bedeli mukabilinde sattığı, mağdura yönelik cebir ve tehdidin bulunmadığının mahkemece de kabul edildiği, tanık …’in beyanlarının da gerçek dışı ve çelişkili olduğu, bu beyanlara dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesinin hatalı olduğu, sanık …’ın mağdur …’a yönelik tefecilik suçuna aracılık ettiğinden bahisle cezalandırılmasına karar verilmesinin usûl ve yasaya ve maddi gerçekliğe aykırılık teşkil ettiği, sanığın tek eyleminin mağdur ile sanık …’ı tanıştırmaktan ibaret olduğu, sanığın mağdurdan komisyon aldığı iddiasının asılsız olduğu, mağdur … ve tanık …’in aşamalardaki beyanlarının çelişkili olduğu ve gerçeği yansıtmadığı, sanığın atılı suçu işlediğine dair delilin bulunmadığı, tüm sanıklar hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak hükümler tesis edilmesinin yerinde olmadığı, takdiri indirim nedenlerinin uygulanması gerektiği, bazı tanık ve mağdurların kovuşturmada dinlenilmeden eksik araştırmayla hükümler kurulduğu, kollukta şikayeti bulunmayan bazı kişilerin savcılıktaki ifadeleri sonrasında şikayetçi konumuna sokulmalarının hukuka uygun olmadığı, maddi vakıanın ve suç vasfının yanlış değerlendirildiği, tüm sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hükümler kurulmasının hatalı olduğu sebepleriyle,
Katılan … Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanıklardan … hakkında tehdit ve yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs, … hakkında tehdit, … hakkında tefecilik ve yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs, … hakkında ise tefecilik suçlarından eksik inceleme ve araştırmayla usûl ve yasaya aykırı hükümler kurulduğu, adı geçen sanıkların üzerlerine atılı suçların sabit olduğu ve Yargıtayca resen gözetilecek sebeplerle,
Hükümleri temyiz etmişlerdir.
III. GEREKÇE VE KARAR
1.Hazine vekilinin, sanık … hakkında tehdit ve yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçlarından, sanık … hakkında tehdit, sanık … hakkında ise yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçlarından kurulan hükümlere, şikayetçi … vekilinin sanık … hakkında tefecilik ve yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçlarından kurulan hükümlere yönelik olarak temyiz taleplerinin incelenmesinde
Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle Hazine ve şikayetçi … vekillerinin anılan hükümlere yönelik temyiz taleplerinin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca, Hazine vekilinin temyiz talepleri yönünden Tebliğname’ye uygun, şikayetçi … vekilinin temyiz talepleri yönünden ise Tebliname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE,
2.Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında tefecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik olarak müdafiilerinin, sanık … hakkında tefecilik suçundan verilen beraat hükmüne yönelik olarak ise katılan … vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde
Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, tefecilik suçunun suç tarihi itibarıyla lehe olan 7242 sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan değişiklik öncesi yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 241 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezasının üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 8 yıllık olağan ve 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
Sanıklar …, …, …, … ve …’ın eylemleri yönünden, 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 17.04.2015 tarihli mahkûmiyet hükümleri olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
Sanık …’in eylemleri yönünden, dosya kapsamına göre son suç tarihinin 2010 yılı olduğu, bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
Açıklanan nedenlerle; … Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.04.2015 tarihli ve 2014/312 Esas, 2015/135 sayılı Kararına yönelik katılan … vekilinin sanık … hakkında kurulan hükme ve sanıklar …, …, …, … ve … müdafiilerinin kendi müvekkilleri hakkında kurulan hükümlere ilişkin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden ve dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar yönünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak adı geçen sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
3.Sanık … hakkında tefecilik suçundan verilen beraat hükmüne yönelik katılan … vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde ise
Sanık …’nin hükümden sonra 20.05.2021 tarihinde öldüğü Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından, bu husus mahallinde araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesi ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca bir karar verilmesi lüzumu hukuka aykırı görülmüştür.
Açıklanan nedenle; … Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.04.2015 tarihli ve 2014/312 Esas, 2015/135 sayılı Kararına yönelik katılan … vekilinin temyiz isteği ve dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında, sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,07.06.2023 tarihinde karar verildi.